Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu her konuşmasında, “Trabzonspor sevgim, her şeyin üzerindedir” vurgusuna özen gösterir. Bunu duymaktan aslında bıkkınlık da duymadık desek yapan olur! Ancak sevgi sözle ifade edilen bir şey değildir. Sevgi bir yaşam biçimidir, hissettirilir!
Başkanın yaptıklarını, sözlerinin satır aralarına bakıldığında bu sevgiden pek bir şey göremediğimizi söylemek isterim. Onun sadece güçlülere karşı bir zaafı olduğuna da karar vermiş durumdayım ama yine de kendine sevgisini göstermesi açısından bir şans daha tanımakta yarar var diye düşünmek istiyorum!
Bu şansı da Hami Mandıralı’dır!
Sezon başında zorunlu olarak Mustafa Akçay’ı göreve getiren, ekonomik şartlar nedeniyle de 1461 Trabzon takımının oyuncularına sarılan Sayın Hacıosmanoğlu, Başbakan ve bakanlara yaklaşıp, birazcık para bulduğunda hemen de Malouda başta olmak üzere pahalı ve gerçek kimliğini ortaya seren transfer politikasına nasılda yöneldiğini görmüştük. Süreç içinde Akçay’ın yerine Halilhodzic’i getirme planlarını da defalarca sayfalara taşımıştık. Mustafa Akçay gittikten sonra yabancı başta olmak üzere bir çok yerli teknik adamla dirsek teması, 17 Aralık operasyonunun yarattığı ekonomik bunalımla birlikte Hami Mandıralı seçeneğiyle son bulmuştu.
Aslında Trabzon’da ben dahil birçok insan Hami Mandıralı’nın iyi bir liderlik sergileyebileceğine ihtimal vermiyordu. Fakat henüz lisansı bile yeterli olmayan Hami, öyle şeyler yaptı ki, hepimiz şapka çıkarmak zorunda kaldık. Öncelikli olarak burnu Kaf dağının arkasında, kendini dev aynasında gören Malouda gibi başkan torpilli bir ismi tribüne göndermek cesaret işiydi. Onu yaptı. Çok ihtiyaç duymasına rağmen Zokora milli takım kampından bir gün geç geldi diye kadroya almadı. Sonra Zokora’nın düğününe izinsiz giden Colman gibi yine 6 yıldır ayrıcalıklı muamele gören bir oyuncuyu hiç düşünmeden neşteri vurma özgüvenini gösterdi. Janko, Kasımpaşaspor maçından sonra kulüp otobüsü yerine kendi özel otomobilini tercih edince bir daha 18 yüzü göremedi.
SENİ HAMİ AYAKTA TUTUYOR!
Hami Mandıralı döneminde takımın aldığı başarılı sonuçlar ya da, sahada daha ‘dik’ oynayan bir Trabzonspor’u görmek kuşkusuz hepimizi mutlu etti ama onun asıl yaptığı yıllardır yerlerde sürünen Büyük Kulüp Trabzonspor imajını, gönderin en tepesine dikmesidir.
Hami Hoca bunları yaparken, aynı zamanda bir an önce kongreye gitmesi, kulübün yakasından düşmesi için çaba harcanan İbrahim Hacıosmanoğlu ve yönetimin de can simidi oldu. Muhalif kesim sessizliğe büründü. Başkan, onca yanlışına rağmen koltuğunu bir ölçüde sağlama aldı. Eğer İbrahim Hacıosmanoğlu bunu görmeyecek ve teşekkür etmeyecek kadar duyarsızsa, ona sadece nankör denebilir.
Önümüzde 3 maç var. Bu zorlu maçlarda Trabzonspor hangi sonucu alırsa alsın, İbrahim Hacıosmanoğlu ve ekibi mutlak suretle Hami Mandıralı ile önümüzdeki sezon yola devam etmelidir. Onun, Pro-Lisansını alarak takımın başında kalması sağlanmalıdır. Her türlü güvence yazılı ve sözlü olarak verilmelidir. Ekibini yenileyecek ve güçlendirecek bir Hami Mandıralı ile birlikte Trabzonspor yeni bir vizyona yelken açabilir. Tarihi kimliğine dönüş yapabilir. Ahmet Suat Özyazıcı, Özkan Sümer, Şenol Güneş ve Mustafa Akçay’dan sonra Türkiye, Trabzonlu yeni bir teknik adamla daha tanışmanın heyecanını yaşayabilir.
Hami Mandıralı’nın göreve devam etmesi demek, kasadan yabancı veya yerli yeni bir teknik adam için çıkması muhtemel 2-3 milyon liranın da tasarruf edilmesini sağlayacaktır. Eğer Mandıralı’yı gönderme gibi bir gaflet gösterilirse, her kötü sonuçtan sonra onun gölgesi, Sayın Başkanı boğacaktır bunu unutmasın!
HALİLHODZİC’LE İLİŞKİN NEDİR
Bugün hala onurla, gururla ve kararlı bir şekilde, ‘Hami Mandıralı’nın yanındayız’ diyemeyen ve kendisi ile 3 yıllık sözleşme imzalayamayan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun bilmesi gereken bir gerçek daha var. O da, Hacıosmanoğlu’nun, 11 ay boyunca Başbakan’ın, bakanların ve bir takım ne olduğu belirsiz işadamlarının peşinde koştururken kulübü küçük düşürme pahasına yaptığı eylemlerle elde ettiği gelirin iki katını Hami Mandıralı, futbolculuk günlerinde gösterdiği özverilerle Trabzonspor’un kasasında kalmasını sağlamıştır.
O her transfer mevsiminde boş sözleşmeye imza atarken, birçok önemli yıldız ismin asıl istedikleri rakamın çok altında para karşılığında imza atmak zorunda kalmışlardır. Hami, bu katkıları yaparken 300’e yakın gol ve 200’ün üzerindeki asisti de unutulmamalıdır. Birileri sadece para için forma aşkından söz ederken, o çok yönlü olarak sevgisinin karşılığını sahaya da, kasaya da yansıtmıştır. Bugün Hacıosmanoğlu eğer bir koltukta oturuyorsa onu borçlu olduğu insanlardan biridir Hami Mandıralı...
Ha... Eğer diyorsa ki, ben bu isim altında ezilirim, ona da diyecek bir şey yok. Tek yapacağı şey başkanlık koltuğunu bırakmasıdır. Çünkü Hami Mandıralı görevden alınırsa, yaşadığı sürece Başkanın koltuğundarahat oturamayacağı aşikardır. O koltuk kabusu olacaktır.
Son bir şey daha...
Halilhodzic ismi sürekli geçiyor ve Sayın Başkan hiçbir yorum yapmıyor. Neden acaba? Nedir bu Bosnalının hikmeti? Aralarında nasıl bir ilişki vardır? Eğer teknik adamlık bilgisine güveniyorsa, biz onun futbol felsefesini de, kafasındaki tilkileri de yaşayarak gördük Trabzonspor’da!...
Halilhodzic gibi bir ismi yeniden gündeme getirmek ihanetle eş anlamlıdır. İntihardır!
YILDIRIM BİRLEŞTİRDİ SEN İSE PARÇALADIN!
Sayın Başkan, bir fırsatını bulduğunda Faruk Nafız Özak’a saldırma hastalığını herkese göstermekten mutluluk duyuyor sanki... Geçtiğimiz hafta yine Özak’a saldırmış, kulübün tüm kötülüklerini bu isme bağlamış...
Bu bile Hacıosmanoğlu’nun Trabzonspor tarihinden ne kadar kopuk, ne kadar sığ bir isim olduğunu göstermeye yeter. Özak’ı en çok eleştirenlerdenim. Birçok yanlışı vardır. Hiç tutmadığım yanları mevcuttur. Ama kusura bakmasın başkan da, onunla Faruk Özak’ı aynı kefeye koymak bile vefasızlık olur. Futbolculuk, yöneticilik, başkanlık yaptı Sayın Özak.. Eğer o Özak olmasaydı, şu anda oturduğu koltuğun tesisleri bile olmazdı haberi var mı acaba? Birçok gelir kaynağının temel harcıdır Faruk Nafız Özak. İbrahim Bey yıllarca sıcak yatağında kış uykusunda yatarken, Trabzonspor’un acılarını sarmak için geçinin karanlığında uykunun tutmadığı isimdir. Sadece yönetimlerle olduğu dönemlerde değil, ona sıcak yaklaşılan her dönemde kulübün emniyet supabıdır.
Her sıkışma yaşandığı dönemde soluğu tesislerde alandır, senin gibi havasını atan değil Sayın Başkan!
Son olarak söyleyeceğim de şudur.
Yazıklar olsun bu Trabzonspor camiasına ki; Geldiğin günden itibaren kulübün değerlerini yerle bir etmene rağmen, hala daha 1000 civarında üyesi noter kanalıyla ‘kongre’ isteyip, seni bir daha o koltuğa oturmamak üzere gönderememiştir. Yargıtay’dan çıkacak kararı ağzı açık beklemektedir. Bu bile kulübün sahibi olduğunu söyleyenlerin aslında ne kadar kifayetsiz olduğunun bir göstergesidir.
Bir şey daha Sayın Başkan; Aziz Yıldırım şikede bile Fenerbahçe’yi birleştirdi ama siz şerefiyle, onuruyla ve alın teriyle sahada savaşarak hedefine ulaşma savaşı vererek tüm Türkiye’ye örnek olan Trabzonspor’u paramparça ettin.
Başarınla gurur duyabilirsin(!)..
ADNAN SUNGUR
ADNAN SUNGUR
KUZEYEKSPRES