İnsan, yaratılışı itibariyle keşfedilmeyi bekleyen muhteşem özelliklerde yaratılmıştır. İnsanın diğer canlılardan en önemli farkı muhteşem yaratılışının farkına varıp kendini keşfi gerçekleştikçe gelişebilir olma özelliğidir. İnsan dışındaki canlılar hiç değişmeden, yüz yıl, bin yıl önceki yaşam biçimleri ile hayatlarına devam ederken, insan özellikle de çağımızda çok hızlı bir değişim ve gelişim içerisindedir. Burada önemli olan değişim ve gelişim bilinçli bir şekilde gerçekleştiğinde insana fayda sağlayıp pozitif olarak gerçekleşirken bilinçli bir bakış açısı ve doğru davranış bütünlüğü içerisinde gerçekleşmediğinde değişim negatif olarak, insanın yaşamını biyolojik ve psikolojik olarak zorlaştıran bir duruma dönüşmektedir.

İnsanı ve kâinatı yaratan Yüce Allah, çok çeşitli canlılar içerisinde sadece insanı en muhteşem özelliklerde, gelişebilir olarak yaratmıştır. Ancak insanın bu özellikleri fark edip aktif hale getirebilmesi için ciddi bir emek vermesi, bilinçli bir zihin dünyasına sahip olması gerekir. Sadece bilinçli bir zihin dünyası yeterli olmayıp aynı zamanda doğru düşünce, duygu ve davranış bütünlüğünü yakalayabilmesi de insan için çok önemlidir. İşte bu muhteşem içerik, bir sistem bütünlüğü içerisinde Yüce Allah tarafından yaratılmış, din olarak isimlendirilerek insanlığa gönderilmiş, bu muhteşem sistemin nasıl uygulanacağını uygulamalı olarak göstermek amacıyla da insanlar arasından peygamberler seçmiştir.

Genellikle insanlar dini yaşamanın günlük yaşamı zorlaştırdığı, uygulamaların zor ve zahmetli olduğunu zanneder, din içerisinde var olan kuralların daha çok ahiret hayatı için önemli olduğunu düşünür. İnsanın dünya yaşamında da huzurlu bir yaşam sürebilmesi için dinin tek seçenek olduğu genellikle gözden kaçırılır. İnsanı yaratan Yüce Allah, insanı korumak ve güzelliklerini muhafaza etmek için onu hiçbir zaman kendi haline, başı boş bırakmamış her dönemin özelliklerine göre peygamberler ve kitaplar göndererek bir inanç sistemi içerisinde hayatını yaşamasını istemiştir. Çünkü dini kurallar bütünlüğü içerisinde bir yaşam insanın faydası için olup onu dünyevi-uhrevi olumsuzluk ve tehlikelerden koruyabilecek tek yol, tek sistemdir.

Dinin ortaya koyduğu kurallar bilimlerin ve aklın ışığında bütünlük içerisinde incelendiğinde her kuralın bütünüyle insanın faydası için olduğu, onu karşılaşabileceği kötülüklerden korumanın amaçlandığı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu farkındalığını geliştiren insanın bilinci gelişir, bilgi ve becerileri artar, ahlak ve karakteri doğru oluşur ve güzelleşir. Çünkü insan yaratılış amacına uygun bir yaşam sürdüğünde hayatında sağlıklı ve huzurlu olabilecek, tersi bir durumda ise dünyevi-uhrevi çeşitli sıkıntılar ile karşı karşıya kalması kaçınılmaz olacaktır.

Hayat boyu sürekli gelişim ve değişimi önemseyen, “iki günü eşit olan ziyandadır” bakış açısıyla ilk emri “oku” olan bir inanç sistemine sahibiz. Okumak insan için en iyi geliştirici eylemdir. Önemli bir konuyu burada ifade etmek isterim: Yüce Allah “oku” buyururken sürekli yeni şeyler öğrenme, farkındalığı yükseltme emrini vermektedir. Sürekli aynı olan, bilinen veya ezberlenen yerleri okumak daha çok tekrar etmeye girer. Bu sebeple her Müslüman yeni okumalar, yeni ezberler, yeni bilgi ve anlamlar ile zihin dünyasını beslemelidir.

Aynı zamanda tefsir, hadis ve benzeri dini ilimler ile de manevi olarak gönlünü de beslemelidir. Dolayısı ile inanç dünyamız sürekli olarak bizleri aktif olmaya çağırmaktadır. Hızlı değişen ve gelişen dünyamızda bu çabaya her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımızın olduğunu sizlerle paylaşarak hayırlı cumalar diliyorum.