Dünyada ne zaman tarım- köylü sorunları canlanma sürecine girse neoliberal ķüreselleşme kendi sömürü düzenini sürdürmek için bir çok dönüşümü devreye sokarak üretime ve tüketime müdahale etmektedir.Bu düzen zaman zaman post- kalkınmacı teorileri ortaya atıp bunu yaparkende tüm iletişim araçlarını, ünlü bilim adamlarını ve ekonomistleri reklam amaçlı kullanarak siyasal ve iktisadi kırılmalar yaratmaktadırlar.Sürecin temelini oluşturan tarım gıda ilişkileri ile bu sektörde üretim yapan çiftçilerin devreden çıkması için politik,ekonomik, ekolojik özgürlüklerde kapitalizmin doymayan çözümlemeleri sonucu ağır tahripatlara uğramaktadır.

Bu bağlamda kapitalizm karşıtı mücadelede yeterli bilgi, donanım , medeni cesaret ve örgütlülüge kent kırsalı ve daha yüksek kırsalda yaşayan üreticiler bu güç karşısında mücadele etememektedir.Daha açıkcası tarım- gıda ilişkileri ve tarım- köylü tartışmalarındaki kırılma  bu sistemde bır özne halini alarak kapitalizm lehine kavramsallaşması olayıdır.Bu kutuplaşma üretici köylü ile tüketici kentli ilişkilerini kopartırken tamda kapiralist zihniyetin istediği ortam oluşmaktadır.Bu anlamda tekelci zihniyetin kalkınmacı tarımı engelleyerek kendi hegomanyasını oluşturmaktadır.Bu güncel çelişki hem toplumu derinden etkilerken ve hemde geleceğimiz başkalarının inisiyatifine ipotek etilmektedir.

Bu çıkmaz ortada durup toplumu ayrıştırırken başta siyasiler olmak üzere sivil toplum örgütleri, tarımsal kuruluşlar ve çiftçi örgütü ziraat odalarının seslerinin çıkmamasını anlamakta mümkün değildir.Kapitalist tarım ve gıda fiyatları arasında oluşturulan fay hatları neoliberalizmle başlamış olup, üreticiyi kendine bağlayarak yoketme anlamından başka bir şey değildir.Dahası tarımsal girdileri(makine, ilaç, gübre, tohum, kireç, ar-ge vs.) ile (işleme, paketleme, dağıtım, dolaşım, pazarlama, tüketim vs.) çok uluslu tarım ve gıda holdinglerinin hegomanyasına girmiştir.Bu ağır şartlar altında kar edemeyen çiftçiler tarımsal faaliyetlerden uzaklaşarak geçimlerini başka alanlarda arar olmuşlardır.

Zira çiftći yukarıda sayılan tüm tarımsal girdileri üreten bu şirketler fiyatları bilincli bir şekilde artırarak çiftçilerin yüksek kredi faizleriyle bankalara borçlanmalarına sebep olmaktadır.Sonunda kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin elinden toprakları ve makine parkları alınmaktadır(özellikle yabancı bankalar) Bu topraklar misaki milli toprakları olup, emperyal yöntemlerle hem tahıl deposu olan alanlarımız ve hemde uğruna kan döktüğümüz topraklarımız göz göre, göre elimizden çıkıp gitmektedir.Dünyada ve ülkemizde azgınca yürütülen neoliberal yapılanma sonucu binlerce çiftçimiz topraklarından ve üretim kültüründen yoksun bırakılarak işsizlikte durmadan artmaktadır.Aynı zamanda bu arsız doymaz zihniyet yüzünden insanlarımızda açlıkla imtihan edilir duruma düşürülmüşlerdir.

Üretimin azalması ve yurtdışından ithalat kısa vadede çözüm olsada uzun dönem için çok ağırlaşan bir manzara yaratmakta ve üretim kapasitemizde azalmaktadır.Yine bu düşünceye endeksli olarak gıda fiyatlarının astronomik olarak kontrolsüz bir şekilde artması ülke insanının önünde beslenme engeli oluştururken toplum sağlığıda çok olumsuz etkilenmektedir.Yine liberalizme hizmey etmek ićin dünyadaki para dolaşımına yönelik düzenlemeler, ülkemizdede çok uluslu tarım ve gıda şirketlerinin her koldan harakete geçmesi adım, adım tarım sektörümüzün elimizden çıkmasını hızlandırmaktadır.Bu şirketlet sadece tarımsal girdi fiyatlarını belirlemekte kalmayıp yerli bir çok gıda marketinide alarak fiyatları kendileri belirleyip toplumsal yokluğu ve açlıği tırmamtırmaktadırlar.

Bu şekilde Ulus- Devlet güçsüzleştirilirken bir yandanda ; özelleştirme, üretici örgütleri, tarım ve gıda politikaları ve tarımsal destek mekanizmalarının sermaye nüfuzuna yönelik olarak yapılandırılmaları üreticide direnme takatı bırakmamıştır.

Ayrıca tohum ve genetik ili ilgili hususların özel mülkiyetin inisiyatifine bırakılması, ar-ge faaliyetlerinin özelleştirilmesi, küçük ölçekli üretim yapanların sözleşmeli hale getirilmesi,emeğin çok ucuzlaştırılması, holdingler aracılığı ile gıda kültürünün değiştirilmesi, her tarafta süper marketler açarak mahalle bakkallarının kapanması sonucu işsizliğin artması sonucu ülkemiz tarımı gittikçe küçülmekte küçültükçe ayrışmakta ve ayrıştıkça yok olmaktadır.Onun için acilen tarımda üretim hamlesinin başlatılıp yasa tüzük ve yönetmeliklerin yeniden düzenlenerek seferbelik özelliğinde üretim artırılmalı ve hazineden milyar dolar vererek  ithal ettiğimiz faaliyetede son verelim.Aksi halde neoliberalizm bize daha fazla zaman tanımayacaktır.