Dün akşam da; kazanılan puanın dışında, konuşulacak olumlu şeylerin çok az olduğu bir başka maç oldu. Trabzonspor’un oyunu rakibine kabul ettirdiği bir zaman dilimi neredeyse hiç yoktu. Kendi sahasında uzun süredir kaybetmeyen Kocaelispor’un, maç boyunca fiziksel olarak da üstünlük kurduğu açıkça görüldü.
Oyunu yönlendirmesi beklenen oyuncular üzerindeki baskı karşısında ikili mücadelelerin büyük bölümünü kaybettik. Kocaelispor’un uzun oynadığı toplarda hava hâkimiyetini sağlayamadık, seken ve ikinci topları toplamakta da ciddi sorun yaşadık. Bu durum, pozisyon sayısı çok fazla olmasa da Kocaelispor’un maçı baştan sona kontrol ettiği algısını tribünde ve ekran başında izleyenlere fazlasıyla hissettirdi.
Buraya kadar sözünü ettiğimiz sorunların önemli bir kısmı, bu maça özgü görüntülerdi. Sezonun önceki bölümünde aynı ölçüde yaşamadığımız bu aksaklıklar, Kocaelispor’un oyun tercihleri ve maçın temposuyla daha görünür hâle geldi. Ancak Trabzonspor adına uzun süredir devam eden ve taraftarın beklentisini doğrudan etkileyen asıl problem, hücum oyunu tarafında yaşanan sıkıntılar.
Yerleşik savunmalara karşı gol bulma arayışımız, büyük ölçüde oyuncuların bireysel becerilerine dayanıyor. Ceza sahası çevresinde kalabalıklaştığımız anlarda pas hızımız yeterince artmadığı için savunma blokları arasında boşluklar bulmakta zorlanıyoruz. Bu durum, oyunun üçüncü bölgesinde topu geri kazanma becerimizin çoğu zaman Falcorelli’nin ani ve bireysel preslerine bağlı kalmasıyla birleşince, oyunu rakibe kabul ettirmek daha da güçleşiyor.
Son haftalarda bir diğer dikkat çeken konu ise kadrodaki değişimlerle birlikte kaybolan bazı alışkanlıklarımız. Ön alan presindeki süreklilik, geriden hızlı ve ezberlenmiş paslarla çıktığımız çizilmiş hücum setleri bir süredir sahada görünmüyor. Bu eksiklikler, oyunun hem temposunu hem de sürekliliğini doğrudan etkiliyor.
Tüm bunlara rağmen takımın dün akşamki mücadele isteği görmezden gelinemez. Kötü oynarken kazanabilmek, büyük takımların zaman zaman başvurduğu bir refleks olduğu kadar bu takımın da şu an en çok ihtiyaç duyduğu şey. Alınan galibiyetler, sahadaki problemleri çözmese bile teknik ekip ve yönetim açısından süreci daha yönetilebilir kılıyor.
Futbolda her sorunun çalışmayla çözülebileceği düşüncesi kulağa hoş gelir; ancak gerçekçi olmak gerekir. Bu takım özelinde bazı aksaklıklar, doğrudan oyuncu profiliyle de ilgili. Belirli bölgelerde doğru özelliklere sahip futbolcular yoksa, antrenman kalitesi ne kadar yükselirse yükselsin ortaya çıkan tablo değişmiyor. Bu nedenle uzun süredir konuşulan transfer ihtiyacının, ara dönemde karşılanması camianın en büyük beklentilerinden biri.