Evet ne yazayım!..

Trabzonspor’un Antalyaspor ile maçı varmış! Kazanırsa UEFA’ya  gitmeyi garantiliyormuş! Bu bizi sevinçten sokaklara dökecek öyle mi? Biz bunları yazacağız, konuşacağız ve ülkemizin felaketi karşısında elimizi kıpırdatmayacağız!

Cemiyetimizin üyesi ve ağabeyimiz Ahmet Kayacık hayata gözlerini yumduğu akşam, Gazeteciler Cemiyeti’ndeki bazı arkadaşların şen şakrak açık batak oynamalarına tanıklık ettiğimde!...

Ya da Soma faciasından sonra yine o lokalde aynı manzarayı gördüğümde utanç duymuştum. Bir kez daha anlamıştım ki insanlığımızı kaybetmişiz!

 İddaa’dan 100-200 lira kazanma adına insanların nasıl da insanlıklarını yitirdiklerine tanıklık ederken ve çaresizce bunlarla aynı mekanı paylaşmanın sefaleti içinde olmaktan utanç duydum.

Daha 6 gün önce yaşadığımız Soma faciası aslında ülkemizin yüz karası!... Ama bu ilk değil ki! Binlerce facia yaşadı Türkiye’miz. Her birinde yeni önlemler alınacağı açıklandı, sonra unutuldu gitti. Ölü sayısı resmi rakamlara göre 301, iddialara göre 750’nin üzerinde olması acıyı katlıyor kuşkusuz ama ihmal, ya da aşırı kar hırsıyla bir insanın bile hayatının sona erdirilmesi cinayet değil mi? Bir kişinin acısı, düştüğü ocağı nasıl da yaktığını neden algılayamıyoruz?

Niçin onun acısıyla bütünleşemiyoruz?

Gezi olayları sırasında bir psikopat, 20 yaşlarında bir kıza pala ile saldırıyor, kalçalarına palayla vuruyor. Bu iktidarı hiç ırgalamıyor ama bir gazete, ‘O palayla başbakanın kızına vursalar ne hisseder?’ diye sorduğu için aforoz edilmeye çalışılırken, ortalama bin lira maaşla birlikte 2 bin metrede ölüm yolculuğu yapan insanların hayatlarının kararmasının sebebi bizzat sayın başbakan ve onun politikaları değil mi? Avrupa’lı yıllık en az 50 bin dolar, en çok 160 bin dolara madene inerken ve can korkusu yaşamazken, bizim insanımız en düşük 4 bin, en yüksek 10 bin dolara neden ölüme koşar adım gider hiç düşündünüz mü?

Güney Kore’de Feribot kazası nedeniyle okul müdür yardımcısı intihar ediyor. Bakan, ‘Kaza olduğu ve kurtarma çalışmalarını iyi yapamadığımız için istifa ediyorum’ diyor.  Avrupa’da polis aşırı şiddet uyguladığı iç işleri bakanları istifa ediyor ve buna yüzlerce örnek her gün gazetelerde satır aralarında bile olsa haberleri veriliyor.

Ya bizde...

Soma faciası Japonya’da olsa, başbakanından kabinenin tüm üyelerine kadar harakiri yapardı. Ama ülkemizde bir bakan Soma cinayetinden sonra 5 gün o bölgede kaldı ve sürekli medyanın karşısında sözde üzüntülü bir şekilde konuştu diye kahraman ilan edilebiliyor! Acılı insanların tepkilerinin karşılığı tokat, tekme, polis copu, tazyikli su, olağanüstü hal, 10 yaşındaki çocuğun gözaltına alınmak istenmesi ve onun korkudan altına kaçırmasıysa eğer bunda suçumuz yok mu tüm toplum olarak!

Ya elin oğlu Didier Drogba, Soma için 1 milyon Euro bağışlarken, bizim devlet büyüklerimizden tutun da, futbol dünyasının milyonlarca Euro kazananlarına kadar ne yapıyor acaba!...

Yardım kampanyalarını bile halkın üzerinden yapıyorlar. ‘maç yapalım, gelirini Soma’da ölenlerin yakınlarına bağışlayalım’ diyorlar. Bir tanesi, ‘ben de 100 lira veriyorum’ diyemiyor.

Mesela Trabzonspor başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Drogba’nın 10’da biri yardım yapacak mı? Hangi futbolcu, teknik adam elini cebine atacak? Söze geldiğinde felsefe şampiyonluğunu kimseye bırakmayan Şenol Güneş’ler, Özkan Sümer’ler, hep başkalarının parasıyla Trabzonspor’u idare etmeye çalışmış Faruk Nafız Özak’lar ve daha niceleri...

Cebinizdeki fazlalıklardan verebilir misiniz? Drogba’nın yüreğinin ve cömertliğinin binde birine varmışınız?

Bugüne kadar olmadılar, bundan sonra da olamazlar.

Evet ne yazayım?

Futbol mu, tarihimiz boyunca yaşadığımız binlerce Soma’yı mı, yoksa kaybettiğimiz insanlığımızı mı?

Ve son söz, kaybettiğimiz insanlığımız olduktan sonra, kupaların tümünü müzemize getirsek, her sezon Avrupa’ya gitsek  ne yazar?

Koca bir hiç!

Tıpkı bizim gibi!...

KUZEYEKSPRESS