Enflasyon; genel fiyat seviyelerindeki artış olup para biriminin satın alma gücünün zamanla azalmasına neden olan, mal ve hizmet fiyatlarının artması işletmelerin daha fazla para harcaması anlamına gelir.
Anadolu topraklarında tarım her zaman başarılı bir üretim sektörü olarak insanımızın beslenmesinde, kendi kendini istihdam etmesinde ve göce gereksinim duymadan yerleşik düzeninide sağlaması açısından önemli bir sektör olmuştur. Onun içindir ki dünyada kendi kendine yeterli yedi ülkeden biri olmamızın temelide bu hakikate dayanmaktadır.
Hem bitki çeşitliliği, gen kaynakları, değişik ata tohumları, iklimi, suyu, toprağı ve ekosistemiyle örtüşen insanımızın derin bir üretim kültürü bu varlıklarla hayat bularak kendini üretimsiz ve gıdasız bırakmadan bu kazanım, nesilden nesile bırakılarak devam ettirilmiştir.
Ancak ahenkli bir şekilde işleyen bu döngü zaman içinde ağırlaşan yaşam koşullarıyla yarışma hızını kaybederek, insanlarımız gıdaya erişimde sıkıntı çekmeye başlamış ve neticede üretim zayıflamış, kavramlar değişmiş ve devreye hızlı bir şekilde üretimden uzaklaşma girerek yılların tarımsal uğraş duyarlılığı da kopmaya doğru yönelmiştir.
Sorunun bu şekilde ağırlaşması bizden önceki kuşakların tarımsal açıdan sınırlı olan toprakları artırmak için yıllarca uğraş vererek ciddi kazanımlar sağlamışlardır. Ekmişler, biçmişler, hasat ederek nesillerini topraksız ve gıdasız yaşatmamak için insan üstü bir gayret sarfetmişlerdir.
İşte bitmeyen bu enerjisi ile ülke insanımız üretimlerinin ihraç edilmesiyle tarımsal sanayi sektörü ve diğer sektörlerde bir çok fabrika kurularak, sanayi açısından fakir olan ülkemiz ciddi atılımları başarmıştır. Toprak o kadar önemli olmuş ki o yoksa yaşam da yok anlamını taşır bir durum ve algı oluşmuştur. Bu yüzdendir ki sınır ihlalleri yüzünden cinayetler dahi işlenmiş, özellikle meyilli tarım alanlarında erozyon sonucu arazilerin dip kısımlarına taşınan topraklar, analarımız tarafından sepetlerle taşınarak toprak derinliği az olan alanlara serilerek üretimde devamlılığın sağlanması hiç unutulacak bir mücadele değildir.
Ayrıca savaş yıllarında muhacirliklerin yaşandığı dönemlerde yerinden toprağından mahrum olarak yaban ellerde yaşayan insanlarımızın çektikleri acılar ve bitmeyen toprak özlemleri bizlere bırakılan bir miras ve aynı zamanda bir öğretidir.
Buradan çağrışımla tarım topraklarımız çekilen sıkıntılar dikkate alınmadan çok hovardaca kullanılarak 26 milyon hektar olan tarım toprağımız artırılacağı yerde 4 milyon hektar azalarak 22 milyon hektara düşmüştür. Aslında bilimsel olarak her doğan çocuk için 400 metrekare yeni toprağa ihtiyaç olduğundan haraketle, yeni toprak üretme bir yana 40 milyar metrekare toprak kaybetmiş durumdayız. Bu kayıp gittikçe arttığından yeni doğan her bir çocuğun toprak hakkıda gittikçe azalmakta olup, işte gelecekte ne derece ağır bir gıda krizine sürükleneceğimizin de bu durum açık göstergesidir.
Toprağa bağlı olarak üretimimizin azalması dünyada tüm sektörlerle atbaşı giden bir tarım sektörü varken, ülkemizdeki gıda enflasyonu artışı ve gittikçe dışarıya olan bağımlılığımızın artmasıda boşuna değildir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi 442 sayılı köy kanununun yürürlükten kaldırılarak yabancılara toprak satışının önünün açılması ayrı bir risk taşımakta olup, satılan alan miktarlarıda gittikçe artırılmaktadır. Yine maden aramaları için, meralarımız, ormanlarımız, tarım alanlarımız ve zeytinliklerimiz sanki sonsuz rezervlerimiz varmış ve nüfusumuz da hiç artmadan azalacakmış gibi elden çıkarılmaya devam edilmektedir.
Sularımızın kirletilmesi her türlü üretime müsait topraklarımızın yok edilmesi ormanlarımızın yanması önemli tarım alanlarında obrukların giderek çoğalması ve daha bir çoğu tamamen tedbirsizlik olup, sonucun nereye varılacağı hiç sorgulanmamaktadır.
Ülkemiz gıda konusunda sıkıntı çekip, dışardan tarım ürünü alma mecburiyetinde kalıyorsa, altyapının yukarıda anlatıldığı gibi çökertilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. İşte enflasyona giden yolun taşları böyle döşenmiş ,özetin özeti süreç ise emperyal bir sömürü mekanizmasının devam eden somut halidir.Olay bu kadarlada kalmayıp, tarımsal girdiler önemli ölçüde artıp üretici gücü ve üretim desenide gittikçe azalmakta tüketicilerde gıdaya erişimde çok sınırlı kalmaktadırlar.
Milyarlık yatların akaryakıtından ve her türlü mücevherattan özel tüketim vergisi alınmayıp çiftçinin emeği yok pahasına sömürülürken, akaryakıt, gübre, tohum ,ilaç, yedek parça ile kredi faizlerinde bir kuruş indirim yapılmaması enflasyonun sıçramasına etki etmektedir. Yine nakliyeciler açısından akaryakıtın çok pahalı olması bilindiği halde ,devletin bu konuda da önlem almayışı fiyatları mega düzeyde artırırken, oluşan bu çok bileşenli stratejik sömürü ortamında vurgun kural tanımaz bir sürece evrilmiştir.
Vurgun tarlada başlayıp, her tarafa yayılıp nakliyeci, toptancı, depolama, market zincirlerinde devam ederken fiyatlar ise her gün çarpan etkisiyle artmaktadır. Dünyada gıda sektörü başta askeri silah sektörleriyle yarışırken bizde harika bir ekosistemimiz olduğu halde dışarıdan tarım ürünü ve türevlerini alarak çiftçimize verme durumunda olduğumuz milyar dolarlarda başka ülkelerin kasalarına girmektedir.
Durumun tamamen tertip ve düzenden çıktığı bir ortamda insanlar enflasyon tekerlemesi baskısı altında iliklerine kadar sömürülmekte ve son yıllarda bu durumun etkisiyle özellikle çocuklarda önemli ölçüde boy ve kilo kayıpları gibi gelişememe sıkıntıları yaşanmaktadır.
Bu durum sosyal anlamda toplumsal geleceğimizi tehdit eder boyutlara doğru gitmektedir. Burada en önemli sorunlardan birisi ürünler tarlada çürürken veya maliyetinin altında yok pahasına çiftçiden alınırken, pazar ve marketlerde yüz lira ve daha yüksek fiyatlarla satılıp üretici ve tüketici korunmazken sadece aracılar enflasyonu gerekçe göstererek soygun düzenini sürdürmektedirler.
Burada ne üretici, ne nakliyeci, ne toptancı ve ne de market zincirleri suçlu değildir.
Burada asıl suçlu hiçbir önlem almayarak sömürüye göz yuman, üretim planlaması yapmayan, güven marjını sağlayamayan, bozulan sanayi tarım dengesini regüle edemeyen, düşük gelirlinin enflasyonunu sağlayamayan ve en korkuncu tarlada ürün çürürken veya çiftçinin ürününü bir TL'ye satma durumuna düşme/düşürülme sebebini sorgulamayarak refah düzeyinin düşmesine sebep olan ve ülkemizi birkaç gıda firmasının inisiyatifine bırakan zihniyet suçludur.