Trabzonspor yönetiminin yeniden yapılanmaya bakış açısı ve bu yolda attığı adımlara bakılırsa, tünelin ucu zifiri karanlık.
Yönetimin transfer stratejisi, iktidarın yerel seçim iştahına göbekten bağlı.
Trabzonspor, boğazına kadar siyaset batağına batmış durumda.
İktidar, kendi çıkarı için sağlayıcısı olduğu transferlerle Trabzonspor’a iyilik yaptığını, yönetim de iktidara minnet duyarak, bu transferlerle Trabzonspor’un marka değerini artırdığını düşünse de, ikisi de büyük bir yanılgı içerisinde.
*
Malouda mesela…
Eski futbolcusundan borç alarak kulübü dünyaya rezil eden yönetimde, Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, “Bu böyle olmaz” diyerek sazı eline aldı ve çözüm olarak önce mitingde AKP otobüsüne çıkıp halkı selamladı, ardından da “Allah Başbakan’ı başımızdan eksik etmesin” güzellemesiyle Malouda bonusunu (!) kaptı.
Malouda’nın kariyerine diyecek lafımız yok.
Fakat…
Golcü sıkıntısı çeken Trabzonspor, Mustafa Tiryaki’ye dahi muhtaçken, mevkisinde tonla adam bulunan Malouda acil ihtiyaç mıydı?
Tanıtayım size Fransızı…
Bu adam, son 1 yıldır futbola Fransız.
Chelsea, onu satış listesine koydu, geçtiğimiz sezon onca taliplisi varken takımdan ayrılmak istemedi.
Çünkü maaşı sağlamdı ve Chelsea’den aldığı parayı da kimse ona teklif etmedi.
Üst düzey liglerde rekabet etmek yerine, Londra’da altyapı oyuncularıyla beşe iki yapmayı tercih etti.
Anlayacağınız, Malouda’nın 33’ten sonra futbola bakışı da tam anlamıyla netlik kazandı: Para.
Malouda, Türkiye’de futbolcudan alınan verginin sadece yüzde 5 olduğunu öğrenince, Galatasaray’a dikey geçiş yapabilmek için ilk olarak Drogba ile yoklama yaptıysa da, Fatih Terim oralı bile olmadı.
Şimdi sorarım:
Bu futbolcunun Trabzonspor’da oluşturulmak istenen heyecan ve gerçekleştirilmek istenen sözde devrime ortak olması mümkün mü?
*
Bitmedi…
Kana bulaştığında siyanür etkisi yapacak şu tehlikeli düşünce yaygın: “Bonservisi olmayan yıldız bir futbolcuya yıllık 2,5 milyon euro verilmesi normal, hatta kârlı bir iştir.”
Kadrodaki 100 bin euroya dahi satamadığın yabancıların Malouda üzerinden keyif yapmasını deşmeyeceğim.
Meramım; Malouda’ya ödenmeyen bonservisin pembe kılıf olduğu 2,5 milyon euro üzerinden tahlil yapmak.
Kulübün tavan ücreti 2,5 milyon euro.
Bundan sonra kulüp kime talip olursa olsun, bu fiyat üzerinden kendisine değer biçip fiyat pazarlığı yapacak. Trabzonspor’un bu bütçeyi kaldırabilecek mali bir yapısı var mı?
Ayrıca…
Düne kadar takımın en formda oyuncusu, Kaptan Onur Kıvrak, Malouda’nın kazandığı ücretin yarısından daha azına oynayacak olmasına sessiz kalacak mı zannediyorsunuz?
Kulüp ağır tazminat tehdidiyle Malouda’ya şakır şakır ödeme yaparken, ödemesi aksayan diğer futbolcular, “Malouda bizim abimizdir” mi diyecekler?
*
Bir de şu var…
Bu transferden, teknik direktör Mustafa Akçay’ın haberi bile yoktu!
Nereden bakarsan bak, skandal.
Trabzonspor böyle mi kurumsallaşacak?
Mustafa Hoca, şimdi tüm planlarını, düne kadar hiç hesapta olmayan adam üzerine kurmak zorunda.
Bu, Akçay’ın kadro alternatiflerini artırmaktan ziyade verimini azaltmak, ufkunu daraltmak yönünde yapılmış bir hamledir.
*
Mesele Malouda meselesi değildir.
Malouda, tanımladığımız olgu içerisinde sadece bir simge.
Malouda, geçmişten süregelen sistemsizliğin, acemiliğin ve talihsizliğin sadece bir temsili…
Altyapısızlığın ürünüdür Maloudacılık.
Mesele anlayış meselesidir a dostlar.
Yani…
Yanisi şu:
Kulübü siyasete peşkeş çekerek transfer yaparsan, kulübe çağ atlatırsın, doğru;
Kulübü Orta Çağ’a geri atlatırsın.