Beşikdüzü misyonu gereği tarihe not düşmüş bir ilçe olup, ulusal ölçekte kendi reklamını yani tanınırlığını bu kavramdan alan ve 1935 yılında meclise ilk kadın milletvekili " Seniha HIZAL'ı göndermiş ayrıca Erzurum kongresi gibi bir devrimin başlangıcında ATATÜRK'ün yanında kongre katipliği yapmış Abdullah Hasip ATAMAN bu süreçte Beşikdüzü tarihine çok önemli katkılar sağlamışlardır.Ruhları şad olsun.

Tüm bu tarih ortatayken Beşikdüzü bugün nerededir ve gelişmişlik düzeyi neden 922 ilçe içerisinde 281.sırada yer almaktadır.Tabiki burada temel sorun yönetimsizlikten ve ilçenin ileriye yönelik kalkınma planlarının olmayarak günü kurtarma anlamında eylemlerin ön plana çıkmış olmasıdır.Bu bağlamda her fırsatta İlçenin kazanımları kullanılmış artık kullanılacak bir birikim kalmadığından ilçe klasik bir hüviyet içinde kıvranmaktadır. Hem hinterlantı ve hemde coğrafi yerleşim alanı itibariyle bu güzel ilçe hiçte haketmediği bir yerde bulunmakta.ve hiç kimsede bu gariplikten rahatsızlık duymamaktadır. Ama öyle görünüyorki bu stabil durum devam ettiği sürece gelecek Beşikdüzüne daha fazla zaman tanımayacaktır.

Tüm bu hususlar ortatayken 2011 yılında Ordudan Artvine kadar olan ve Gümüşhaneyide içine alan altı vilayetin 1/100000 binlik çevre düzeni planı hazırlanmış ve planda Beşikdüzü tarım alanı olarak gösterilmiş maalesef güzel ilçemiz burdada yanlız bırakılmıştır.Halbuki Beşikdüzünde;Hayvancılık(Et, Süt), Seracılık , Açıkta sebze üretimi,Karada su ürünleri yetiştiriciliği(su kaynağı olmadığı için) , Denizde avcılık yapan gırgır ve taşıyıcılar gibi tarımsal faaliyetler olmayıp, sadece olta ve küçük avcılıkla uğraşan balıkçılar olmakla birlikte bu hususta çok yetersizdir.Bitkise üreti olarak genelde fındık ve çok dar bir alanda çay tarımı yapılmakta ve kırsal alanda insanlar yılda bir kez elde edilen ürünle geçimlerini sağlamaya çalışmaktadırlar.Yani bu kıt nedenlerden ötürü kırsalda fakirleşme gittikçe artarken insanlar yeni, yeni üretim seçenekleri aramakta ancak , hiç bir kurum ve kuruluş kırsalı kontrol etme ve sahiplenmeye yanaşmamaktadır.

Halbuki yeni Büyük Şehir yapılanmasında tüm tarımsal faaliyetlerde belediyelere önemli görevler verilmiş, ancak belediyeler bu ışlere yanaşmamaktadır.Bu nedenledirki tarım ilçemizde bir gerileme trendine girmiştir.Onun için şu ilke hiç unutulmamalı ve muhakkak fındık ile çayın yanında yeni projeler üretip teşvik verilerek kırsalda GİRİŞİMCİ yaratılmalıdır(Organik yumurta tavukculuğu , Küçük baş hayvancılık ve diğer bitkisel ürünler).Kırsaldaki insanların ürettiği yerel ürünler muhakkak kent pazarında halka ar'edilecek diye düşünmeden, belirlenen merkezi mahallelerde semt pazarları kurulmalıdır.Bu yöntem denenirse insanlar kendiliğinden üretime yönelecek ve kent pazarlarına mahküm kalma olayı azalacak ürticide sıfır nakliye ile ayağının dibinde ürününü pazarlayarak evine mutlu dönecektir.

Bu pazarlarda her türlü yerel ürün ve hatta kırsal yemek çeşitletide çok rahatlıkla alıcı bulacaktır.Bu mahalle pazarlarının altyapısını belediye muhakkak hazırlamalıdır.Böyle bir planlama sonucu şehirdeki insanlarda hem alış veriş yapma ve hemde gezme anlamında da olsa organik olan ürünler satın alacaklardır.İlçenin ulaşımı ve coğrafik yapısı bu türn yapılanmaya müsait olup, kırsal üretim kültürüde bunun üstüne konunca mahallelerde yaşsyan nüfusun yıllık geliri artacak ve refah seviyeside belli bir ölçüde yükselecektir.Ayrıca ilçe için gelişmeye endeksli projelet hauata geçirilmelidir, zira ticari sirkülasyon azaldığı için esnaf sıkıntı yaşamaktadır.
Bu anlamda projeye dayalı olarsk yürütülecek girişimleri şöyle başlıklandırılabilir.

1-Beşikdüzünün bir Anadolu kenti hüviyetine kavuşturulması,
2-Bir emekli kent yapısı barındırdığı için bu seçeneğin değerlendirilmesi,
3-Turizm hinterlantının(Tonya , Erikbeli,Sisdağı , Sazalanı, Çanakçı vadisi,Kuşdili köyü, Karabörk köyü(Eski osmanlı açık hapishanesi) ve Görele Beşikdüzü olarak belirlenmesi,
4-Doğu karadeniz bölgesinin doğusünun (Trabzon, Rıze, Artvin ,Gümüşhane ,Bayburt ve kısmen Erzurum ve Erzincan) giriş kapısı olduğundan yıllık ortalama üç milyon insanın girip üç milyon insanın çıktığında toplam sayı altı milyonu bulmaktadır.Beşikdüzü bu insan trafiğinin bir fertinden dahi yararlanamamaktdır.Bu potansiyelin ilçeye gelir getirecek hale dönüştürülmesi,
5-Belediye şirktininde ortak olacağı ve önderlik yapacağı her mahalle için ortalama beş adet olmak üzere kent merkezi hariç kırsal mahsllelerde organik yumurta üretimi işletmesinin kurulması,
6-Ahşap doğrama atölyeleri çok düşük kapasitede çalıştığı için.bir konsorsiyum oluşturularak büyük şehirlerin yılda ortalama 1- 1.5 milyarı bulan park bahçe donatı ihalelerine girmelerinin sağlanması,
7-Kırsal mahalle pazarlarının kurulması,gibibenzeri projeler artırılabilir

SONUÇ OLARAK; Ülkemizin en büyük karayolu bağlantısı üzerinde bulunan Beşikdüzü'nün yüzölçümü 62.9 kilometrekare olup, bu alanın 4816 ha'sı tarım alanı, orman ve fundalık 2311ha, otlak', çaýır, kışlak ve mera alanı 217ha ve 656 ha'sıda tarım dışı arazidir.Verilere bakıldığında tarım alanı en fazla olmasına rağmen tek ürünün fındık olması geçim sıkıntısını artırmaktadır. 4816 ha.tarım alanının ssdece 493.40 ha alanı ekilen alan sebzelik 88ha. fındıklık 4100ha çaylık alan 110 ha ,ve diğerleri azalarak aynı zamanda küçülerek devam etmektedir.

Bu bağlamda Beşikdüzü bir tarım kenti değildir.Bitkisel üretim dışında hayvancılık ve balıkçılık aynı paralelde olduğundan ilçe kendi geleceğini yukardaki veya daha değişik tarım dışı alanlarda aramalıdır. Kent merkezinde yenilenemeyen klasik ticari anlayışla ilçenin ticari potansiyelinin gelişmesi zor görünmektedir.Başta geçim sıkıntısı ve bazı bileşenler kısmen göçü tetiklemekte istihdam alanıda oluşturulamadığı için sıkıntı gittikçe artmaktadır.

Onun için ilçenin iç dinamikleri(Belediye, Kaymakamlık, Tıcaret odası', Ziraat odası ve sivil toplum örgütleriyle dışarıdan destek verecek oluşumlar) yani idare edenleri biraraya gelerek kırsal kesimde GİRİŞİMCİ ve dığer alanlarda girişimci yaratmalıdırlar.Yukarıda yedi başlık altında verilen hususlar veya daha fazlası çoğaltılarak öncikler belirlenip hayata geçirilirse Beşikdüzü kendi coğrafyasında DOMİNANT duruma gelebilir.Bu durumda mevcut tarımsal faaliyetlerde muhafaza edilerek ticaret ve teknolojide devreye sokulduğunda ilçenin temel sorunları minimize edilecektir.Buüne kadar ilçemiz bu üç sektöre sırtını dönmüş ancak yolun sonu görünmeye başlamıştır.Onun için şimdiden acilen işi ele alarak gereken yapılmalıdır.Yoksa geçen zaman ve oluşan koşullar bize daha fazla zaman tanımayacaktır.

Ayrıca; Mevcut karadeniz sahil yolu deniz ile ilçenin irtibatını koparmış olup, onarım maliyetleride yüksek olduğundan ve sel çok ciddi bir risk yarattığından bu yolun iç bölgeye taşınması hem şehrin güneye doğru büyümesini sağlayacak ve hemde istihdam yaratacaktır. Yani şehrin gelişme alanları belirlenirken doğal veya yapay eşikler ile riskler gözönünde bulundurulmalıdır. Nüfüs artışı çok düşük seyereterken ilçenin yerleşim alanı 283ha normal gelişme alanı ise 423ha olmalıdır.

Bu anlamda bir kent imgesi oluşturulurken araziletin hovardaca israf edilmemesi ićin mevcut nüfus yoğunluğu, gelişme nüfus yoğunluğu ve gelişme alanı/alanları çok iyi planlanmalı ki Beşikdüzü kesintisiz 2050 yılına kadar rahat taşınabilsin.Projeksiyon bu olmalıki ilçe gelismişlik düzeyinde gerilerde kalmasın ve hak ettiği konumda olsun ki bizlerde Beşikdüzünün gelecek hayatınada çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği olma mutluluğunu yaşayalım.