Serdar Bali ile ben yani Ali Savaş, Trabzonspor'un 2 bin genel kurulunda karşı karşıyaydık.

Onun Trabzonspor ile ilgili kurtuluş reçetesinin, kurtuluş değil batış reçetesi olduğuna inanıyordum.

Seçimlere gidildi, Bali'nin de yönetimde yer aldığı liste göreve getirildi.

O günden bu yana Trabzonspor'un beli doğrulmadı.

Bali, devrim denilen bu hareketin ilk kurbanı oldu. Devrim evladını yedi. Çünkü söyledikleri ile icraat çelişince, ben yokum dedi çekti gitti.

Bugün Serdar Bali ile iyi bir dostuz.

2 bin yılındaki kavgamızı bilip kol kola girdiğimizi görenler şaşkın.
Oysa, Trabzonspor denen kulvar öyle kaypak, öyle kaygan bir zemin ki dünkü düşmanlar bugün dost oluyor.

Bizimkisi de böyle.

Ama arada derin bir fark var. Bali ile başlayan dostluğumuzda birbirimizi anlamamızda çıkar ilişkisi yok.

Olsaydı ben de bugün Trabzonspor'da yönetici ye da bir başka biçimi ile olurdum.

Şimdi Serdar Bali kalkmış diyor ki bizim kupamız gasp edildi temsilen bir anıtın dikelim. Kupanın aslı gelince de kaldıralım.

Yani bir şehrin isyanı dile gelsin istiyor.

Ancaaaakk..

Ne yazık ki, olayı siyasileştirenler var.

Bazı AK Parti'li dostlar bu tür bir talebi Başbakanı zor durumda bırakacağı paranoyasından hareketle olayı karşı tavır alıyorlar.

Ti yapıyorlar.

Sosyal medyada garip mesajlar veriyorlar.

CHP'liler gibi.

Onlarda en son Kamer Genç geldiğinde şike süreci ve Trabzonspor'un hak mücadelesi ile ilgili sorularını Genç'e sorulmasın istemediler.

MHP genel merkezi de aynı modda. Bereket Koray Aydın o kalıpta değil.

Beyler.

Şike süreci ve hak arama mücadelesine lokal anlamda AK Parti teşkilatlarında görev alan, AK Parti'ye sempati duyan, partide ikbal arayanlar CHP genel merkezi mantığına bürünmesinler.

Her şeye bir kulp takmasınlar.

Emi..

XxXxXxXx



XxXxXxX

HADİ HAREKET ABİLER

Son günler.

İstihdamı arttırma ile ilgili teşvik birkaç gün sonra yok hükmünde.

Teşviksiz kaldığımızda bir işverene çalışanın yükü 500 ile 650 lira arasında olacak. Bu ağır faturadan kurtulmanın yolu da kayıt dışına çıkmak.

İdris Naim Şahin; Kabinin en güçlü bakanı.
Nurettin Canikli;İktidar partisinin meclisteki beyni
Hayati Yazıcı;Başbakanın (A) takımında, Rizeli.
Ve Erdoğan Bayraktar; Saydığımız üç isimden de daha güçlü etkili üstelik sözü de dinlenen biri.

Hepsinin de bu coğrafyaya teşvik konusunda sorumluluğu var.
Çalıştık, dayattık, yalvardık, yatırdık, kaldırdık, verileri masaya taşıdık, kavrattık, kapıları çaldık, aşındırdık ve hatta sabahladık ve kaşları bile çattık,haykırdı, anlattık, şakalaştık, ama teşviki uzatamadık..
Derlerse;

Bilsinler ki biz battık.

Teşvik konusunda umudum hala var, Başbakan son sözü söyleyecek. Bir umudum daha var; Bakan Erdoğan Bayraktar'ın inatçı kişiliği. Bayraktar, bölgenin de umudu. Hiç olmazsa siyasi irade, teşviki bir yıl uzatabilir.Hem hükümet hem bölge dinamikleri bir adım geri atıp, iki adım ileride, anlaşabilirler, 1 yıl teşvik uzadı fikrinde

Sayın Bayraktar, bütün ümidimiz sizsiniz. Hayal kırıklığına uğramak istemiyoruz