Lokantalardaki fiyatların yüksek olduğu yönündeki eleştirilere tepki gösteren Er, esnafın maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını belirtti.

“Pahalılığın nedeni lokantacı esnafı değil”

Gün boyunca “fahiş fiyat” şikâyetleriyle karşılaştıklarını ifade eden Er, yemek fiyatlarının değerlendirilirken işletmelerin satın alma maliyetlerinin ve giderlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Er, “Akşama kadar fahiş fiyat şikâyetleriyle uğraşıyoruz. İnsanlar yemeğin çok pahalı olduğunu söylüyor. Ancak ürünleri hangi fiyatlarla aldığımızın, ne kadar vergi ödediğimizin, kiraların ve su faturalarının ne kadar arttığının da görülmesi gerekiyor. Bütün bu maliyetler karşısında yalnızca lokantacı esnafını pahalılıkla suçlamak doğru değil” dedi.

“Borcu olmayan esnaf neredeyse yok”

Trabzon’daki esnafın en büyük sorunlarının yüksek kiralar, su faturaları, vergiler ve kredi kartı maliyetleri olduğunu kaydeden Er, işletmelerin büyük bölümünün borçla mücadele ettiğini dile getirdi.

Yaklaşık 600 lokantacı esnafının bulunduğunu belirten Er, “Borcu olmayan esnafımız neredeyse yok. Esnaf tamamen borçla boğuşuyor. Ben her gün işletmeleri geziyor, sorunlarını dinliyorum. Ezbere konuşmuyorum; esnafın talep ve şikâyetlerini dile getiriyorum” ifadelerini kullandı.

“Trabzon’un yöresel lezzetlerine sahip çıkılmalı”

Trabzon pidesi ve Akçaabat köftesi gibi şehre özgü lezzetlerin kentin önemli değerleri olduğunu söyleyen Er, odanın doğrudan bir ödül veya yaptırım mekanizmasının bulunmadığını aktardı.

Oda olarak işletmelerden gelen fiyat tarifesi taleplerini değerlendirdiklerini belirten Er, fiyatların belirlenmesinde kira ve diğer işletme giderlerinin de etkili olduğunu söyledi.

Trabzon’un hem bir turizm hem de esnaf kenti olduğuna dikkat çeken Er, kentin yöresel ürünlerine ve turizm değerlerine daha fazla sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

“Fiyat listesi bulundurmayanlara ağır cezalar var”

Turizm sezonunda işletmelerin menülerini ve fiyatlarını müşterilerin görebileceği şekilde sunması gerektiğini ifade eden Er, kurallara uymayan işletmelere yönelik ciddi yaptırımlar bulunduğunu söyledi.

Er, “Kurallara kim uymazsa uymasın buna müsaade edilmemeli. Bunu en yakınım yapsa dahi karşı çıkarım. Trabzon bir turizm kentidir. Bu nedenle işletmeler ve turizm faaliyetleri sıkı bir şekilde denetlenmelidir” diye konuştu.

Turizm yönetimine eleştiri

Trabzon’un doğal ve kültürel güzellikleriyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Er, turizmi yöneten kişilerin alanında uzman olması gerektiğini söyledi.

Er, “Türkiye’nin birçok yerini gezdim. Trabzon’daki güzelliği başka yerde bulmak kolay değil. Bu şehre sahip çıkılması gerekiyor. Turizm müdürünün de mutlaka bu işin uzmanı olması gerekir. Mevcut yönetimin bu konuda yeterli olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“Her ay en az 10 işletme kapanıyor”

Son dönemde kapanan veya devren satılığa çıkarılan lokanta sayısında artış yaşandığını belirten Er, odaya her ay ortalama 10 kapatma başvurusu geldiğini açıkladı.

Yıllık kapanma sayısının 150 ile 200 arasında değiştiğini söyleyen Er, “Yeni işletmeler açılıyor ancak birçoğu çok kısa süre sonra yeniden kapanıyor. Bu durumu her gün yaşıyoruz. Söylediklerimiz abartı değil, kayıtlarla da ortaya konulabilir” dedi.

“Kalifiye usta bulamıyoruz”

Yeme içme sektörünün ciddi bir istihdam alanı oluşturduğunu ifade eden Er, lokantaların kalifiye aşçı ve servis personeli bulmakta zorlandığını söyledi.

Mesleki eğitim kurumlarıyla iletişim hâlinde olduklarını belirten Er, “Ben 50 yıl sıcak yemek işi yaptım. Uzun Sokak’ta Gelik Lokantası’nı işlettim. İnsanlar hâlâ neden yeniden açmadığımı soruyor. Ancak bugün en büyük sorunlardan biri kalifiye usta bulamamak. Sektörün her alanında personel sıkıntısı yaşanıyor” diye konuştu.

“Ruhsatsız işletmeler konusunda sonuç alamıyoruz”

Kayıt dışı, ruhsatsız veya hijyen şartlarını sağlamadan yemek üretimi yapan işletmelere karşı mücadele ettiklerini söyleyen Er, yerel yönetimlerden yeterli desteği alamadıklarını savundu.

Özellikle asli faaliyet alanı dışında yemek üretimi ve satışı yapan işletmeler bulunduğunu belirten Er, şöyle devam etti:

“İşletmelere, bu işi yapabileceklerini ancak odaya kayıt olmaları ve hijyenik bir mutfağa sahip olmaları gerektiğini söylüyoruz. Belediyelere başvurarak denetim yapılmasını istiyoruz ancak istediğimiz sonucu alamıyoruz. Gerekirse konuyu CİMER’e kadar taşıyacağız. Herkes kendi mesleğini, gerekli şartları yerine getirerek yapmalıdır.”

Kent lokantalarına tepki

Belediyeler tarafından açılan kent lokantalarına tamamen karşı olmadığını belirten Er, uygulamanın yöntemini eleştirdi. İhtiyaç sahibi vatandaşların herkesin gözü önünde sıraya sokulmasının doğru olmadığını savunan Er, yardımların mahalle muhtarlıkları üzerinden evlere ulaştırılabileceğini söyledi.

Er, “Meydana gidip baktığımızda orada gerçekten kaç ihtiyaç sahibinin, kaç maddi durumu iyi kişinin yemek yediğinin araştırılması gerekir. İhtiyaç sahibi insanları sıraya sokarak teşhir etmek doğru değil. Yardım yapılacaksa muhtarlıklar aracılığıyla evlerine ulaştırılabilir” dedi.

Kent lokantalarının esnafın işlerini de olumsuz etkilediğini ileri süren Er, belediyelerin esnafla rekabet eden işletmeler açmak yerine yerel işletmeleri desteklemesi gerektiğini ifade etti.

“Bir ay süren fuarlar esnafın ekmeğini alıyor”

Kentte uzun süreli olarak düzenlenen fuarların yerel esnafı olumsuz etkilediğini söyleyen Er, bir ay süren organizasyonların kabul edilemez olduğunu savundu.

Bu konuda mücadele eden Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Metin Kara’ya teşekkür eden Er, “Bir fuarın bir ay sürmesi doğru değil. Bu durum esnafın elinden ekmeğini alıyor. Bizler esnafın başında sorumlu insanlarız ve esnafın hakkını savunmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Su faturalarına yetişemiyoruz”

Lokantacı esnafının en büyük giderlerinden birinin su faturaları olduğunu söyleyen Er, maliyetlerin işletmeler açısından sürdürülemez bir seviyeye ulaştığını belirtti.

Er, “Sudan boğuluyoruz. Su faturalarına yetişemez hâle geldik. Elektrik, kira, vergi ve kredi kartı giderleri de her geçen gün artıyor. Belediyelerin esnafa destek olması gerekirken biz randevu almakta bile zorlanıyoruz” dedi.

Sahil bölgelerinin kafelerle doldurulmasını ve belediyelerin yeni yeme içme işletmeleri açmasını da eleştiren Er, kamu kurumlarının esnafla rekabet etmemesi gerektiğini söyledi.

“Esnaf ailesiyle birlikte çalışıyor”

Birçok işletmede anne, baba ve çocukların birlikte çalışarak geçim mücadelesi verdiğini anlatan Er, esnafın ekonomik açıdan dayanacak gücünün kalmadığını söyledi.

Er, “Esnaf dükkânında eşiyle ve çocuklarıyla çalışıyor. Evini geçindirmek zorunda. Bu insanlar para kazanamazsa hayatlarını nasıl sürdürecek? Esnafın içinde bulunduğu durumun görülmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Gıda işletmeleri çok sıkı denetlenmeli”

Gıda zehirlenmeleri ve hijyen konusunda da değerlendirmelerde bulunan Er, insanların sağlığını doğrudan ilgilendiren işletmelerin taviz verilmeden denetlenmesi gerektiğini belirtti.

Lokantacılığın büyük bir sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Er, “Bu iş insanların sağlığına ve midesine hitap ediyor. Yapılan bir yanlış insanların ve çocukların sağlığını tehlikeye atabilir. Özellikle tavuk ve benzeri ürünlerle ilgili işletmeler, kim olduğuna bakılmaksızın sıkı bir şekilde denetlenmelidir” dedi.

“Esnafa sahip çıkılması gerekiyor”

Yaklaşık 60 yıldır sektörün içinde bulunduğunu belirten Hüseyin Er, açıklamasının sonunda esnafın sorunlarının görmezden gelinmemesi çağrısında bulundu.

Er, “Bu esnafa sahip çıkılması gerekiyor. Ben yıllardır bu işin içindeyim ve sıkıntıları yakından biliyorum. Allah kimseyi namerde muhtaç etmesin” ifadelerini kullandı.

Muhabir: ESER HACISALİHOĞLU