Trabzonspor’un şampiyonluğu Anadolu’ya taşıdığı günden itibaren Bordo-Mavi renklere gönül verdiğini açıklayan Hürriyet Gazetesi Yazarı Yılmaz Özdil, geçtiğimiz günlerde Trabzonspor taraftarına bir mektup yazmıştı. Bu mektupta, öncelikli olarak 2010-2011 sezonu kupasından vazgeçilmesini istemiş, Trabzonspor’un erdemlerinin bir kupadan çok daha büyük olduğunu dile getirmişti. Ve aynı zamanda AKP ve Başbakan Tayyıp Erdoğan’ın peşine takılmasının da yanlışlığını ifade etmişti. Ben de, bir Trabzonlu, Trabzonsporlu olarak Sayın Özdil’in mektubuna karşılık vermek istedim, dilim döndüğünce, kalemimin kıvırdığı kadar…

Tabii ki Özdil kadar kıvrak değil bizim kalemimiz ama olduğu kadar, yazdığı mektubun karşılığını vermeye çalışacağım bugün.

Sayın Yılmaz Özdil;

Öncelikli olarak Gezi Olaylarında, H. Avni Aker’in tribünlere egemen olan ve bizzat, iktidarın adamları tarafından kombine biletlerle ödüllendirilmiş olan kitleyle, Trabzonspor taraftarını birbirinden ayırmanı rica ediyorum. Onların, partilerin mitinglerindeki bindirilmiş kıtalardan farkı yoktur. Sadece ceplerine girecek olan paranın miktarına göre hareket eden, yazık ki ülke insanımızın bir kısmının, Avni Aker’e yansımış şeklidirler… Gerçek Trabzonsporlu, sahada emeğin savaşını verirken, özgürlük, adalet, hukuk, eşitlik peşinde koşanları öldüren, gazlayan, TOMA’larla tazyikli su fışkırtanların, coplayanların yanında olmaz.

Gelelim ikinci ve asıl konuya Sayın Özdil!

Kupadan vazgeçirmek istiyorsun Trabzonsporluyu!

Peki neden?

Artık tartışmanın bitmesini ve futbolda şike ahlaksızlığının unutulmasını istiyorsun anlıyorum. Peki şikeyi yapan, teşviki veren,’ amacı giden her yol meşrudur’ diyerek, adil bir yarışın içinde onurluca, dimdik ayakta duranların hakkını alması gerekmiyor mu?

Konuştuğunda Cumhuriyeti, Atatürk’ü ağzından düşürmeyenlerin, bir kupa için bu kadar ahlaksızlığa bulaşmalarına niçin ses çıkarmıyorsun? Neden ‘bir kupa için değer mi?’ demiyorsun. Atatürk, sporcunun ahlaklısını isterken, ahlakın zerresini bile kafasında ve yüreğinde taşımayanların ekmeğine neden yağ sürüyorsun, değirmenine su taşıyorsun Sayın Özdil!

 

1996 VE 2005’İ HATIRLARMISINIZ?

 

Bakın size daha eskilerden başlayarak, bugün kupasından vazgeçmesini istediğin Trabzonspor’un nasıl da her dönem boğazlandığını ve Anadolu’nun bu küçük şehrinin insanlarının yine de nasıl dimdik ayakta, her koşulda küllerinden doğan Anka Kuşu’na dönüştüğünü anlatayım!

Şampiyonluklara ulaştığımız yılları saymıyorum. Sonraki her dönem büyük haksızlıklara uğradı Trabzonspor!

Hatırlarmısın bilmem ama 1996’da, Ali Şen’in daha sonra itiraf ettiği gibi büyük bir oyun oynanarak Trabzonspor’un elinden kupası alınmıştı. Bu takım yine 82 puan toplamıştı. Ancak dönemin başbakanı Mesut Yılmaz ve Ali Şen’i aşamamıştı. Taraftarı intihar etmiş, Trabzon’da hayat durmuştu.

Galatasaray’ın 2000’li yıllardaki başarısını yakalayacağına kesin gözüyle bakılan Trabzonspor’da teknik direktörü kovulmuş, yönetimi kongreye gitmek zorunda kalmış, futbolcu kadrosu tarumar edilmişti!

Onu geçtik, sonra 2004-2005 sezondan söz edeyim size isterseniz!

Trabzonspor harika futbol oynuyor, maçlarını üst üste kazanıyor. Fenerbahçe’nin ensesine yapışmış ve şampiyonluk kupasını kazanması için Kadıköy’de kazanması yeterliydi. Ama o maçtan 2 hafta önce Gaziantep’de Cem Papila isimli bir hakem yapışmıştı Bordo-Mavililerin yakasına… 2-1 öndeydik o karşılaşmada, Mehmet Yılmaz’ı mutlak bir penaltı yapılmış, Papila ‘devam’ demişti. Sonra Trabzonspor korner kazanmış, tüm futbolcular rakip alana gittiği anda hakem aut vermiş, kullanılan top, gelip gol olmuştu. Ve farklı kazanılacak bir karşılaşma 3-2 kaybedilince, büyük yara almıştı çok sevdiğini söylediğin Trabzonspor.

Ve 1 Mayıs 2005’te Şükrü Saracoğlu’nda, Fenerbahçe ofsayttan bir gol atmış, olmayan penaltı verilmiş ve 2 gol atması sağlanmıştı. Marco topla elle oynamış ve sarı kartı bulunduğu için kırmızı görmesi gerekiyordu. Hakem, bunu da ‘es’ geçmişti. Serkan ceza sahası içinde topu elle sürüklemiş, bunu da hakem görmemişti. Erman Toroğlu maçtan sonra, ’23 kader hatası var ve hepsi Trabzonspor’un aleyhine’ diye yayıncı kuruluşta yorum yapmıştı. Ve 2-1 kaybeden Trabzonspor bir kez daha şampiyonluktan olmuştu.

 

 

Ne hikmetse o maçın hakemi de Cem Papila’ydı. Ve bugün şike soruşturmasının baş aktörlerinden biri olan Şekip Mosturoğlu da, Federasyon asbaşkanıydı. Sayın Özdil, asıl acı tesadüf neydi biliyormusun? Mosturoğlu ve Papila, Hukuk Fakültesi’nden sınıf arkadaşı, kankaydılar!

Dünya tarihinde olmayan bir şey gerçekleşmişti 6 Mayıs’ta Trabzon’da ve 40 bin kişi, adalet yürüyüşü yapmıştı.

Ve 2010-2011 sezonu…

 BU KAÇINCI HANÇERLENME?

 Hatırlıyormusunuz Sayın Özdil; Aziz Yıldırım devre arasında tüm yönetimiyle birlikte Başbakan Recep Tayyıp Erdoüğan’ı ziyaret etmiş, sözde dopingli basketbolcu Tauluse’nin durumunu konuşacaklardı ve 2 saat süren görüşmenin ardından tapelerde duyuyoruz ki, Sayın Yıldırım, TFF’nin tüm birimlerini, ‘Bakın biz başbakanla bu kadar yakınız. Ona göre ha…’ anlamında bir görüntü vermişti. Ve ikinci yarının başlamasıyla birlikte hakemler, Fenerbahçe’yi korumakta sınır tanımamıştı.

Yine bir Gaziantepspor maçı sonrası  Yıldırım, takım kaptanı Alex’i de amacına alet ederek başbakana koşmuştu. Orada Sayın Erdoğan, ‘Buca maçında sakın bir kaza olmasın’ demiş, ve o maç dahil, hiçbir maçta Fenerbahçe kazaya uğramamıştı. Biz sadece hakemlerin, Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için uğraştığını düşünürken, 3 Temmuz sürecinde gördük ki, Yıldırım, şampiyon olabilmek adına her türlü rezilliğe bulaşmıştı. O şampiyonluğun şike ve teşvik ahlaksızlığıyla elinden alınan Trabzonspor’un uğradığı maddi-manevi-kurumsal zararlardan haberiniz oldu mu hiç?

Mesela takımın en önemli oyuncuları kaçarcasına gitti Trabzon’dan… Transfer edilebilecekler gelmedi şampiyon olamadığı için Trabzonspor. Şenol Güneş dağıldı, Sadri Şener tükendi ve tüm bunların sonucu olarak Trabzonspor’un bugün hem kurumsal, hem prestij, hem sonuçsal, hem de ekonomik olarak dağılma noktasına geldiğini biliyormusunuz?

Hem Trabzonsporlu olduğunu söyleyip, hem de hep Fenerbahçe’nin saha dışı organizasyonlarıyla yok edilmeye çalışılan bu kulübün haklı davalarını köşene taşımıyorsun. Ve yine alttan almayı öneriyorsun. Sizinki nasıl taraftarlık ki özveriyi hep kendi kulübünüzden bekliyor ama ahlaksızlığa bulaşanlara tek söz bile etmiyorsunuz! Aziz Yıldırım ve onun gibiler, hakem hatasıyla 1 puanları gittiğinde ortalığı yangın yerine çevirirken, sayısız kez kupası gasp edilen, bu nedenle de geleceği de yok edilen Trabzonspor’un ve onun taraftarlarının Türkiye’de henüz kimsenin burnunu bile kanatmamış olmasının ne büyük erdem olduğunun farkında değimlisiniz?

Evet ben de, Türkiye’de yargıya güvenmiyorum Sayın Özdil!  Ama yasaya uygun delil toplanmamış olsa, bile Aziz Yıldırım ve arkadaşları tapelerde geçen konuşmalarının bir tekini bile inkar ettiler mi?

‘Paralel yargı’ ne yazık ki tüm suçları örten bir mekanizmaya dönüştü ülkemizde farkındamısınız? Ayakkabı kutuları, yolsuzluk, rüşvet çarkının baş aktörlerinin sarıldığı argüman değil mi Azız Yıldırım’ları da mahkum eden yargı? Peki ama Sayın Başbakan’ın bana göre de çok haksız şekilde suçladığı o yargıya rüşvet davasında sahip çıkarken, Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe söz konusu edildiğinde neden tu-kaka anlatın da biz de bu çifte standardın sebeplerini öğrenelim!

Ha bir de unutmadan; UEFA Disiplin Kurulu ve Avrupa Futbol Mahkemesi (CAS) da Fenerbahçe’yi mahkum etti. Acaba onlarda mı ‘paralel yargı’nın adamları?

Ne dersiniz!?

 

HIRSIZIN KORUNMADIĞI TÜRKİYE!

 

Sorun bir kupa değil Trabzonsporlu için ve bunu sizin güzel hatırınıza Fenerbahçe’ye bağışlayabilir, yol arkadaşınız Aziz Yıldırım’ı da rahatlatabiliriz. Ama Atatürk’ü, Cumhuriyet’in erdemlerini ağzından düşürmeyen siz, söyleyin lütfen; Cumhuriyet’in son 50 yılında genellikle hırsızlar, ahlaksızlar, cahiller parsayı götürdü. Namusu sadece bacak arasında gören, beyni her türlü çirkinliğe açık olanlar çoğunlukla kazandı Ya namusluların hakkı ne olacak?

Bir şey söylersem inanırmısınız Sayın Özdil!

Bugün 11 yıldır iktidarda bulunan ve her türlü suçlamaların odağı haline gelen AKP hala daha bu ülkede birinci partiyse, bunun sorumlusu siz ve sizin gibi, Aziz Yıldırım’ları koruyanlardır. Geçmişin yolsuzlukları, bugünün namussuzluklarının örtüsü haline oldu, kolay kolay da kalkmaz. Ve acıdır ki bir anlamda, ‘ne pahasına olursa olsun, Cumhuriyet’ diyenlerin yenilgisidir bu!

Gelelim asıl konumuza yine… Tarihi boyunca haksızlığa uğrayan Trabzonspor’un, ilk kez gerçek anlamda ‘Kral çıplak’ dendiği bir noktada kupasını istemek değil, en azından futbol dünyasında ahlaklı ve haklı olanın kazandığını görmek istemesi bu kadar mı acı veriyor size!

Nedir bu Azız Yıldırım ve gibileriyle ortak noktanız!

Yoksa Atatürk’e, Cumhuriyet’e, hukuka, adalete, ahlaka, hırsızlığa, yolsuzluğa, gericiliğe karşı altına imza atabileceğim yazılarınızla bizi mi kandırdınız bugüne kadar!

Son sözüm size şudur Sayın Özdil!

Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün’

Ve meseleyi bir kupaya indirgeyip, ahlaksızlara avukatlık yapma gibi bir pozisyona düşme!

Düşerseniz ne olur?

Hiç!…

Sadece sizi okumaktan zevk alan bir okuru kaybedersiniz!

Bir gün herkesin; adaleti herkese eşit olarak talep edeceği, eşitler arasında birincinin olmadığı, birilerinin, ‘benim hırsızım iyidir’ mantığıyla korunmadığı Türkiye dileğiyle….

Hoşça kalın!

KUZEY EKSPRESS GAZETESİ