TRABZON’DA MECLİS NE ZAMAN?
AK Parti Trabzon İl Kadın Kolları Danışma Meclisi’nin geçtiğimiz haftalarda coşkulu bir atmosferde yapılmasının ardından gözler bu kez il Danışma Meclisi’ne çevrildi.
Bu kapsamda teşkilat, sahayı ısıtacak ilk adımı ilçe Danışma Meclisleriyle atmış durumda.
Edinilen bilgilere göre ilçe Danışma Meclislerinin Ocak ayı sonu ya da Şubat ayının ilk günlerine kadar tamamlanması planlanıyor.
İlçelerde yapılacak toplantıların ardından ise AK Parti Trabzon İl Danışma Meclisi düzenlenecek.
Şu an için net bir tarih belirlenmiş değil ancak hazırlıkların arka planda yoğun şekilde sürdüğü konuşuluyor. Bir diğer detay ise il Danışma Meclisi’ne bakan düzeyinde bir katılımın beklendiği yönünde.
Bu da toplantının sadece rutin bir teşkilat buluşması değil, aynı zamanda siyasi mesajların verileceği önemli bir zemin olacağını gösteriyor.
Özetle, AK Parti Trabzon teşkilatında danışma süreci ilmek ilmek işleniyor. İlçeler tamamlandıktan sonra yapılacak il Danışma Meclisi’nin, hem teşkilat içi motivasyon hem de önümüzdeki dönemin siyasi yol haritası açısından belirleyici olacağı kesin…
BAŞKAN SİYASET İÇİN AÇIK KAPI BIRAKTI
MÜSİAD Trabzon Şube Başkanı Mesut İskenderoğlu dün, 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı ile ilgili bir istişare toplantısı düzenledi. Toplantı, ekonomiye dair stratejilerin konuşulmasının yanı sıra, siyasete değinen bir hale döndü.
Toplantıda, İskenderoğlu’na siyasetle ilgili bir soru soruldu. Soru, “İlerleyen dönemde siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?” vari oldu…
Ancak Mesut İskenderoğlu, soruya doğrudan “Evet” ya da “Hayır” şeklinde bir cevap vermedi.
Verdiği yanıt, “Şu anda burada, her şey nasip kısmet” gibi oldu. Yani aslında tam net bir cevap değil, biraz da belirsizlik hakim. Bu da ister istemez, toplantıya katılanlar tarafından açık kapı bırakma olarak algılandı. Ki bu durum toplantıda net bir şekilde de ifade edildi.
Yani İskenderoğlu, “Şu an için siyasete girmiyorum” demedi, ama kesin bir “Hayır” da demedi.
Ya da ‘İlerde gimeyi düşünüyorum’ da demedi… Biraz süreci zamana bıraktı desek yeridir…
Bununla birlikte, MÜSİAD Trabzon Şubesi’nin geçmiş başkanlarına bakıldığında, siyasete giren isimler olduğu da hafızalarımızda…
Bunun en yakın örneği de MÜSİAD eski Başkanı Zafer Ofluoğlu.
Ofluoğlu, aday adayı olmamasına rağmen AK Parti’nin 6. sıra milletvekili adayı gösterilmişti, Yani, Mesut İskenderoğlu’nun da siyasete girmesi hiç de şaşırtıcı bir durum olmayabilir. MÜSİAD’ın Trabzon’daki başkanlarının siyasete yöneldiği bir geçmişe sahip olduğunu göz önünde bulundurursak, İskenderoğlu’nun bu konuda açık kapı bırakması, bir anlamda olası bir siyasete atılma sinyali olarak da algılanabilir.
BİR TIK KADAR YAKIN…
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu şehir kameraları, son dönemde özellikle gurbetçilerin kente olan özlemini bir nebze olsun dindiren önemli bir araç hâline geldi. Meydan Parkı’ndan Boztepe’ye, Uzungöl’den Atatürk Köşkü’ne, Ayasofya’dan Akyazı’ya, Millet Bahçesi’nden Değirmendere’ye kadar kentin turistik ve merkezi noktalarına yerleştirilen kameralar, 7 gün 24 saat canlı yayın yaparak Trabzon’u anbean izlenebilir kılıyor.
Kamera sayısı artıyor, kapsama alanı genişliyor, sistem adım adım büyüyor. İşin dikkat çeken kısmı, bu çalışmanın artık sadece şehir merkeziyle sınırlı kalmaması. İlçeler de Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin şehir kameraları sistemine dâhil edilmeye başlandı. Pilot bölge olarak Of’tan start verildi.
Planlamaya göre, şubat ayının sonuna kadar 18 ilçenin tamamında bu kameralar kurulmuş olacak. Üstelik sadece kamera değil, bu noktalardan ücretsiz Wi-Fi hizmeti de verilecek. Yaylalar ve turistik noktalar da projenin bir parçası. Ancak kış şartları ve kar nedeniyle yaylalardaki kamera kurulumlarının şubat ayına yetişmesi zor görünüyor. Bu kısım, havaların düzelmesini bekleyecek gibi. Rakamlar da ilginin boyutunu ortaya koyuyor. Geçtiğimiz ay şehir kameraları platformu 196 bin farklı kullanıcı tarafından ziyaret edildi. Bunların 22 bini yurt dışından giriş yapan kullanıcılar. Yani gurbetçiler, Trabzon’a bakmanın bir yolunu bu ekranlarda bulmuş durumda. Şu an en çok izlenen nokta ise Trabzonspor’un da etkisiyle Papara Park.
Özetle; şehir kameraları sessiz sedasız ama kararlı bir şekilde büyüyor. Görünen o ki Trabzon, sadece yaşayanlar için değil, uzakta olanlar için de artık “bir tık” kadar yakın.
PERSONEL TRANSFERİNİN PERDE ARKASI…
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin, Ortahisar Belediyesi’nden yaklaşık 15 personeli kendi bünyesine transfer ettiğini dün yazmıştık. Peki arka planı nasıl işledi?
Aslında Trabzon Büyükşehir Belediyesi yönetimi ile Ortahisar Belediyesi Yönetimi arasında bu transfer için uzun süredir görüşmeler sürüyormuş. Aslında Ortahisar Belediyesi’nin önceliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün istediği Havuz ve Tenis Kortlarındaki antrenörlerin Trabzon Büyükşehir Belediyesi'ne geçmesiydi…
Çünkü bu alanlar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne geçtiğinde, antrenörler ister istemez boşa düşecek ve alanlarında görev verilemeyecek. Ortahisar Belediyesi yetkilileri, Büyükşehir'in antrenörlerin çalışabileceği alanların olduğunu ve bu alanlarda yatırımları olduğunu bu kişilerin kendi alanlarında çalışabileceğini ifade ediyor.
İlk etapta geçişlerin çoğunluğu bu alandaki personellerden oluşmamış ama sürecin ve geçişlerin devam edileceği konuşuluyor. Bu geçişler ilerleyen dönemde de devam eder mi bilinmez ama iki belediye arasında görüşmeler bu alanda sanırız yine devam edecek. Zaten hatırlarsanız seçim sonraki dönemde Büyükşehir Belediyesi ile Ortahisar Belediyesi arasında bu şekilde personel transferi gerçekleşmişti.
TRABZONSPOR DESTEK BEKLİYOR
Trabzonspor bugün sadece futbolda değil, üç ayrı branşta zirveye oynuyor. Erkek futbol takımı Süper Lig’de 3. sırada. Basketbol takımı Süper Lig’de 4. sırada. Kadın futbol takımı ise Süper Lig’de 3. sırada. Kâğıt üzerinde bakıldığında tablo net: ciddi bir yükseliş, istikrarlı bir grafik ve şampiyonluk ihtimali barındıran üç ayrı hikâye.
Ancak bu üç takımın da ortak bir problemi var. Tribünler...
Sezon boyunca üç takım da üst üste iki maçta “tam destek” göremedi. Trabzonspor tribünleri yalnızca Beşiktaş maçında doldu. Basketbolda benzer bir tablo var; ciddi doluluk sadece Fenerbahçe karşılaşmasında görüldü. Kadın futbol takımı ise neredeyse tamamen yalnız bırakıldı.
Oysa sahadaki tablo bunun tam tersini söylüyor. Kadın futbol takımı bir başarı hikâyesi yazıyor ve şampiyonluğa ulaşabilecek potansiyele sahip. Basketbol takımı doğrudan zirveyi hedefliyor; temposu yüksek, savunması sert, rakip tanımayan bir oyun oynuyor. Futbol takımında ise net bir yapı oluştu. Oyun planı oturdu, roller belli, saha içi disiplin sağlandı. Tek eksik parça tribün.
Mesele sadece “seyirci gelmedi” başlığıyla geçiştirilecek bir konu değil. Trabzonspor yıllarca “taraftarıyla kazanan” bir kulüp kimliği inşa etti. Bugün sahada bu kadar net bir ivme varken, tribünlerin bu ivmeye eşlik etmemesi ciddi bir çelişki oluşturuyor. Futbolda oyun istikrar kazanmış, basketbolda ritim yakalanmış, kadın futbolunda inanç oluşmuşken; taraftarın hâlâ “sonuç görelim” pozisyonunda kalması, bu şehrin genetiğine pek uymuyor. Çünkü Trabzonspor’un tarihinde destek, başarıdan sonra değil; başarıya giderken verilirdi. Özetle mesele net: üç takım da yarışın içinde, üçü de yukarı bakıyor. Sahada düzen var, akıl var, emek var. Tribünlerden beklenen ise sadece bir şey: sırtlamak.
KOCAELİ’NDEN NEDEN SES ÇIKMIYOR?
Süper Lig’in 18’inci haftasında oynanan Kocaelispor – Trabzonspor maçının ardından yaşananlar, futbolun çok ötesine geçen bir zihniyet sorununu bir kez daha ortaya koydu. Bir grup gencin Trabzonspor bayrağına saygısızlığı, ardından bunun “çocuk işi” diye geçiştirilmeye çalışılması, yetmezmiş gibi topyekûn bir suskunluk hâli…
Skandal kelimesi bile yetersiz kalıyor.
Trabzonspor bayrağı yakılıyor. Bir kulübün tarihi, emeği, alın teri, şehri hedef alınıyor. Sonra ne oluyor? Olay, bir anda “çocuk mağduriyeti” masalına dönüştürülüyor.
Sanki mesele birkaç yaş meselesiymiş gibi… Hayır. Mesele yaş değil. Mesele niyet. Mesele saygı.
Bu provokasyondur. Nokta.
Daha vahimi ne biliyor musunuz? Bu olayın hemen öncesinde Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın aracına yapılan saldırının üzerinden günler geçmesine rağmen, Kocaeli cephesinden tek bir özür cümlesi dahi gelmemesi. Ne bir “geçmiş olsun”, ne bir “yanlış yaptık”, ne de yönetsel bir refleks…
Koskoca bir şehir, koskoca bir kulüp yönetimi, derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.
İşte asıl skandal burada. Bu suskunluk, yapılanı onaylamaktır. Bu sessizlik, tribünde yakılan bayrağa da, başkana yapılan saldırıya da dolaylı destektir. Kusura bakılmasın, ama spor ahlakı böyle bir şey değildir. Emniyetin 6222 sayılı kanun kapsamında harekete geçmesi elbette önemli. Ancak mesele sadece adli değil, ahlakidir. Kulüpler arası rekabeti düşmanlığa çeviren bu dil ve bu eylemler, Türk futboluna zarar veriyor. Tribünleri zehirliyor. Gençleri yanlış bir yere sürüklüyor.
Trabzonspor camiası şunu net bir şekilde söylüyor: “Bu işin yaşı yok, bahanesi yok, makarası yok.”
Bayrağa uzanan el, kulübün onuruna uzanmıştır. Başkanın aracına yapılan saldırı görmezden gelinemez. Ve bu mesele, birkaç sosyal medya paylaşımıyla örtülemez. Futbol, rekabetle güzeldir. Saygıyla büyür. Sessizlikle değil. Not düşelim; Özür dilemek bir zayıflık değil, karakter meselesidir. Ve bazıları bu sınavdan sınıfta kalmıştır.