Dün akşamki maçın en güzel yanı Uğurcan'ın Elkaabe'nin jeneriklik golü olabilecek enfes rövaşatasını aynı güzellikte önlemesi olurken , bir başka güzellikte Abdülkadir Ömür'ün yaklaşık 30 metreden kendine yakışır füzesiyle takımına 3 puan getiren harkulade golü idi.

Bir de çok talihsiz bir şekilde Visca'nın kolunun kırılması oldu. Umarım ve dilerim bundan böyle ağır sakatlıkların olmamasıdır. Acil şifalar diliyorum Visca geçmiş olsun.

Dönelim şampiyonluk kadar maddi manevi önem arz eden Kopenach maçı öncesindeki Trabzonspor'da görünen resime. Hamsik'siz bir orta saha topal ördeğe benziyor.

Yeni transfer Enis bu yaraya merhem olabilecek mi bilemiyorum bildiğim orta sahaya takımı, pasları liderliği ile yönlendirebilecek oyuncu lâzım.

Şu oynanan maçlara bakıldığında kale ve defans bloğu emin ellerde gibi görünüyor. Dün cesareti ve asist yapma istemiyle birkez daha gördük ki Eren eksiklerini biran önce tamamlayabilirse  milli takım yolcusudur daha üst seviyelere çıkabilecek kumaşı var.

Ha orta sahadan bahsetmişken Dorukhan'i da atlamamak lâzım. Her haliyle beğendiğim Dorukhan'ın asli görevine dönme vakti geldiğini düşünüyorum.

Forvete gelince her takımın hani bizde de bir Cornelius olsa dediği müthiş bir yeteneği var bordo mavililerin. Ancak ileride yalnız kalıyor, istedigi kenar toplarını alamayınca stoperlerle adeta arkadaş oluyor. Bazen kendini unutturup defans arkasına top istesede ne gören var ne de beklenen pası atan var.

Ya kenar topları yada bir partner lâzım Cornelius'a. Sol kulvardaki Trezzeguet çok çalışıyor, çok koşuyor hep bana rop bana alışkanlığından vazgeçmeli.

Enerjisini final pasları atarak taçlandırmalı. Diyeceğim odur ki geçen haftada yazdım bir çiçekle bahar gelmez bu oyun Avrupa'da cücük çıkarmaz.

Trabzonspor hep büyük takım olmuştur, onun için büyük düşünmelidir. Yeniyoruz ya gibi boş kelimenin arkasına sığınılmamalıdır.

Onun için keseri hem mıhına hem nalına vurmak icap eder.