İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği saldırıların 54’üncü günündeyiz.

Filistinli Müslüman kardeşlerimize yapılan zulümden öte bu soykırım karşısında dünya liderlerinin suskunluğu savaşın en çirkin yüzünü aleni ortaya koyarken, yeryüzündeki iki milyarı aşkın Müslüman’ın yapılanlar karşısında hala birlik olamaması da biz inanların hanesine yazılan en acı, en yakışıksız gerçeğimiz olsa gerek.

Eleştiri ağır biliyorum ama şöyle düşünün.

Olan bitene kentimiz ve kendimizden bi’ örnek verelim.

Misal, sokaklarımızdan gece yarısı egzozu patlak otomobil geçse uykumuz bölündü diye telefona sarılıp, askerden/polisten müdahale istiyoruz.

Bir diğeri…

Çocuğumuzun ateşi yükselse gözümüz hiçbir şeyi görmüyor.

Evladımıza canımızdan can vermek istemek yetmezken, şifa için yapılan iğneden duyduğu küçücük acıyla bile kahroluyoruz.

Hal böyleyken İsrail’in bomba yağdırdığı Gazze’de, anne-babalar, evlatlarının parçalanmış cesetlerini sokaklardan topluyor.

Yani bırakın geceleyin yırtınan Tofaşlarla uyanmayı, kundakta sarılı bebelerin beşiklerine bomba yağıyor.

Ve tüm bu yaşananlar karşısında biz inanların kınamaktan başka yaptığı hiçbir şey yok.

Hasılı…

‘Müminler kardeştir. (…)’ hadis-i şerifinden mütevellit, yeryüzündeki tüm Müslümanlar bir an evvel uyanmalı ve kardeşleri için gerektiği şekilde birlik olmalı.

Aksi takdirde bilinmeli ki, susan herkes bu savaşta kaybedenlerden olacak.

SİGARA ÖLDÜRÜR SEVGİLİ ÖĞRENCİLER

Zararlı alışkanlıkların başında yer alan sigaranın bir insana neler yapabileceğini aktif mesleğimizi icra ettiğimiz sağlık alanında yıllardır üzülerek görüyoruz.

Devletimiz, her ne kadar sigara ve alkol kullanımının önüne geçilmesine yönelik politikaları uygulamakta kararlı da olsa, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemindeki ergenlerin özenti ve taklit etme gayretleri bir türlü bertaraf edilemiyor.

Bu manada Trabzon sokaklarında ciddi manada olumsuzluklar mevcut.

Özellikle okulların paydos saatlerinde, öğrenci oldukları her hallerinden belli ergenlerin ellerinde sigarayla evlerine doğru yol almasının toplumumuzca artık normal karşılanması kanımca her birimizin şapkasını önüne alıp düşünmesine vesile olmalı. 

Zira bahsi geçen nesil bu şehrin, bu ülkenin geleceği…

Dolayısıyla, yalnızca ebeveynlerin elini taşın altına koyup üzerine düşeni yerine getirdiğini düşünmesi yetmez.

Umudunu yarınlara bağlayan her birey, her vatandaş sokaklardaki bu gidişten pay edinip, olumsuzluğun bertaraf edilmesi yönündeki bilinçle hareket etmeli. 

Sağlıcakla…