2010-2014!Geleceği konuşalımŞahinlik yaparsanBir şampiyonluk kaç can eder?Yıldızların altında...
UEFA, önceki akşam Eskişehir ve Sivasspor'a karşı disiplin soruşturması başlattığını açıkladı. 'Şikesever' medya, bu duyuruyu "şok" olarak verdi. Sanki Türkiye'de 2010-2011 sezonunda şike olmamış, Trabzonspor'un hakları çalınmamış, Fenerbahçe bu faaliyetleri tek başına yürütmüş, ortağı yokmuş da iki kulübün 'ortaklığından' bihaber gibi davranarak, haberleri servis ettiler. UEFA'nın kapattığını söyledikleri şike dosyasında süreç tamamlanmaya başladıkça, 'şikesever' medyamız, şok üstüne şok geçiriyor. Elbette "kişi ve kurumları henüz ayırmayı öğrenemeyen"
UEFA'da işler Türkiye'deki gibi yürümüyor. Şok geçirdikleri şey bu aslında... Bu şoklarından arasında adındaki 'Onur'a yakışmayacak bir yazar da, "Türkiye'de bu işlerden nemalanan kulüpler var. Kendi çıkarları için UEFA'da bu işi kazıyarak Türk futboluna zarar veriyorlar" demiş! Yani futbola, ligin içerisinde suç örgütünün olması, onların ve ortaklarının şike yaparak bir takımın emeklerini çalması değil de, bunlar zarar veriyormuş. Ne diyelim, yazık!
UEFA diyor ki... "Eskişehir ve Sivasspor'a karşı soruşturma, 2014/15 UEFA Avrupa Ligi Talimatı'nın, UEFA turnuvalarına kabul kriterleri hakkındaki 2.07.g, 2.08 ve 2.09 uyarınca açılmıştır. 2014/15 UEFA Avrupa Ligi Talimatı madde 2.07.g uyarınca, bir turnuvaya katılabilmek için, bir kulüp UEFA Tüzüğü'nün 50 (3) numaralı maddesinin yürürlüğe girmesinden, yani 27 Nisan 2007 tarihinden beri, ulusal veya uluslararası plandaki herhangi bir maçın sonucunu belirlemeye veya etkilemeye yönelik herhangi bir faaliyete doğrudan ve/veya dolaylı olarak karışmamış olmalı ve bunu UEFA idaresine yazılı olarak teyit etmelidir.
Şike faaliyetlerine karışan kulüplerin UEFA müsabakalarına katılması konusunda UEFA 'sıfırtolerans' ilkesi uygulamaktadır."
ÖNEMLİ OLAN ŞİKE! 
Şimdi bu açıklamayla 3 senedir bir suç örgütünün hangi yalanlarla kamuoyunu nasıl uyuttuğunu UEFA bize gösteriyor... Hem Eskişehir ve Sivas'ın karıştığı şike faaliyetlerine işaret ediyor hem de "biz şike yaptıysak kiminle yaptık" sorusuna cevap veriyor. "Bizim yöneticimiz şikeye karışmadı, futbolcumuz ve teknik direktörümüz şikeye karıştı. Bu nedenle UEFA haksız" şeklindeki savunmaya da UEFA cevap veriyor.
Mealen diyor ki "Benim için futbolcun, hocan, yöneticin fark etmez.
Benim için önemli olan, doğrudan ve dolaylı olarak şike faaliyetlerine karışmış olman..."
UEFA'nın belirttiği bir konu daha var. Duruşmalara medya alınmayacak.
O nedenle, şikeyi destekleyen medya organlarının vereceği, "UEFA, Sivas ve Eskişehir karşısında titredi" şeklindeki haberlere şimdiden hazır olalım.
Futbolcusu, teknik direktörü veya yöneticisi mahkemeden hatta bu TFF'den ceza almış olan kulüplerin yöneticileri, UEFA'ya "2007'den beri şike faaliyetlerine karışmadım" beyanını neden verirler ki!
Mahkeme ve TFF kararlarından haberleri yok mu? Yoksa tüm ülke önünde "biz şike yaptık" itirafında bulunmaya, Aziz Yıldırım izin vermiyor mu?
İŞBİRLİĞİNE GİDİN! 
Eskişehir ve Sivasspor kulüplerinin yöneticilerine düşen, şikeye karışan suç örgütünün ve Fenerbahçe'nin yaptıklarından ders almak...
UEFA ile işbirliğine gitmek.
Şikeli 2010-2011 sezonunda olanları açık açık anlatmak. Çünkü şike dosyasında mahkum edilen ahlaklarını ve kendi suçlarıyla zarar verdikleri kulüplerini ancak bu şekilde koruyabilirler.
Benden söylemesi...