Annelerden çocuklara yalnızca sözler, bakışlar ya da alışkanlıklar geçmez. Bilim bize, yaşam enerjimizin en eski izlerinden biri olan mitokondriyal mirasın da anneden çocuğa aktarıldığını söyler.
Ne kadar derin bir hakikat…
Bize hep “annesinin gözü”, “annesinin gülüşü” dediler. Oysa annemizle bağımız, aynadaki benzerlikten çok daha derinlerde; gözle görülmeyen bir hücrenin kalbinde başlar.
Mitokondri… Hücrelerimizin içindeki o küçük, mucizevi enerji santralleri. İlginç olan şudur ki; babadan gelen genetik miras hücrenin çekirdeğinde toplanırken, bizi hayata bağlayan, nefes almamızı, kalbimizin çarpmasını sağlayan o saf enerji kaynağı, yani mitokondri, sadece anneden geçer. Annemiz, kendi yaşam enerjisinin bir kopyasını bize mühürler. Yani bugün attığımız her adımda, kurduğumuz her hayalde, parmak uçlarımızla hayata kattığımız her renkte; annemizin bize devrettiği o hiç sönmeyen ilk yaşam kıvılcımını taşırız.
Ben bu bilgiyi ilk kez sosyal medyada okuduğumda annemi kaybettiğim dönemdi. O an annemi iliklerime kadar hissetmiştim. İnsan bazen bilimin içinde bile en derin duygusuna rastlıyor.
Ne zarif bir döngü…
Anne, bize yalnızca can vermiyor; o canı yaşatacak enerjinin kaynağını da kendi varlığından bize emanet ediyor.
Ancak bu miras yalnızca biyolojik bir kod değildir. Anneler Günü’nde kutladığımız şey, sadece o ilk enerji değil; o enerjiyi bir ömür ayakta tutan sabır, inanç ve sevgidir.
Trabzon Yol-İş Sendikası Ortaokulu öğrencisi Berrin Su Akbulut’un Fransa’da 7.500 eser arasından dünya 17’ncisi olması, yalnızca kişisel bir başarı değil; yeteneğin, doğru rehberliğin ve sarsılmaz bir anne inancının birlikte açtığı bir yoldur. Öğretmeninin emeği, ailesinin desteği ve Berrin Su’nun içindeki ışık, aynı renkte buluşmuştur.
Bir çocuğun elindeki fırça bazen yalnızca kâğıda renk bırakmaz. O fırçada bir annenin sabrı, bir öğretmenin rehberliği ve çocuğun geleceğine duyulan güven vardır.
Berrin Su’nun başarısına bakarken, aslında bir zihniyetin zaferini de alkışlıyoruz. Çünkü bazı anneler çocuklarına yalnızca hayat vermez; onların hayallerine de nefes olur. Bazı öğretmenler de o hayatın içindeki ışığı görünür kılar.
Bu vesileyle; bizi dünyaya getirenleri, hücremizdeki enerjiden ruhumuzdaki ışığa kadar bize kendinden iz bırakan tüm anneleri ve evlatlarının hayallerini kendi hayali bilen tüm idealist yürekleri kutluyorum.
Varlığınız, yaşam enerjimizin en derin kaynağıdır. “Bir annenin kalbi, dibinde daima bağışlama bulunan derin bir uçurumdur.”
Honoré de Balzac
Dipnot: Aslında bu "destek" meselesi bizim jenerasyon için çok tanıdıktır. Kimimiz bağlama çalmak istedi ailesi izin vermedi, kimimiz lisede horon ekibine girecekti babası engel oldu. Bugün gülümseyerek anlattığımız bu hatıralar, aslında bir neslin yarım kalmış ritimleridir. Çocukların istekleri ile neleri desteklemek gerektiği arasındaki o ince çizgi, işte tam da burada başlar.
Bizim kuşaktaki o "izin verilmeyen" hevesler, bugün Berrin Su gibi evlatlarımızın önündeki engellerin nasıl kalkması gerektiğini gösteren en büyük tecrübedir. Kendi içindeki müziği susturmayıp evladının elindeki fırçaya güç veren tüm annelere ve yine iyi annelerin elinde yetişmiş, ruhunda o anne şefkatini taşıyan bu yetenekli kızımızın babası nezdinde; evlatlarının ışığını söndürmeyen tüm babalara selam olsun.
@yolissendikasiortaokulu
#tüykalemizleri
#sanatıneşiğinden






