Dünyadaki tüm ülkelerstratejik önem taşıması nedeniyle geleceğin tarımı için yeni hedefler gayreti girmiş durumdadırlar.Bunun için hangi araçlardan yararlanılması gerekiyorsa(Başta toprakların muhafazası, Gübre, Tohum, İlaç, Araç gereç,Topraksız tarım, Biyoteknoloji, İyi tarım uygulamaları, Organik tarım, Yeni ürünler deneme yani tohum ıslahı, Arge çalışmaları vs.)bu bağlamda tüm bilimsel ve teknik yöntemler denenmektedir.Bu öngörüleri veya hedefleri hayata geçirmek ićin tespit edilen politikaları, hazırlanan orta ve uzun vadeli politikaları bir proğram dahilinde ve bir disiplin çerçevesinde toplum için üretim seferberliğine devam etmektedirler.

Buradaki temel amaç kendi ülkelerinin insanlarının karınlarını doyurmak ve dışardan tarımsal ürün ithal etmeden gıda gereksinimini karşılamaktır.Ülkemiz açısından bu anlamda sorulması gereken temel soru Türkiye bu konuda ne düşünmektedir olmalıdır.İşte tamda burada ülkemiz hem dünyadaki genel gidişat hakkında bir fikir edinebilmek ve hemde kendi durumumuzu netleştirmektir.Yani sağlıklı bir tarım politikası için bir kıyaslama yapıp gerektiğinde bilgi, teknoloji ve uygulama tekniği transfer ederek sağlam çiftçi ve sağlam üretim zemini oluşturmaktır.Bu ve benzeri eylemleri hayata geçirmek ve kesintisiz sürdürmek ulusal tarım politikası açısından hayati önem taşımaktadır.

Asıl mesele bilgi olup; Araştırma kurumlarına düşen önemli rolleride bir altlık ve yol gösterici olarak devreye sokmak olmalıdır.Yani geleceğin tarımı bilgi, çiftçi, Araştırma enstitüleri ile kamu hakimiyeti iş birliğine dayanan bir temel üzerinden şekillenmelidir.Bu plan tam hayata geçirildiğinde hem ülkemiz insanı karnını ucuza doyuracak, ithalat azalacak ve ürettiğimiz ürünler diğer dünya ülkelerinin ürünleriyle rekabet fırsatını yakalayacaktır.Burada tarımın stratejik bir sektör olduğu ön plana çıkmakla birlikte yine en stratejik anahtar bilgi olup, geleceğin tarımıda bu temel üzerine oturmalı veya oturtulmalıdır.

Bu sürecin devam edebilmesi ve ülkemizin uzun dönemde rekabet gücünde bir ilerleme kaydetebilmesi anlamında başta biyoteknoloji ve üretimin sürekliliğini sağlayan diğer trknolojiler yaşamsal açıdan önem taşımaktadır.Gelişmeyi toplumsallaştırmak içinde araştırma yapmak yeni, yeni "KARLI" fikirlet üretip bilgi birikimini artırarak hayata geçirmekte ayrı bir önem taşımaktadır.Ülkemiz tarımının bu yönüyle çok eksik olması ve bu sektöre yatırım yapılmaması rekabettede şans yakalamak çok zorlaşacak ve dışarıya olan bağımlılığımızda gittikçe artacaktır.Neticede bilgisi olmayan bir teknoloji ithal edilecek ancak, neyi ithal ettiğinide bilmeden ülke teknoloji mezarlığına dönecektir.

Durum bu kadar önemli olduğu halde ülkemizde tarıma kamusal kaynakların aktarılmaması verilen teşviklerin ürüne değil araziye verilmesinin devam ettirilmesi neoliberalizme mahküm edildiğimizin çok acı bir tarafıdır.Artık dünyada tarımsal üretim ve pazarlama ağları ile fiyat mekanızmaları en üst düzeyde belirlenmeye doğru giderken (Gıda rantı) rotayı konvansiyonel tekelci zihniyeti ön plana çıkartmaya aşırı özen göstermektedir.Ülkemizde toprak, insan, su,iklim ve para var ancak bu beş bileşeni bir araya getirip kullanacak irade hala kendini gösterememiş ve hala yurtdışından kuru ve işlenmiş tarım ürünü almaya devam etmekteyiz.

Bu çıkmazadan ülkemizin bir an önce kurtulması için ; Sürdürülebilir tarım,Gıda güvenliği ve güvenirliliği açısından toplumun geleceğini teminat alma konusunda gerçekçi bir atılım yapma ihtiyacı kaçınılmazdır.Bu atılımları yapmak kesintisiz bir AR- GE araştırması ve bunun yanında toplumun desteği için aydınlanmaya ihtiyaç olduğuda ayrı bir gerçekliktir.Bilimde ve teknolojideki görevlerde üniversite ve araştırma enstitülerine önemli görevler düşerken kamuda bu oluşumlara sermaye transferinde kısıtlayıcılıktan acilen vazgeçmelidir.Durum bu ilkeler içinde yürütülmesi gerekirgen Araştırma Enstitületinin(Tohum ıslah istasyonları, Toprak su araştırma, Zirai karantina, Zetincilik araştırma vs.) hepsi kapatılmış ve sayıları 200'e varan üniversitelerdende ses çıkmamaktadır.

GENÇ CUMHURİYET bu enstütilerin temellerini inanılmaz bir gelecek öngörüsüyle atarken işte bu günlere düşmememize işaret etmiştir.Onun içindirki bırakın herşeyi geleceğin tarım fırsatınıda kaçırarak yabancı gıda tekellerinin inisiyatifinde tarım ürünü aramaya devam ediyor ve hem çiftçimizin ve hemde ülkemizin hakkı olan milyar dolarlar bu tekellerin kasalarına akmaktadır.

SONUÇ OLARAK;
Ülkemiz tarımının geleceği ile ilgili olarak dünyadaki gidişat bilindiğine göre (Bilgi, Bilgi bankacılığı, Teknoloji ve AR- GE) ülkemizdeki durumun açık seçik ortada olmasına karşın gittikçe bağimli hale geldiğimiz yanında tarım topraklarınında hovardaca yok ettiğimiz derin bir milli sorun haline gelmiştir.
Bu bağlamda; Toprak israfına son verilerek üretilen tarım politikalarının ve AR-GE sonuçlarının hayata geçirilerek tarımda kesinlikle seferberlik başlatılmalıdır.Aksi halde kaçırdığımız, 1.2.ve 3.cü sanayi devrimleri ile endüstri dört sıfırda olduğu gibi geleceğin tarımınıda kaçırırsak bizi hiç bir ekonomik kaynak kurtaramaz.Onun içindir ki; 

GENÇ CUMHURİYET KURULDUĞUNDA,
ULU ÖNDER ATATÜRK : " MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ TARIMDIR" demiştir !!!