Zor günlerden geçiyoruz. Etrafımızdaki ateş çemberi bizi artık doğrudan etkiliyor. Daha dün sesini duyduğumuz bombalar artık ülkemizde patlıyor. Herkeste bir şüphe, bir karamsarlık hali var. Ülkemiz nereye gidiyor? Yarın bizi neler bekliyor?

Ülkemiz Suriye’ye mi dönüşecek? Herkesin aklında bu sorular. Fakat hükümetimizin güçlü ve kararlı adımları bu puslu havayı hemen dağıtıyor; ülkemizin güçlü olduğunu dosta düşmana gösteriyor. Ne yazıktır ki bunu yaparken diğer siyasi partilerden hiçbir destek alamıyor. Sanki terör sadece Ak partinin sorunu. Herkes işin kolayını bulmuş. Hep şikayet ediyor, her zaman suçlu arıyorlar.  Ülkem için elimi değil bedenimi taşın altına koyarım, diyen siyasiler seçim sonrası oluşan hükümete bakan vermekten bile kaçtılar. Hatta geçmişi terörle, şiddetle dolu diğer bir siyasi oluşum mevcut hükümete katil diyor. Patlayan bombaların sorumlusu olarak hükümeti gösterebiliyor. Akla ziyan bir durum olsa da sözde “Barış” mitinglerinde boy gösterip, patlayan bombalar sonrası gülerek geldikleri meydanda dokunaklı açıklamalar yapabiliyorlar. Bununla da yetinmiyor ölen insanların acılarını istismar edip cenazelerinden medet umuyorlar. Şimdi, “Devlet niye gerekeni yapmıyor?” dediğinizi duyar gibiyim. Devlet gerekeni yapıyor ve yapmakta. Sadece son iki ayda binlerce terörist etkisiz hale getirildi. Özerklik ilan eden belediye başkanları görevden alındı, hendek kazanlar adeta o hendeklere gömüldü. İşte bunlar bile devletin gerekeni yaptığının kanıtı.

Şimdi millet kendi üzerine düşeni yapmalı. Önümüzde bir seçim var. Özellikle bu bölgedeki halkımız kararını çok doğru vermeli. Oynanan oyunu görmeli. Kendi geleceklerini belirleyecek adımları akıllıca atmalı. Terörle arasına mesafe koymayanlara artık mesafeli durmalı. Yoksa kaybeden sadece Türkiye olmayacak en başta bu bölgedeki halkımız olacak. Daha seçim sonrası tehditler savuran sözde barışseverlerin gözünde Kürt halkının hiçbir değeri yok. Bunu, yaşanan son iki üç aylık süreç gayet iyi göstermiştir.

Neler görmedik.

Ekmek parası için çalıştığı lokantada öldürülen garson, Kürt değil miydi? Ya da Kürt halkının sağlığı için gecesini gündüzüne katan sağlık ekiplerini öldüren PKK terör örgütü değil miydi? Uyan artık Kürt kardeşim. Ne oldu da dıştan kumandalı siyasetçileri kendinize temsilci seçtiniz. Ne zaman farkına varacaksınız sizi kullanan bu insanların gerçek yüzünü. Hadi onu da geçtik. Bir düşün; bu örgüt ve siyasi uzantıları senin hangi değerine kıymet veriyor? Ne dinine, Ne gelenek göreneğine. Senin camini mühimmat deposu olarak kullanan bunlar değil mi ya da oyun çağındaki kızlarını dağa kaçıran? Artık herkes tarafını belli etmeli, karınca misali olsa da. Ya kurtla yiyip kuzuyla ağlayanın tarafında olacaksın ya da vatanını canından çok sevip kefeninle bu yola çıkanların yanında olacaksın. Unutma Suriyelinin sığınacak bir Türkiye’si vardı ama senin gidecek ikinci bir ülken yok.