Trabzon’da uzun zamandır devam eden zelzeleler  şiddetli bir depremle sonuçlandı. 

Aylardır; Büyükşehir mi görevden alınacak? Hangi ilçeye müfettiş gidecek? O müfettiş ne istedi? Hangi dernek nereyi bastı? Kim isyan bayrağı açtı? diye izlerken,

Her gün bir kriz,

bir baskın, 

bir eylem derken,

Ankara devreye girdi…

Hem de öyle böyle değil direk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon’daki krize el attı. 

Erdoğan’dan randevu alan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi  Gümrükçüoğlu Külliye’nin yolunu tuttu. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı AK Parti Trabzon Milletvekili Süleyman Soylu ve Trabzon’un diğer milletvekillerini Külliye’de konuk etti. 

Tam her şey yoluna girdi derken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gençlere olan sözünü tutmak üzere geldiği Ortahisar İlçe Gençlik Kolları kongresinde volkan gibi patladı. 

Çok anlamlı, çok derin, çok keskin ifadeler kullandı. Bir veda mıydı, yoksa bir yeni bir başlangıç mı?

Gün boyunca herkes bunu düşündü durdu.
Moraller bozuldu.  Soylu’nun konuşması herkesi derinden yaralamıştı. 

Dedi ki ‘Beni hatırlayacağınız zaman, bu dergaha yanlış odun, eğri odun taşımaz diye, aynen Yunus’un Tapduk’un dergahına taşımadığı yanlış odun eğri odun gibi hatırlayın.’

Dedi ki ‘Hiçbir zaman doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayın, milletimizin istikametinden hiçbir zaman şaşmayın’

Dedi ki: Sevgili gençler, iddianızı ve iradenizi ortaya koyduğunuz zaman eğer sıkıntıda olduğunuz görünüyorsa da hiçbir zaman geri çekilmekten kaçınmayın, geri çekilmekten vazgeçmeyin, geri çekilmekte geri adım atmakta bir erdemliktir. 

Sadece şunu hatırlayın dedi Soylu:  Trabzon’u çok seviyorum. 

Sadece ‘bende’ şunu hatırlayın, Recep Tayyip Erdoğan’ın bir neferiyim, hangi görevde olursam olayım Erdoğan’ın neferi olarak hayatıma devam edeceğim. 

Duygusal, Trabzon’a sevgi dolu milletine, devletine, şehrine, ülkesine, Cumhurbaşkanına Sadakat dolu bu sözcükler herkesi etkiledi, duygulandırdı. Kimilerinin gözleri nemlendi.

“Dik dur! Eğilme! Trabzon seninle” sloganları ile inledi salon. 

Trabzon bugüne kadar her değerini olduğu gibi bakanını herkese, her şeye rağmen, bağrına bastı, yalnız değilsin dedi, bu şehrin evladına olan vefasını sadakatini gösterdi. 

Soylu oldukça bunalmış, 

daralmış, 

dertlenmişti…

Trabzon’uyla dertleşti. 

Dertlendiği Trabzon’du, dert ettiği Türkiye’ydi. 

Ama;

Belli ki bazı hamlelerine birileri nifak sokmak istiyordu,

belli ki bu ülkede teröre vurduğu darbe birilerinin zoruna gidiyordu, 

belli ki bu ülkede güneydoğuda hiçbir bakanın cisminin ulaşmadığı terör bölgelerinde çocukların okşadığı saçları birilerinin zoruna gidiyordu,

belli ki Mehmetçikle her kucaklaşmasından, ‘bende sizden biriyim’ demesinden birileri rahatsız oluyordu,

belli ki gelen her yardım çağrısına, her talebe kucak açmasını birileri hazmedemiyordu…

Bir tezgah vardı, bir oyun vardı belli…

Tüm bunları içine dert eden Soylu kellesi koltukta Türkiye’yi arşınlarken, oyun içinde oyun çevirenler, ülke menfaatini değil, kendi menfaatini düşünenler düşmüyordu bu ülkenin yakasından ve Bakan Soylu’ya rahatsızlık vermeye devam ediyorlardı. 

***

Karadeniz’in hırçın evladının bu patlaması Türkiye’de yankılandı. 

Her yerden destek mesajları, telefonlar yağmaya başladı.

Türkiye’nin her bölgesinden insanlar, Soylu yiğit bir adamın bu zamansız vedasına üzülüyor, kahroluyordu.  

Ve Soylu yeniden Neferiyim dediği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına gitti. 

“Bu ülkeye sizlere canım feda ama birilerinin meselesi başka, biz doğru olanı yapmaya çalışırken birileri bu dergaha eğri odun taşımaya çalışıyor” demiş olmalı ki; 

Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Sana, bize bu millet güveniyor, durmak yok hep birlikte yola devam’ sözleriyle Külliyeden ayrıldı. 

Yeniden işinin başına koyuldu.

Sessizliğe bürünen bazı kesimler, ellerini ovuşturan bazı kesimler yine emellerine ulaşamamıştı. 

Bu ülkedeki terör belasının köküne inen, PKK’ya Türkiye’yi dar eden, Cumhurbaşkanı’nın ‘O hainlerin dilinden ancak Trabzonlu Süleyman anlar’ diyerek İçişleri Bakanlığı görevine getirdiği hırçın delikanlı yeniden görevinin başına geçti. 

***

Sonuç olarak birilerinin ille de Trabzon üzerine kurgulamak istedikleri bu olayın Trabzon merkezli olmadığını herkes öğrenmiş oldu. 

Yaygın medyanın bazı yanlı yayın organları durmadı, yine olmadık haberler servis edip, krizi kaşımak istedi. 

Birileri ille de bu krizi Trabzon’a mal etmek istedi.
Trabzon’da ilginç sesler yükselmeye başladı, kime karşı, neye karşı olduğunu anlamadan. 

Cumhurbaşkanı canlı yayında Soylu’nun bu duygusal ve bir o kadarda sert çıkışına ‘bazı trollemeler ‘ var  diyerek, Soylu’ya bu ülkenin ihtiyacı olduğunu ifade etti. 

Hızlı başlayıp biten hafta sonu, 

sakin bir hafta içine yerini bıraktı. 

Sular duruldu…

Tüm bu yaşananlara baktığımızda, aslında bu şehrin ne kadar önemli olduğunu, bu şehrin evlatlarının ne kadar asil olduğunu,  bir kez daha görmüş olduk. 

Türkiye’nin gündemini değiştiren Trabzon’un yürekli, vatan millet sevdalısı siyasilerinin ülke siyasetindeki önemini bir kez daha görmüş oldu tüm Türkiye. 

Bu şehrin insanlarının makamı mevkii değil devleti milleti dert ettiğini bağrına bastığını görmüş oldu.  

Tüm bunlar geride kaldı…

Şimdi enerjimizi bu ülke için bu şehir için harcamamız gerek. 

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakanımız ve milletvekilleriyle yaptığı toplantıda onlara dönüp dediği gibi! Bende diyorum ki; 

Allah aşkına bu ülke için şehir için birlik olalım,

Bizim bizden başka dostumuz yok, kol kırılsın yen içinde kalsın,

Biz birlikte Trabzon’uz düsturunu hep birlikte yaşatalım..

Evet yeri geldiğinde dedikodusunu yapmak yerine yanlışı söyleyelim, ama ortaya değil,

yapana, birilerinin aracılığı ile değil yüzüne söyleyebilelim.

Muhalefetine de sahip çıkalım

iktidarına da, 

bürokrasisine de,

spor camiasına da…

Biz bize sahip çıkmazsak kimse bize sahip çıkmaz. 

Bu şehrin gücünü herkese, 

her yere birliktelikle, 

tek yürek,

tek bilek olarak hissettirelim…

Öyle insanları kışkırtan, “dağılın, çekilin, oturun oturduğunuz yerde, siz kimsiniz, haddinizi bileceksiniz, gideceksiniz, geleceksiniz, göreceksiniz” ifadelerini, bu şehrin evlatları olarak yine bu şehrin evlatlarına kullanmaktan geri çekilelim. 

Yarına çıkacağımız bile meçhulken, 

Türkiye bir ateş çemberindeyken, 

hırslarımızdan, 

ihtiraslarımızdan bir nebze olsun sıyrılalım. 

Nasıl başlamıştık, 

hani İçişleri Bakanı olarak Süleyman Soylu’nun göreve geldiği zaman, 

iktidarı-muhalefetiyle, 

sağıyla soluyla,

sendikasıyla,

derneğiyle nasıl bakanımıza sahip çıktıysak, 

Dün nasıl Faruk Özak’a, 

dün nasıl Erdoğan Bayraktar’a sahip çıktıysak,

Bu şehrin her değerine, 

bakanına, 

milletvekiline, 

valisine,

başkanına, 

bürokratına aynı şekilde sahip çıkalım. 

Gün bölünme parçalanma değil, birlik günüdür.
Gün beraberlik günüdür.

Biraz uzun yazdık mesele derin:
Mevlana’nın bir sözüyle noktalayalım

Yoldaki tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Allah için 2 yıl önce

Birlik olun demişsiniz ya bu şehir birbirini yiyor soylu gümrükçüoğluna takmış kafayı mazhar yüzünden saldırıyor

Avatar
by bilmiş 2 yıl önce

Cumhuriyet tarihinde memlekete böyle dirayetli bir İçişleri Bakanı gelmemiştir. kıymetini bilmek ve parti gözetmeksizin sonuna kadar arkasında yer almak lazım.

Avatar
Okan61 2 yıl önce

Orhan fevzi kim ki..sayin soyluyu şikayet ediyor benim mantığım almıyor.orhan fevzi sen önce su ya yaptığın asarı zammı açıkla
..umarim akp tekrar aday göstermez..

Avatar
ali 2 yıl önce

sen kimsin ki orhan fevziyi eleştiriyorsun