Hamile kadınların seks çağrışımı yaptığını söyleyerek sokağa çıkarılmaması gerektiğini iliştirmeye cüret eden kafa ile ilim yuvasında fantezi üreten kafa amcaoğludur.
Tecavüzü meşru kılan kafa ile kadın ve erkeği yan yana görünce tek seçeneği seks olarak işaretleyen kafa, siyam ikizidir.
Demem o ki…
Bu zavallı beyinler, kadını da erkeği de birer seks objesinden ibaret nesne olarak görüyorlar.
Özgürlüğün olmadığı, özgür bireylerin yetişemediği, Arap kültürü dayatılan daha küçücük kızların geleceklerinin elinden alındığı, erkek egemen bir toplumun, mahalle baskısını kampanyaya dönüştürerek, karşı cinsi öcü gibi gösterdiği ülkede…
Parmaklarım titreyerek yazıyorum: Bunlar normaldir.
Yani…
Gömün gitsin.
‘Bizim mahalle’de neler oluyor?
Gecikmiş gibi dursa da Bakan Erdoğan Bayraktar’ın Trabzon üzerindeki hakimiyeti devam ettiği için aslında bu, güncel bir yazı.
Malumunuz; bizim mahalleden kastım, Trabzon basın camiası.
Camia, son 1 aydır oldukça hareketli günler geçiriyor.
Belki de can çekişiyor!
Bakan Erdoğan Bayraktar, Nurettin Aydın adlı işadamına, Trabzon’da yayın yapan yerel 3 gazeteyi aldırmış.
Medya patronu Bakan!
Olabilir demeyin.
Bu, yayıncılıkta bir değişim değil, Trabzon basınına vurulmuş darbedir.
Zaten sesi çıkamayan, güce yaslanmak zorunda bırakılan, ticarethaneye dönüştürülen basının, AKP’ye tamamen teslim olduğunun fotoğrafıdır.
Her daim adaletin yanında olması gereken basının, her daim AKP’nin yanında olduğunun anonsudur.
Şöyle söyleyeyim:
Önümüzde yerel seçimler var.
AKP kaybetme riskini göze almıyor. Paranın ulaşabildiği neresi varsa satın alıyor.
Yerel seçimler öncesi Trabzon’daki yayın organlarının yarısını satın alarak da kendilerince önemli bir iş çıkardılar.
AKP, bizlerin parasıyla hazırlanan milyon TL’lik broşürler yetmezmiş gibi bir de gazeteler üzerinden rahatlıkla propagandasını yapacak.
Nereye gidiyoruz? Bilmiyorum.
Tek bildiğim şey var: Kaygılıyım.
Cantürk Gümüş usturaya kafa atınca…
Cantürk Gümüş Hoca, Son Nokta’da artık yazmayacakmış.
Kurulduğu günden bu yana, gazetenin çoğunlukla 3. sayfasında yazıyordu Gümüş.
Kendisinden önce yazılarını tanımıştım ve oldukça da keyifle okuyordum.
Cantürk Hoca da son derece mütevazı bir insan.
Prof. Dr. Gümüş’ün gazeteden ayrılmasının nedeni, Bakan Bayraktar ve Tonyalı Hes karşıtları arasındaki gerginlik üzerinden, Bakan Bayraktar’ı eleştiren nitelikte kaleme aldığı yazının, gazete yönetimince yayınlanmamasıymış.
Cantürk Hoca, sansüre kurban gitmiş gitmesine de…
E be hocam;
Çoğunluk, Tonyalıları karantinaya alınmış vebalı gibi gösterirken,
Sen, Bakan Bayraktar’ı eleştirerek usturaya kafa attın.
Geçmiş olsun.
(Bu vesileyle de, tozunu toprağını, ağacını gölgesini, deresini yosununu savunan Tonyalı direnişçilere bir selam etmeden geçmeyelim)