Fındık deyince!

Fındık, tarım ürünleri içinde petrol kadar değerlidir. Stratejik önemi vardır. Tarım endüstrisinin temel girdisidir. Altın gibidir. Gelecekte de bu önemini koruyacaktır.

Ne yazık ki, böyle stratejik ürünü yetiştiren üretici her sezon emeğinin tam hakkını alamadığından dert yanar.

Dedik ya stratejik ürün olan fındığın dünya piyasalarında fiyatını bu alanda endüstrileşmiş dünya devi şirketler belirliyor. Ve özellikle ülkemizde de bu şirketler at koşturuyor.. Fındığı biz Türkiye, üretiyor fiyatı Almanya’daki borsa belirliyor. Ve ne yazık ki, fiyatı Türkiye’de belirleyeceğiz diyen hükümetler süreç içinde, düştü(!)

Şimdilerde elimizde bir koz var.

Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı nedeni ile kapanan tahıl hattını açtı. Gücünü kullandı. Bu büyük bir başarıdır. Aynı başarıyı fındıkta da gösterebilir. Uluslararası fındık tröstlerine karşı dik durabilir.

5f1ea13d554281218070d48e

Siyasi tarihimizde bu anlamda üretici lehine dik duran bir lider ve hükümeti vardı.

O da Necmettin Erbakan’dır..

28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 arasındaki Başbakanlığı döneminde, Cumhuriyet tarihinin zamanın koşullarına göre; en iyi, en yüksek, en değerli, en anlamlı fiyatı belirlemiş, üreticinin yüzü gülmüştür.

Üretici kazanmış, ülke de kazanmıştır. Zamanın Refah Partisi Trabzon milletvekillerinin şehre gelişlerini hatırlarım. Kemalettin Göktaş, İlhan Sungur ve Şeref Malkoç, Trabzon’a gururla gelmiş, fındık üreticisi onları abartmıyorum bağrına basmıştı.

54’üncü Refahyol hükümeti başta fındık politikalarındaki milli duruşu olmak üzere diğer milli politikalarından ötürü emperyal güçler tarafından hemen alaşağı edilmişti.

Ben fındık ve fiyatı deyince 1996 yılındaki Refahyol hükümetini bilirim. Ondan önceki ve sonrası, çok da önemli değildi.

1996 yılının koşulları ile şimdinin koşulları bir değil. Ak Parti, fındıkta milli bir politika izlemeli. Milli politikadan taviz vermemeli. Türkiye’nin petrolü fındığa sahip çıkmalı. 1996’dan örnekle 2023’e yelken açmalı.

xXx

Vah zavallı Sosa..!

Benim bildiğim kadarı ile Trabzonspor’dan Fenerbahçe’ye giden bir tek Küçük Şenol başarılı oldu. Diğerleri silinip gitti.

Son örnek Sosa.

Vah zavallı Sosa.. Trabzonspor’da eski günlerine döndü, Fener’de söndü.

Futbolu bitti.

Ailesi yaşamı da.

Tam bir dram.

5eeb1fe0ae298bd75533a8b8

Aynı akıbeti Nwakaeme de yaşayacak.

Ama o Fener’e gitmedi dediğinizi duyar gibiyim.

Gidecek.

Acun işin içindeyse, Fener yolcusudur

Futbolu da bitecek. Hep birlikte göreceği.
Tarih tekerrürden ibarettir.

xXx

Çünkü, hayat pahalı.

Pandemiden önce, Trabzon özelinden hareketle Arap turistlere büyük bir ilgi sempati vardı. Şehir, Arap turizminden hak ettiği payı alması için fikir birliğine varmıştı. Yatırımcılar kolları sıvamıştı. Turizm geliştikçe, istihdam da artacaktı. Buna herkes inanmıştı.

Nitekim de öyle oldu.

Oteller patladı. Araç kiralama şirketleri de.

Restoranlar çoğaldı.

İstihdam arttı.

Yaşamın her alanında bir hareketlilik başladı.

Pandemi ile bu güzellik sekteye uğradı.

İflaslar başladı.

İşten atılmalar çoğaldı.

4334

Trabzon, ekonomik olarak zor duruma düştü.

Bu dönemde sabit gelirli devletten maaş alanlara gıpta ile bakıldı.

Süreç, şimdiki hale geldi.

Arap turizmi patladı.

Şehir yeniden canlandı.

Ama, dar gelirlilerin durumu düzelmedi.

Trabzon’da hayat pahalılığı yerli halkın belini büktü.

Kayıt dışı çalışanlar çoğaldı.

İş yok.

Asgari ücretin altında çalışanlar çoğunlukta.

Arap turist hareketliliği bu sektördekilere yaradı.

Sektör haricindekilerin durumu deyim yerindeyse felç.

Sektörde emek gücü ile çalışanlar bile mutlu değil.

Az kazanıyor.

Patron çok kazanıyor, elemanı az.

Bu çelişki, tabanda da var.

Sokakta her türlü ultra lüks Arap yaşamını görenler, buğz ediyor. Bu da Arap alerjisi olarak ortaya çıkıyor.

xXx

Trabzon’da milli gelir 12 bin lira olsa..!

Ak Parti iktidarının ilk yıllarında kişi başına düşen milli gelir kademeli olarak 2013 yılında 12 bin dolara kadar yükseldi. Bu zamanın şartlarına göne iyi bir sonuçtu. Ardından Türkiye orta gelir tuzağına düştü. Milli gelir şimdilerde 6 bin doların altında.

Bu da yoksulluk demek.

Birkaç gündür Trabzon sokaklarını geziyorum. İnsanları dinliyorum.

Ciddi bir geçim sıkıntısı var.

Bu sıkıntıya tepki Arap Turiste yönelik bir şekil değiştirdi.

Trabzonlu geçim sıkıntısı nedeni ile istediğini alamıyor, yiyemiyor, gezemiyor.. Yiyen gezen alış veriş yapan Arapları görünce etkileniyor. Etkilenince bir Arap alerjisi ortaya çıkıyor.

Son günlerde Araplara dönük olumsuz düşünce tavrının nedeni bence bu.

Yoksa kimsenin bir ırkçı yaklaşımı yok.

uzun_sokak_ta_esnafin_lojistik_sikintisi_h1058638_d0919

Siyasiler hamasi nutku bıraksın, milletin; milli gelir payını yükseltmeye baksın.

Sokakta insanlarla dertleşirken öyle insanlarla karşılaştım ki.. Ailesi ile bir restoranda giremediğinden dert yandı. 2 yıldır üstüne bir kıyafet alamadığını söyleyenlere rastladım. Bayramda, çoluk çocuğunun memleketine gelemediğini söyleyen babaları gördüm. Asgari ücretle geçinemeyenlerle dertleştik.

Bu sıkıntı ve toplumsal gerçeklik, istemeyerek de olsa Arap turist alerjisi ortaya çıkıyor.

Memleketimde üvey evlat oldum diyor.

Uzungöl bana yasak. Gitsek de yüzümüze bakan yok.

Meydan parkı restoranları bana yasak, menü pahalı.

Alış veriş merkezi, mağazalar bize yasak, eğer Arap aile alışveriş yapıyorsa yüzümüze bakan yok.

Çocuğuna oyuncak alamıyorum.

Bezini kullanırken, tasarruflu oluyorum.

Tüm bu olumsuzluklar Arap turiste, bakış açısını etkiliyor.

Eğer, Trabzon’da kişi başına düşen milli gelir 2013 deki gibi 12 bin dolar olsun.

Arap turist kimsenin umurunda olmaz.

Arap turiste bakış açısındaki olumsuzluk tamamen ekonomik.

Kimse ırkçı yaklaşımda değil.

xXx

Bana ne faydası var..?

Nabız tutuğum sokaklarda bir de insanların şöyle bir serzenişi var.

Arap turizminin bana ne faydası var?

Ben bordo mahkûmu bir çalışanım. Arap turizmi patladı. Benim maaşıma zam mı geldi. Kredi kartımın taksit ödemesini patlayan bu turizmden kazanan mı ödeyecek. Bankalar bana Trabzon’da Arap turizmi patladı, bana faizsiz kredi mi verecek? Turizm sektöründe faaliyet gösterenler istihdam artırıcı bir yatırım yaptı da işsizlik mi azaldı? Kazandıklarını Trabzon’da yatırıma mı dönüştürüyor, yoksa kur korumalı mevduata mı yatırıyor?

f56f7ea6c83e815a0b2a24edd00880b1

Sokaktaki insan bunu diyor.

O her ay düzenli olarak aldığı maaşının kendine yetmemesinden mustarip.

Esnafın, Arap turizminden payına düşeni aldığına inanıyor.

Kendinin ise konumunun değişmediğini görüyor.

Arap turistlerin Trabzon’da standart üstü yaşamını görünce kendi memleketinde kendini acınacak duruma düştüğünü düşünüyor.

xXx

Rezervli..!

Arap turiste alerjinin bir nedeni de sektörde faaliyet gösterenlerin tavırları. Hataları. Günü birlik ilkel düşünceleri.

Mesela, bir 5 kişilik Trabzonlu ailenin tespitine gelelim.

Meydan civarındaki bir restoranda girdik, boş masaya yönelik garson rezervli dedi. Üzerinde böyle bir not da yoktu. İnat ettim, uzak bir yerden gözlem yaptım. Öylesine oradan geçen bir Arap ailenin önü kesildi, rezervli denine masa gösterilerek, oturtuldu.

1654005677

Demek benim ülkemde memleketim Trabzon’da değerim bu kadar.

İşte bu yaşanan gerçek sonunda Arap alerjisine dönüyor.

Bunu da turizm sektöründe faaliyet gösterenlerin bir kısmı körüklüyor.

xXx

ZAYTUNG

Petshopların Kasaplar Odası'na bağlanmasının ardından Türkiye Sığır Besicileri Birliği de Kuyumcular Odası’na bağlandı…