Hami Mandıralı, futbolculuğunda Trabzonspor tarihine damga vuran isimlerin arasında yer aldı. Hatta adını en tepeye yazdırdı. Hala onun attığı gole ve yaptığı asistlere kimse yaklaşamadı. Her transfer sezonu özveriyle hareket etti, hem yönetimin elini rahatlattı.Çok olumlu yanları vardı. Olumsuz sayılabilecek yönleriyle de zaman zaman hedef oldu. Şu bir gerçek ki döneminde öyle önemli bir lider kimliği sergilemedi. Futbolu bıraktı, kendisine bir jübile bile çok görüldü. Sonra milli takımların çeşitli kategorilerinde görev aldı. Ve Ersun Yanal denen Trabzon ekmeği yemiş bir iki yüzlü isim tarafından diğer Trabzonlu teknik adamlarla birlikte kapı önüne konuldu.

 Tam 5 yıl işsiz kaldı. Hiçbir kulübü çalıştırmadı. Zaman zaman gelen teklifler onu tatmin etmedi. Ve sezon başında Mustafa Akçay’ın yardımcısı oldu. Takım kötü gidiyordu, Akçay görevi bıraktığında onun da istifa etmesi bekleniyordu. Yapmadı, diğer yardımcılarla birlikte göreve devam etti. Eleştirilmesi gereken bir tutumdu bu… Hele, ‘Ben göreve hazırım’ demesiyle birlikte giden teknik adamın yüreğine hançer saplamış gibi bir tavır sergiledi. Sonra takımı yönetemeyeceği düşünüldü. Çok sayıda teknik adam gündeme geldi. Ancak 17 Aralık operasyonu nedeniyle iktidardan ve onun uzantılarından artık eskisi gibi para koparamayan Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, ‘mecburen’ onunla bir süre yola devam etme kararı verdi.

 Hami Mandıralı’nın neler yapacağı merak konusuydu. Kamuoyu bir yandan umutsuz, diğer yandan da icraatlarını yakından izliyordu. Daha ilk maçından itibaren sahaya sürdüğü 11’ler ve değişiklikleri genel anlamda yerinde bulundu. ‘Bunda iş var’ sözleri duyulmaya başlandı. Ancak liderliğini asıl Konyaspor maçında önce Zokora’yı, sonra da Malouda’yı oyundan aldıktan sonra gösterdi. Malouda denen Fransız ukalası, oyundan çıkarken surat yaptı, oyuna girecek genç oyuncu Yusuf’un yüzüne bile bakmadı, soluğu soyunma odasında aldı.

 LİDERLİK DERSİ VERİYOR

 Daha önce bu isim kulüpte at oynatıyordu. Başkandan ve sözleşmesinden aldığı güçle birlikte herkesi avucunun içinde oynatacağını zannediyordu. Ülkesine 3 günlük izinle gidiyor, 10 gün sonra geliyordu, kimseye telefon açma gereği bile duymadan kampa 6-7 gün gecikmeli katılıyor, kimse sesini çıkaramıyordu. Teknik kadroyu, başkana şikayet ediyor, ne yazık ki hesabı sorulmuyordu. Bu krallığın hep süreceğini sanıyordu.

 Ama

 Kazın ayağı hiç de öyle değildi. Ve Hami Mandıralı gibi tecrübesiz, çiçeği burnunda bir teknik adam, Fenerbahçe ile tarihi maça çıkarken, bu ismi yedek soyundurma kararı aldı. Bunu hisseden Fransız yıldız eskisi hemen sakatlık numarasına yattı. Tribüne çıktı. Bu arada milli takım kampından geç dönen Zokora da kadroya dahil edilmemişti. O maç yarıda kaldı. Malouda kaprislerini sürdürdü ve bu kez de Sivasspor karşılaşmasının 18’inin dışındaydı. Takım, en kritik dönemde Sivas’ta farklı galibiyete ulaşırken, Hami Mandıralı da liderliğini ortaya koymanın ve haklılığının keyfini çıkarıyordu.

 Geldiğimiz nokta şu ki, son 15 yılda bu kulüpte görev yapan Ahmet Suat Özyazıcı’dan Şenol Güneş’e, Halilhodzic’den Ersun Yanal’a ve  Ziya Doğan’a kadar hiçbir teknik adamda göremediğimiz radikal kararlar alma yeteneğini Hami Mandıralı’da görmenin mutluluğunu yaşadık. Uzun yıllardır konuştuğumuz ama hiçbir teknik adamın uygulamaya koyamadığı, ‘Hiçbir futbolcu kulüpten büyük değildir’ mantığını hayata geçirdiği için ‘Kral’ı tebrik etmek görevimiz!..

 Ve bu cesaret ve liderlik gösterisini sürdürüp, bunu bilgi, çalışkanlık, tecrübe, kolektif bir anlayış, dünyayı iyi okuyan entelektüel birikim ile birleştirdiğinde inanıyorum ki sadece Trabzonspor değil, Türkiye’ye çok önemli bir teknik adam kazanacaktır.

 Yolun açık olsun Hami Hoca!...

 

***

 BÖYLE TARAFTAR OLMAZ!

 Türkiye Futbol Federasyonu tarihi boyunca Trabzonspor’a haksızlık yapmıştır. Medya dayatmaları, iktidar gücünü arkasına alma ve lobilerin etkisiyle birlikte Fenerbahçe başta olmak üzere hep İstanbul kulüplerini koruduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Son şike sürecinde de yine özellikle Başbakan ile ortak hareket ederek, şike suçlusu kulüpleri hala cezalandırmamış, Bordo-Mavililerin şampiyonluğunu ne yazık ki tescil etmemiştir.

 Ancak tüm bunlar, Trabzonspor taraftarının tribünleri ataşe verme, sahayı kapattırma, takımını hükmen mağlup ettirme hakkını hiç kimseye vermez. Kendine taraftar diyen kim varsa onlara sesleniyorum;

 Taraftarlar, karşılıksız sevmektir.

 Kombine bileti indirimli alıp, tribüne çıkıp, her önüne gelene küfretmek taraftarlık değildir mesela…

 Milletten para toplayıp, deplasmanlara gidip, maç keyfini yaşarken, gidilen stadın koltuklarını sökmek, sahaya atmak taraftarlık hiç değildir.

 Taraftarlık;  ‘TFF’nin verdiği kararları tanımıyorum, Kasımpaşa maçına gideceğiz ve tribünlere gireceğiz’ demek ise hiç değildir. Çünkü bu eylemin karşılığında canınız kadar sevdiğinizi söylediğiniz kulübünüze; TFF’den, Başbakandan, Aziz Yıldırım’dan çok daha büyükbir  zarar vereceğinizi aklınızdan çıkarmayın… Amacınız buysa buyurun gidin stada, Trabzonspor’u yakmaya çalışanların ateşine bir odun da siz atın.

 TAKIMINIZA SAHİP ÇIKIN

 Trabzonspor’u seviyorsanız yapmanız gereken şey,; Maçlara gidemiyorsanız, idmanlara gidip takımı oluşturan tüm futbolculara ve teknik kadroya moral vermek olmalıdır. Maç günü takımı tesislerden binlerce kişilik bir korayla alıp, stada kadar götürmek, sonuç ne olursa olsun, oradan da alıp tesislere kadar coşkuyla götürmektir. Bunu ceza sona erene kadar sürdürmek, futbolcu kadrosunun asla sahipsiz olmadığını kendilerine hissettirmektir.

 Taraftarlık; Trabzonspor’un şampiyonluk kupasını vermeyen gerçek suçlulara karşı tavır takınmak, onları demokratik kurallar çerçevesinde protesto etmektir. Ata vuramayıp, palanı dövme asla taraftarlık olamaz!..

 Taraftarlık, hiçbir çıkar gözetmeksizin, takımına sahip çıkmaktır, koşulsuz sevmektir. Üzerinden nemalanmamak, onu kullanmamaktır. Eğer bir çıkar temini sonrası, takımı destekliyorsanız, bunun adı asla taraftarlık değildir.

 Son bir söz daha: Taraftarsanız, Borissia Dordmund, Barcelona, Liverno, Atletico Bilbao,  St. Pauli ve daha birçok Avrupa ülkesinin kulüp taraftarlarını araştırın. Kulüp ve takımları için neler yaptıklarını öğrenin, sonra da davranışlarınızı onlara göre yeniden şekillendirin.

 Aksi takdirde, ‘Uğruna canımızı veririz’ dediğiniz, Trabzonspor’un canını almak için koşullandırıldığınızı düşünmeye başlayacağız!...

KUZEYEKSPRES