Üretim toplumsal bir olay olup, bunu çiftçilerden başka gerçekleştirecek  toplumsal bir katman bulunmamaktadır.Bu bağlamda; savaş ve barışın hatta diğer bir çok olayın başında birinci sırada gıda yani beslenme gelmektedir.Onun için günlük yaşantılarımızın temelini beslenme oluşturmaktadır.Bugün gelişmiş ülkeler tarımsal üretim fazlalıklarınının bir kısmını imha ederek, ihtiyacı olan ülkelere daha pahalı yanı sömürme amaçlı ürün satmaya çaĺışmaktalar ve bundada önemli mesafeler almaktadırlar.Burada temel amaç bu ülkeleri tamamen kendilerine bağlamak yani sömürü mekanizmasını sürekli hale getirerek tam hakimiyet kurmak.

Yani yeni dünya düzeni emperyal sistemin uzantısı neoliberalizm, sömürü düzenini kesintisiz kılmak için sınır ötesi/veya sınırlar ötesi tarıma el atmanın yolunu bu şekilde oluşturarak dünyada tek merkezden yürütülen bir politika oluşturmaya çalışmaktadır.Bunun içinde bilim, akıl, teknoloji, basın ve televizyon gibi iletişim araçlarını en yoğun bir şekilde kullanarak reklamını en üst perdeden yapmaktadır.Bunuda milyonlarca insanın yeterli beslenmesini engelleyerek yaparken, diğer taraftanda beslenme yetersizliğinden kaynaklı hastalıklar oluşturup uluslararası ilaç firmalarının kasalarını tıkapasa doldurmaktadırlar.Tarımsal sömürü sisteminin yanında bu ilaç sektörünüde sömürü zincirine dahil ederek insanlığı çaresiz bırakacak bir kuşatma cenderesine almaktadırlar.

Sonuçta gıda ve sağlık hizmetleriyle buluşamayan insanların çığlıklarınıda kimse duymazdan gelerek " kader de buda vardır" mantığıyla teselli naraları atılmaktadır.Yani sistem öyle kurulmuş ve dünyaya entegre edilmiştirki kendi ülkemizde dahi tamda dramadik bir şekilde çare üretme yerine çaresizliğe methiye düzmek anlamında , sanki varsıllara sitem ediliyormuşcasına "TOK AÇIN HALİNDEN ANLAMIYOR" sanal söylemi kullanılarak yoksullara manevi haz enjekte edilmeye çalışılmaktadır.Aslında bu temelsiz eylem tamı tamına emperyalist bir zihniyet olup, kendi insanının doymasının yanında değil, sömürü düzenine sonuna kadar kuçak açan bir altatmacadır.

O HALDE NE YAPILMALI; 
1-Ürün bazlı üretim planlamasına acilen geçilmeli,
2-Ürün fiyatlarının maliyet analizıne göre belirlenmesi ve tarladan çıkışta bu yöntemin esas alınması,
3-Çiftçiye verilen hibenin toprağa değil ürüne vetilmesi,
4-Yasalarda belirtildiği üzere gayri safi milli hasılanın yüzde birinin muhakkak üreticiye verilmesi,
5-Girdi fiyatlarından özellikle akaryakıttan özellikle ÖZEL tüketim vergisinin kaldırılması , ayrıca gübre, ilaç, tohum ve su gibi girdilerden KDV'nin muhaf tutulması,
6-Birinci, ikinci sınıf tarım arazileriyle mutlak ve özel ürün arazileri hiç bir şekilde(Petrol, Doğal gaz boru hatları ve Stratejik askeri alanlar hariç) tarım dışına çıkarılmamalı ve bu alanlar TARIMSAL SİT ALANI olarak ilan edilmeli,
7-AR-GE ofislerinin ülkenin tarımsal üretim desenine göre bölgesel bazda devreye sokulması,
8-Çok acilen tohum ıslah istasyonlarının devreye sokularak yerli tohumla üretime başlanmasının önünün açılması,
9-Tarım sigortasını yaygınlaştırmak için zorunlu hale getirilmesi,
10-Her türlü üretımde Devletin alım garantisi vermeli ve yerel anlamda belediyelerin yetkilendirilmelerinin sağlanması,
11-Üreticinin örgütsüz olması sadece tek boyutlu bir mağduriyet olmayıp,tüketicininde bu sosyal oluşumsuzluktan etkilenmesinin önüne geçilmesi,
12-Pazarlamada ara kademelerin devreye girip kontrolsüz fiyat artışlarına gitmesinin önüne geçilmesi,
13-Tüm tüketicilerin sofralarına azami derecede zarar veren bu denetimsizliğin düzelmesi için tarladan sofraya uzanan gıda zincirindeki fiyatların istikrarsızlığına son verilmesi için fiyatların maliyet anizine göre belirlenmesi, 
14-Tarımsal üretimin iki alt sektöru olan hayvansal ve bitkisel üretim, tarladan başlayarak kooperatif, birlik, şirket, market bakkal nakliye firmaları yani tüm ara kademelerin bir çatı altında örgütlenmelerinin sağlanması ve heriki alt sektörün konfederasyonlaşarak ürün zinciri ile ticari sirkülasyonun yasal bir hüviyete kavuşturulması,
15Yıllardır bilinçli olarak engellenen hal yasası ın hemen çıkarılması,
16-Üretim planlamasının nüfus artış hızlarıda dikkate alınarak ürün bazlı üretim desenine geçilmesi, 
17-Yurt dışından ithal edilen kuru ve işlenmiş tarım ürünlerinde bir plan dahilinde azaltarak bu radan elde edilecek tasarrufun çiftçilere destek olarak ödenip üretim artışının sağlanması,
18-Rekoltenin az ve fazla olduğu dönemlerde çiftçilere sübvansiyon ve alım garantisinin verilerek her iki haldede bir sonraki yıl içinde üretim güçlerinin devamının sağlanması.
19-Tarımsal sanayi sektörünün katma değer yaratarak ülkeye daha fazla vergi ve döviz kazandırmaları için tarımsal üretim istikrarının acilen güven verir bir tarzda düzenlenmesi, 

SONUÇ OLARAK;

Yukarıda ortaya konulan ve daha fazla önlemlerin devreye sokulacağı üretim garantisi ve teşvikleri acilen devreye sokularak, ne üretici, ne tüketici ve nede aracı mağdur olmaktan kurtulacak yani emperyal sömürüde sona ermiş olacaktır.Dahası; TARIM'DA DIŞA BAĞIMLILIK SON BULACAK VE MİLYARLARCA DOLAR PARAMIZDA TOPLUMUMUZUN REFAHI VE KARNININ DOYMASI İÇİN KULLANILACAKTIR.
ULU ÖNDER'İN DEYİMİYLE "MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZİRAATTİR"