İSTANBUL’A TRABZON DAMGASI
İnsanlık İttifakı ve Millî İrade Platformu çatısı altında, Filistin’e destek amacıyla İstanbul’da Galata Köprüsü’nde bir yürüyüş düzenlendi.
Ama bu sadece bir yürüyüş değildi.
Sabah saatlerinde camilerin önündeki alanlarda toplanan kalabalık, önce namaz kıldı, ardından ellerinde Türkiye ve Filistin bayraklarıyla Galata Köprüsü’ne doğru yürümeye başladı.
Yani mesaj yalnızca sloganla değil, bir ritüelle, bir görüntüyle ve bir duruşla verildi.
Organizasyona yaklaşık 400 sivil toplum kuruluşunun temsilcisi, 520 bini aşkın vatandaş katıldı.
Kalabalığın içinde Trabzon’dan gelen isimlerin varlığı da dikkat çekiciydi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Trabzon Milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, TÜGVA Trabzon İl Başkanı Hakan Özgören ve çok sayıda Trabzonlu vatandaş yürüyüşte yer aldı.
Hatta Trabzonspor taraftarı da kortejdeydi.
Tribünde olduğu gibi sokakta da saf tuttular.
Bu tablo, meselenin sadece bir dış politika başlığı olmadığını; toplumun farklı katmanlarında karşılık bulan bir duyarlılık hâline geldiğini gösterdi.
Siyasi isimler vardı, sivil toplum vardı, taraftar grubu vardı, vatandaş vardı…
Yani Galata Köprüsü’nde oluşan kalabalık, bir organizasyondan çok bir fotoğraf verdi.
O fotoğrafın dili de oldukça netti: “Biz buradayız ve bu meseleye kayıtsız değiliz.”
TEMİZLİK SÜRECİ BAŞLADI…
Anahtar Parti Trabzon İl Başkanlığı ile ilgili kulislerden gelen bilgilere göre Anahtar Parti Trabzon’da geniş çaplı bir yeniden yapılanma söz konusu.
Yaklaşık bir yıldır yoğun bir teşkilatlanma süreci yürüten partide, iddialara göre il yönetiminden 13-14 isimle yollar ayrıldı.
Edindiğimiz bilgilere göre bu isimlerin ortak özelliği; parti programlarına katılmamaları, sahada görünmemeleri ve teşkilat çalışmalarında aktif rol almamalarıydı.
Yani mesele bir tasfiye değil, bir tercih meselesi.
Parti yönetimi, katkı sunmayan, yük oluşturan ya da sadece isim olarak listede duran kadrolarla devam etmek istemiyor.
Bunun yerine sahada olan, çalışan ve partinin büyümesine katkı sağlayan isimlerle yol yürüme niyeti öne çıkıyor.
Bu da Anahtar Parti Trabzon teşkilatında “temizlik” olarak yorumlanan bir süreci beraberinde getiriyor.
Ama bu temizlik bir kırılma ya da iç kavga görüntüsü vermiyor.
Aksine, parti içinde “iş yapmayanla değil, iş yapanla devam etme” anlayışının yerleştiğini gösteriyor.
Özetle…
Anahtar Parti Trabzon’da bir süredir sessiz sedasız yürüyen bir yapılanma var.
İlçe başkanlığı değişimi bu sürecin görünen yüzü, il yönetimindeki ayrılıklar ise mutfağında pişen kısmı.
Ve görünen o ki parti, Trabzon’da nicelikten çok nitelik üzerinden ilerlemeyi tercih ediyor.
Bu tercihin sahaya nasıl yansıyacağını ise önümüzdeki aylarda daha net göreceğiz.
KUŞ PARKI NEDEN KAPALI?
Trabzon’da Ekim 2024’te hatta Trabzon Valisi Aziz Yıldırım’ın da katılımıyla açılışı yapılan Ortahisar Belediyesine ait Kuş Parkı ile ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor.
Biliyorsunuz kuş parkının daha önce ruhsatsız olduğunu bu satırlarda yazmıştık.
Tabii o alanın TOKİ’ye ait olduğunu ve yine Koruma Kurulu ile ilgili sorunlar yaşandığını belirtmiştik.
İşte Ortahisar Belediyesi, tüm bu şikâyetler sonrasında nihayet Kuş Parkı’nın ruhsatını almaya çok yakın.
Öğrendiğimiz kadarıyla Koruma Kurulundan çıkacak...
Şu anda kısa süre kaldığı ifade edilmişti…
Koruma Kurulundan alınacak karar sonrasında Kuş Parkı’nın ruhsat işi halledilecek.
Peki ruhsat işi halledildikten sonra neler değişecek.
Şöyle anlatalım:
Kuş Parkı şu anda kapalı.
Evet orada bulunan kuşlara Ortahisar Belediyesi ekipleri tarafından gayet iyi bakım yapılıyor.
Ancak vatandaş gelip orayı gezemiyor.
Çünkü açık olduğunda çokça şikâyet yapılmış.
Bu şikâyetler de ‘ruhsatı yok’ diye…
O nedenle de şu anda Ortahisar Belediyesi orayı kapalı tutuyor.
Ancak Koruma Kurulundan karar çıktıktan sonra hemen ruhsat işi halledilecek ve Kuş Parkı’na yeni yatırımlar yapılacak.
Böylelikle orası daha da gezilebilir bir alan hâline getirilecek…
14 AY BOYUNCA GİTMEDİLER…
Yerel seçimde bir rüzgâr esti…
Yeniden Refah Partisi Trabzon’da ciddi bir ivme yakaladı.
Arsin de bu rüzgârın en somut adreslerinden biriydi. Belediye kazanıldı.
Ta ki… 2024 Ekim’ine kadar.
Ve o gün…
Yeniden Refah Partisi’nden seçilen Arsin Belediye Başkanı Hamza Bilgin, AK Parti’ye geçti. Siyasette her şey olur.
Bunlar normal şeyler…
Hele ki son dönemde…
Ama bu değişim partilileri bir hayli şaşırttı.
Çünkü Hamza Bilgin öyle dışarıdan gelen bir isim değildi.
Ve bu yüzden geçiş yüzünden 14 ay süren bir mesafe yaşandı…
Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Süleyman Pulat ve il yönetimi yaklaşık 14–15 ay boyunca Arsin’e gitmedi, hatta transit geçti…
Bilerek gitmediler.
Tepki koyarak değil…
Ve bu mesafe geçtiğimiz günlerde son buldu.
Yeniden Refah Partisi Arsin’e giderek orada vatandaşla temaslarda bulundu.
Kendilerinin deyimiyle “Kaybeden biz olalım ama Arsin kazansın” düşüncesiyle.
Dün Pulat, bizleri ziyaret etti.
Orada da bu meseleye değindi…
Pulat’ın cümlesi aslında bir sitemden çok bir bilanço gibiydi: “İstedik ki kaybeden biz olalım, Arsin kazansın. Ama Arsin kazanmadı. Arsin kaybetti.”
Ve ardından özetle şu soruları yöneltti:
“Arsin’de bir yatırım adası mı kuruldu? Raylı sistem Arsin’e mi uzatıldı? Santa Grup Yolu’nda bir şantiye mi kuruldu? Yeni bir kamu yatırımı mı başladı?”
OUALİ’DE CAN SIKAN DETAY
Afrika Uluslar Kupası’nda bir maç oynandı, skor 3-2 bitti ama asıl mesele skor değildi; asıl mesele Trabzonspor’un 19 yaşındaki orta sahası Christ Inao Oulai’nin o maçta ne yaptığıydı.
Milli takımda ilk kez 11’de başladı ve sahadan “gecenin en iyisi” olarak çıktı.
85 topla buluşma, yüzde 97 pas isabeti, geçiş oyunlarında belirleyicilik, fiziksel direnç, oyun aklı…
Bir orta saha oyuncusunun olması gereken ne varsa tek maçta sahadaydı.
Bu performans bir sürpriz değildi, sadece vitrine çıktı ve o vitrin Afrika Uluslar Kupası olunca perde çok hızlı açıldı.
Fildişi Sahili Teknik Direktörü Emerse Fae’nin “benzersiz bir profil” sözleri boşuna değil; yani klasik tabirle “bizde olmayan”, topu alan, düşünen, yönlendiren, oyunu okuyan, sadece koşan değil oyunu taşıyan bir oyuncu.
Şimdi gelelim Trabzonspor tarafına. Oulai bugünden bakıldığında Trabzonspor’un en az iki yılını garantilemiş durumda; sportif olarak da ekonomik olarak da.
Buradan net yazalım: Oulai kesinlikle yüksek bir bonservisle ayrılacak, bu kaçınılmaz.
Şu an konuşulan rakamlar 30 milyon euro bandına yaklaşmış durumda ve bugün telaffuz edilen rakamlar yarın normalleşecek.
Küçük ama can sıkan bir dipnot var: sözleşmedeki “sonraki satıştan %20 pay” maddesi.
Yine de tablo değişmiyor; bu bir scouting başarısıdır, bu bir planlama başarısıdır, bu bir vizyon işidir ve kim ya da kimler bu oyuncuyu bulduysa gerçekten ödüllendirilmeli.
Çünkü Trabzonspor yıllar sonra ilk kez şunu yaşıyor: sahada büyüyen bir oyuncu, masada büyüyen bir değer ve Oulai dosyası artık kapanmaz; çünkü bu dosya sadece bir transfer hikâyesi değil, Trabzonspor’un doğru yaptığında ne olabildiğinin kanıtı.
TEKKE KAMP KURDU
Fatih Tekke, bir haftalık iznin ardından Trabzon’a döndü ama bu dönüş dinlenme dönüşü değil, tam tersine belki de geldiğinden beri yaşadığı en yoğun dönemlerden birinin başlangıcı oldu. Normalde devre araları nefes alma, toparlanma ve ardından transfer yapma zamanıdır; Trabzonspor içinse bu devre arası doğrudan maçla başlıyor.
Beşinde Galatasaray maçı var. Sol bek yok, sol ön yok, eksikler çok, kadro dar.
Bir yandan saha var, bir yandan masa var.
Bir yandan maç hazırlanıyor, bir yandan transfer dönüyor. Savunma, kanat, forvet…
Beklenenler var, gidecekler var, gelecekler var; soru işaretleri bol.
Ve Fatih Tekke tam bu iki dünyanın ortasında duruyor. Sabah idman, öğleden sonra video, akşam oyuncu takibi.
Gün gün isim izliyor, gelen her öneriyi bizzat kontrol ediyor, kolay karar vermiyor, hatta fazlasıyla oyuncu reddettiği biliniyor.
Bu bir “liste doldurma” süreci değil, bir “seçme” süreci. Tekke profili seviyor, rol seviyor, uyum seviyor. İsme değil, ihtiyaca bakıyor. Bu yüzden süreç yavaş gibi görünüyor ama aslında filtre çok sıkı.
Tesislerden çıkmadığı söyleniyor, abartı değil.
Dün takım izinliyken bile bütün günü tesislerde geçirdiği, maç ve oyuncu izlediği konuşuluyor.
Yani sahada kim oynayacak sorusu kadar, masada kim gelmeli sorusu da onun gündeminde.
Kısacası Tekke şu an sadece teknik direktör değil; aynı anda planlamacı, izleyici, eleştirmen ve bekçi.
Kadroyu korumaya, hatayı azaltmaya, aceleyi frenlemeye çalışıyor.
Ve bu devre arası, Trabzonspor için bir nefes değil; bir eşik. Tekke de o eşiğin tam ortasında duruyor.