Elbette, dün gece A.Aker’de yaşananları kimse tasvip etmiyor.
Ama hey hak.
Millet ağı yırtıyor. Direkleri indiriyor, emniyetin ciddi bir tedbiri yok. O salak taraftarın sahaya atladığı yerde ise tek bir resmi polis önlem almamış. Tribünler sahaya inmeye hazır, hakem oyuna devam ediyor.
Pratik bir kararla, toplum polisi, o hain taraftarın atladığı alanı güvenlik çemberine alırsın, caydırıcılıkla işi bitirirsin.
Ve hakem, yani durdur maçı iki takımı da bir orta sahaya topla. Kale arkası tribünleri işaretle, orayı sakinleştirin de.
Üstüne üstlük, TFF’nin maça görevlendirdiği baş gözlemci; bir polis şefi. Üstelik Ankara’da üst düzeyde. O’nun da mı basireti bağlandı.
Şimdi, eyyyy futbol kamuoyu.
Trabzonspor’a vur ama bir dinle.
Öldür ama bir sesine kulak var.
Bu Fener Trabzonspor’un şampiyonluğunu;
Tarlaları sürerek elinden almadı mı?
UEFA, kendi ligine O’nu sokmayarak şikeyi onaylamadı mı?
Nerede hakkımız.
Kupamız nerede?
96’de bu Fener Trabzonspor’u yendi güle oynaya gitti.
Kimse bir şey dedi mi?
Demedi.
Niye 2010’dan sonra böyle oluyor.
Dünyanın şike dediği sezonda mağduriyeti giderilmeyen Trabzonspor’u haklı isyanını, haksız görüntülere devşirenlere; Lanet olsun.
Şike var da yok deyip kupamızı hırsızların elinde olduğu gerçeğini kabul etmeyenlere de lanet olsun.
Bu şehir; vefalıdır. Misafirperverdir kimse bu duygularımızla oynamasın.
2010 yılından bu yana Trabzon’da yaşananların tek suçlusu Trabzon halkıysa, hiç mi hırsızın suçu yok demek hakkımız değil mi?.
Kupamızı çalanları kimse bize unutturamaz.
Ve gelelim, Onur Kıvrak’a.
Bak kaptan.
Gemiyi batarken ilk önce fareler kaçak.
Ne bu halin.
Kaptan mısın…. Yoksa…..!
Formandaki armayı öperkenki Onur’musun.
Eldivenlerini yere bırakarak teslim bayrağı çektiğin Onur’musun.
Hangisisin.
Yok efendim ailene küfür ediliyor.
Ya Onur, benim Trabzonspor’a karşı sorumluluğumla seninki arasında dağlar kadar fark.
Seyirci dün gece bana da ana avrat sinfak etti.
Ne yapalım yani.
Bu takımın ağası, babası sensin. Kaptanı da. İşine geldi, teknik adam tasfiye ettin. Yöneticileri dize getirdin. Ağa benim dedin. Takımın “Reisi” oldun. Bu hal tavırlarınla seni eleştirdik, sağa sola haber gönderdin.
Sonunda gemiyi ilk terk edenler gibi kaçıyorsun.
Yazık sana.