Üniversitelerde kitapların artık büyük ölçüde dijital ortamda kullanıldığını belirten Özcelep, matbaacılık ve yayıncılık sektöründeki iş hacminin önemli ölçüde daraldığını ifade etti. Özcelep, kâğıt ve mürekkepte dışa bağımlılığın da maliyetleri artırdığını, yeni eğitim öğretim döneminde kırtasiye ve yardımcı kaynak fiyatlarında yüzde 40 ila 60 arasında artış yaşanabileceğini kaydetti.
“Üniversite kitaplarının basımı neredeyse tamamen sona erdi”
Uzun yıllardır Türkiye genelindeki üniversiteler için ders kitabı basımı ve dağıtımı yaptığını belirten Özcelep, üniversitelerde basılı kitap döneminin büyük ölçüde sona erdiğini söyledi.
Özcelep, “Üniversiteler için ders kitabı basıyor ve yayın dağıtımı yapıyordum. Ancak bu iş şu anda neredeyse tamamen bitti. Bu durum yalnızca Trabzon’da değil, Türkiye genelinde de aynı. Artık kitaplar 50 ya da 100 adet gibi çok düşük sayılarda bastırılıyor. Üniversitelerde ders kitapları çoğunlukla hocalar tarafından PDF olarak öğrencilere veriliyor. Bu iş kolu tamamen dijitale kaydı” dedi.
“E-fatura gerekli ancak yerel matbaacı mağdur edildi”
E-fatura sisteminin kamu ekonomisi ve kayıt dışılığın önlenmesi açısından gerekli olduğunu belirten Özcelep, uygulamanın matbaacılık sektöründe çalışan esnafı zor durumda bıraktığını dile getirdi.
Basit usulde çalışan esnafın kullandığı fatura ve fişlerin yerel matbaacılarda basılmasını talep ettiklerini aktaran Özcelep, TESK tarafından sağlanan imkânların yerel matbaacılara da sunulması gerektiğini söyledi.
Özcelep, “Biz, aynı şartların yerel matbaacılara da tanınmasını istedik. Devletin sağladığı basım ve dağıtım kolaylıkları bize de verilseydi, esnafımıza daha uygun fiyatla hizmet sunabilirdik. Bugün 250 liraya verilen bir faturayı biz 150 liraya basabilirdik. Devlet de KDV gelirinden yararlanırdı. Ancak bu taleplerimiz karşılık bulmadı ve sektörün önü kapatıldı” ifadelerini kullandı.
“Klasik ciltçilik artık geçim sağlayan bir meslek değil”
Klasik ciltçilik mesleğinin Türkiye genelinde bitme noktasına geldiğini söyleyen Özcelep, bu işi yapanların artık ciltçiliği meslekten çok hobi olarak sürdürdüğünü belirtti.
Geçmişte Trabzon’da birkaç cilt ustasının bulunduğunu hatırlatan Özcelep, “Eskiden vatandaşlar gazete ve dergi fasiküllerini biriktirir, bunlardan ansiklopedi yaptırırdı. Hatıra defterleri ve farklı ürünler ciltlenirdi. Günümüzde dijitalleşmeyle birlikte bu işler tamamen sona erdi. Bir kişi yalnızca klasik ciltçilik yaparak evini geçindiremez hâle geldi” diye konuştu.
“15 günlük kırtasiyeciler yerel esnafa büyük darbe vuruyor”
Özellikle eğitim öğretim döneminin başlangıcında zincir marketlerin kırtasiye ürünü satmasının yerel esnafı ciddi biçimde etkilediğini belirten Özcelep, bu işletmeleri “15 günlük kırtasiyeciler” olarak nitelendirdi.
Zincir marketlerin yalnızca okul sezonunda kırtasiye ürünü sattığını, yerel kırtasiyecilerin ise yılın 12 ayı hizmet verdiğini vurgulayan Özcelep, sorunun Ticaret Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı makamlarına kadar taşındığını ancak sonuç alınamadığını söyledi.
Özcelep, “Üç harfli zincir marketler ve büyük marketler kırtasiye esnafına büyük darbe vurdu. Bu sorunu Türkiye genelinde gündeme getirdik ancak çözüm üretemedik. Ulusal düzeyde bir düzenleme yapılmadan yerelde sonuç almamız mümkün değil” dedi.
“Bin liralık alışveriş kampanyaları tüketiciyi yanıltıyor”
Bazı marketlerin bin liranın üzerindeki alışverişlerde fotokopi kâğıdını indirimli sattığını belirten Özcelep, bu kampanyaların gerçekte tüketiciye büyük bir avantaj sağlamadığını savundu.
Özcelep, “Bin liranın üzerinde alışveriş yapana fotokopi kâğıdını 100 liraya vereceklerini söylüyorlar. Biz de bin liralık alışveriş yapan öğrenciye o ürünü bedava verebileceğimizi söyledik. Çünkü zaten yapılan alışverişin içinde ürünün maliyeti fazlasıyla çıkarılıyor. Bu kampanyalar bir çeşit aldatmaca hâline geldi” ifadelerini kullandı.
“Mahalle kırtasiyeleri ayakta tutulmalı”
İnternet üzerinden yapılan kırtasiye alışverişinin Trabzon’da çok yaygın olmadığını belirten Özcelep, asıl sorunun zincir ve gross marketlerden yapılan alışverişler olduğunu söyledi.
Velilere yerel esnaftan alışveriş yapmaları çağrısında bulunan Özcelep, “Vatandaşlarımız, yalnızca okul sezonunda ürün satan yerler yerine okul çevresinde bulunan ve 12 ay boyunca hizmet veren kırtasiyelerden alışveriş yapmalı. Bu esnaf ayakta kalmalı ki yıl boyunca hizmet vermeye devam edebilsin” dedi.
“Bazı esnaf lambasını bile yakamıyor”
Kırtasiye esnafının ekonomik açıdan çok zor durumda olduğunu ifade eden Özcelep, bazı işletmelerin elektrik giderini azaltmak için iş yerindeki lambaları dahi yakmadığını söyledi.
Özcelep, “Bugün kırtasiye esnafı çok zor durumda. Bazı arkadaşlarımız, gider oluşmasın diye iş yerlerinin lambalarını kapatıyor. Perakende Yasası’nın bir an önce çıkarılmasını bekliyoruz ancak bu konuda hâlâ bir sonuç alınamadı” diye konuştu.
“Çocukların sağlığı için güvenilir ürün tercih edilmeli”
Okul sezonunda piyasaya sürülen ucuz ve sağlığa zararlı kırtasiye ürünleriyle ilgili denetimlerin Ticaret İl Müdürlüğü aracılığıyla gerçekleştirildiğini belirten Özcelep, şikâyetler üzerine ayrıca inceleme yapıldığını söyledi.
Yerel kırtasiye esnafının sattığı ürünün arkasında durduğunu ifade eden Özcelep, “Çocuklarımızın geleceği için kırtasiye ürünlerinin güvenilir yerlerden alınmasını istiyoruz. Yerel kırtasiyeciler güvenilir ürün satar ve sattığı malın arkasında durur. Geçici olarak satış yapan yerlerde bulunan, çoğunlukla Uzak Doğu menşeli bazı ürünler ise sağlık açısından risk taşıyabiliyor” dedi.
Özcelep, ürünlerin güvenilirliğinin barkod, etiket, CE ve TSE belgeleri kontrol edilerek anlaşılabileceğini kaydetti.
“Kâğıt ve mürekkepte tamamen dışa bağımlı hâle geldik”
Türkiye’de kâğıt üretiminin azalmasıyla sektörün dışa bağımlı hâle geldiğini belirten Özcelep, SEKA fabrikalarının kapatıldığı dönemde bu kararın olumsuz sonuçları konusunda uyarılarda bulunduklarını söyledi.
Matbaacılar odaları olarak Ankara’da basın açıklaması yaptıklarını anlatan Özcelep, kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerileri sunduklarını ifade etti.
Özcelep, “SEKA fabrikaları kapatıldığında Türkiye’nin tamamen dışa bağımlı hâle geleceğini söyledik. O dönemde özel sektör üreticileri yüzde 8’lik zam talep etmişti. Bu artış son kullanıcıya yüzde 20’ye kadar yansıyacaktı. Damping kararına karşı mahkemede müdahil olduk ve artışın önüne geçtik. Böylece milyonlarca öğrencinin cebinde harçlıklarının kalmasını sağladık” dedi.
“Savaş ve döviz artışı kâğıt fiyatlarını yükseltiyor”
Bölgesel savaşlar, döviz kurundaki dalgalanmalar ve artan kargo maliyetlerinin kâğıt fiyatlarını doğrudan etkilediğini belirten Özcelep, firmaların bastırdığı broşür, katalog ve tanıtım ürünü sayılarını azalttığını söyledi.
Özcelep, “Daha önce 5 bin broşür bastıran bir firma bugün bin adet bastırıyor. Bu durum matbaacı esnafını son derece olumsuz etkiliyor. Yerli mürekkep üretimi yapan önemli firmalardan biri de yabancı bir şirkete satıldı. Yerli üretim yok denecek kadar azaldı. Mürekkep fiyatları sürekli yükseliyor ve şu anda bunun önünü alma şansımız bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
“Kalıcı çözümler üretilmesi gerekiyor”
Kâğıt üretiminde kısa vadeli önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını dile getiren Özcelep, orta ve uzun vadeli üretim politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Özcelep, “Kısa vadeli çözümler geçiş dönemini rahatlatabilir ancak önemli olan kalıcı çözümler üretmektir. Türkiye’nin yeniden kâğıt ve mürekkep üretiminde güçlü hâle gelmesi gerekiyor” dedi.
“Yeni eğitim döneminde fiyatlar yüzde 40 ila 60 artabilir”
Yeni eğitim öğretim döneminde kırtasiye ürünleri, defterler, kitaplar ve yardımcı kaynaklarda ciddi fiyat artışları beklendiğini belirten Özcelep, sektörün önümüzdeki döneme iyimser bakamadığını söyledi.
Ürünlerin aylar öncesinden basılıp stoklandığını ve firmaların gelecek yılın maliyetlerini de fiyatlara eklediğini ifade eden Özcelep, “Görünen o ki yeni eğitim öğretim yılında fiyatlar en az yüzde 40 artacak. Yardımcı kitap ve defterlerde bu artış yüzde 40 ile yüzde 60 arasında öğrenciye yansıyabilir. Velilerimizin çok zor durumda kalacağı kesin” diye konuştu.





