Sende uydun statükoya; zafer yaşatacaktın, hevesimizi kursağımızda bıraktın.
Göğsümüzü kabarttın, alkışlattın;  ama hoca şu Fenerbahçe'yi de elinden kaçırdın.
70'lerin onurlu(!)ezilmeden yenildik, fark yemedik; biçiminde bir 90 dakika yaşattın.
Ürkekliğin ve korkaklığın yüzünden.
Ve özellikle oyuncu tercihlerinden.
Bütün şimşekleri, küfürleri, sitemleri üzerime çekeceğimi bile bile bunu yüzüne haykıracağım.
Aslında, Fenerbahçe karşısında “Hücum oynuyorum” ilyizyonu ile bizi uyuttun hocam. Çok korkaktın, paniktin ve de senden beklenmeyecek kadar da amatördün.
Her şeyi düşündün de Fener'in seremonide, takımın moral motivasyonunu bozacak o hamlesi karşısında ön tedbir alamadın. Bunu  öngöremedin ve Göksu maç başlamadan bitti, tükendi moralmen sıfırlandı. Bu kalleşliği öngörmeliydin, tedbirini almalıydın.
Şimdi öyle bir şey yap ki rövanşta seni ve çocuklarını konuşsun Türkiye.. Benim bu konuda önerim var ararsan söylerim. Bir telefon kadar yakınım.
Gelelim, nasıl korkakça kaybettiğine. Adam Salih diye biri ile ilk onbire başladı. Orta sahanın ortasını sana teslim etti. 90 dakika oyunda tuttu 10 kişi oynadı, bunu bile fark edemedin. Adam değil forması seni korkuttu.
Rakibin ikinci yarıya iki değişiklik yaparak girdi.  Diri iki adama karşı aklın 57'de geldi Barış'ı çıkardın Ofeodu'yu oyuna soktun. Ya hocam Ofeodu daha bir süper lig tecrübesi Barış'a kıydın.  Ahhhh be hocam dedik ya hücum oynuyor forvet oyuna sokuyor diye tribüne oynadın, maça kıydın. Oysa, Salih ile orta alanda tel tel dökülen Fener'e darbeyi Gökhan ile vurmalıydın. Hem niye onla ilk on bire başlamadın.  60.Dakikada Abdullah'ı aldın Mustafa'yı oyuna soktun. Abdullah'ın ilk maçı bu mu olmalıydı. Onu da oyundan alarak yine tribünlere oynadın helal hocaya bak forvet oyuna sokuyor diye gözümüzü boyadın.
Şu Fener'i bu kadar basit hatalarla elinden kaçırdın hocam elinden.
İlk kez seni senin gerçeklerinden uzak buldum.
Tribüne oynadın kaybettin. Yüreğine ve aklına oyna hocam. Bunu bekliyoruz senden

Bu adamları çok konuşacağız
Tahminen Mayıs ayından sonra Trabzon'un yerel seçim hareketliliği başlar. İlçeler fokur fokur Merkez de buharlı kaynak.
Parti il ve ilçe teşkilatlarında nabız yüksek atar.
İlginç ittifaklar, küskünlükler yaşanır. Çalım atar.
2013'ün Mayıs ayından sonra Trabzon bürokrasisinde şu isimler karşılarındaki nedenlerinden ötürü çok konuşulacak.
Uğur Senercam: Çevre bakanlığının en dikkat çeken bürokratı, Ankara derin dehlizlerinde ayağı kaydırılmak istendi ama yıkılmadı. İyi gidiyor. Başarılı dikkat çekiyor
Selim Çelenk: AK Parti'nin ortahisar belediye başkan adaylığı için düşünülecek isimlerden biri.Çizgisini hic değiştirmedi iktidarın sosyal politikalarla ilgili programını iyi uyguladı hiçbir olumsuz icraatı olmadı.
Adnan Cevher: Aslında o adının yerel seçimlerde çok anılmasını istemiyor ama kendi iradesi ışında adı seslendirilecek. Koltuğa kendini bağlamadı. Her yerde görülüyor. Vucut dili ile ben varım diyor.
Şerif Özgür: Bir Volkan Canalioğlu, mağduriyeti ile sürpriz yapabilecek biri. Başarısının zirvesindeyken görevinden alındı.  Daha çok CHP ve MHP'nin dikkatleri üzerinde. Hani kendi de başarabileceğini inansa, siyasi kulvarda çok can yakar.
İbrahim Kul: Büyükşehir piyangosu ona negatif yansısa da Çarşıbaşı için iktidar partisinin en ciddi adayı. Bu yönden çok konuşulur.
Cahit Turan: AK Parti'nin büyük şehir ile ilgili “B” planı içerisinde olabilecek en akılcı sülieti, söylentilerden uzak dursa da dedikodulardan kurtulamayacak.
Nihat Tosun: Belki de bu yerel seçimlerde adı en az telaffuz edilecek biri, bu açıdan rahat ama genel seçimlerde hiç de böyle olmayacak
Dr Hakan Usta: Görev yaptığı ilçede babasından nöbeti devralabilir diye şimdiden konuşulmaya başlandı bile.İkili ilişkilerinde başarılı, kapısı açık, halkın içinde
Mazhar Yıldırımhan: 2004 ‘de seçim kaybetmiş olmasının bütün negatifliğine rağmen 2004'den 2013'e kadar haklılığını direncini ve nasıl ihanete uğradığını çok iyi anlattı, kamuoyu ve parti dinamikleri de ancak tatmin oldu. Bu nedenle kulvarda önde

Eski Belediye Binası ve Sunay Akın!
Sunay Akın şu sıralar harıl harıl inat ederek Haydarpaşa Gar'ının müze olmasını hem de oyuncak müzesi olmasını istiyor. Bu konuda kampanya başlattı. Hatta, müzeyi kendisinin bile kurabileceğini açıkladı.
Sunay Akın'a, Trabzon'un meydanındaki eski belediye binasına da bir oyuncak müzesi düşünüp düşünmediğini sordum. Seve seve uça uça koşa koşa düşünürüm dedi.
Akın, eski belediye binasının sadece oyuncak müzesi olarak değil şehir müzesi olarak da tasarlanabileceğini belirtirken, bir bölümüne de oyuncak müzesi pek ala yapılabileceğini ifade etti.
Sevgili Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, bu işi bir düşünün. Sunay Akın ile bir ilişki kurun. Belediye eski binası bu anlamda en uygun yerlerden biri. Şehir kaybetmez kazanır.
Sunay Akın'ı istekli hazır gördüm. Akın'ın yüreğine, Trabzon sevdasına seslenin.
Aklıma çakılan birkaç güzel sözü de oldu Sunay Akın'ın..
Şöyle;
-Ülkemizde futbolu din yapıp tapanlar var!.. Onlar da topun bir oyuncak olduğunu göremiyorlar. Onlar da çok yaşasınlar
-Haydarpaşa'yı otel yaparsanız orada her gün 300 kişiyi yatırırsın ama müze yaparsan gelen ziyaretçilerle 300 otel doldurursun! Fark budur..
Özellikle Akın'ın Haydarpaşa ile ilgili önermesi harika. Aynı şey bizim için Trabzon için de geçerli. Trabzon'a herkesi çağırırken Sümela ve Ayasofya gibi açık hava müzelerinden bahsediyoruz.
Eski Belediye Binasının bir bölümünü şehir müzesi şeklinde planlamak, projelendirmek, Sunay Akın'a da Trabzon'un yıllar öncesinden bugüne gelecek oyuncaklarını sergilemesi ile ilgili imkan tanımak, çok lüks bir istek olmasa gerek.
Hadi başkan..