banner1609

   
    Hayatın yasaklarının azalmaya başladığı bir sürece girdik. Herkeste bir kaygı var… Koronavirüs salgını sonrası “Nasıl bir hayat bizi bekliyor.”  endişesi…

   Hayata evden baktığımız, sosyal medyayı yoğun kullandığımız bu günlerde daha fazla düşünmeye ve okumaya başladık…
   Ben de yıllar önce okuduğum Platon’un “Devlet, Campenella’nın Güneş Ülkesi ve Thomas More’un Utopia kitaplarını tekrar okudum.
   Devleti ve devleti yönetenleri yüzyıllar öncesinden değerlendirip anlatmalarını bugüne uyarlamamız çok zor tabi ki..
   
   Devlet yöneticilerinin hangi kriterlere göre seçildiği ve atandığı olgusu hep tartışıla dursun. bizim ülkemizdeki devlet adamı fotoğrafları bizi düşündürmeden edemiyor
   Bir haber okudum birkaç hafta önce...
      
   Ak Parti Rize İl Başkanı İshak Alim’ in katıldığı bir TV programına mesaj gönderen Rize Valisi Kemal Çeber, Ak Partili başkandan “umre ziyareti’ hediyesi istedi. Ak Partili Başkan Alim de “Çok güzel olur.” şeklinde karşılık verdi.
    
   Bir ilin valisi, iktidar partisinin il başkanın katıldığı canlı yayına mesaj göndererek, kendisine kamuoyu huzurunda ‘Umre ziyareti’ hediye edilmesini istedi.
   Ben bunun için çok yorum yapmayacağım. Tarafsız olmaya çalışarak sadece iki devlet yöneticisinin ismini hatırlatacağım. Biri Recep Yazıcıoğlu, diğeri Gaffar Okkan... İkisi de yaşamıyor. Biri vali, diğeri emniyet müdürü idi...
   İkisi de kendinden çok halk ile bağ kurdular. Statülerini düşünmeden, devletini israf etmeden, işlerini gönülden yaptılar.
   Kendisine umre hediye edilmesini isteyen valiyle Recep Yazıcıoğlu’nu ayıran ve O’ nu özel kılan fark neydi? 
   Devletin kendisine sağladığı imkanları, kişisel işlerinde hiçbir zaman kullanmamasıydı öncelikle. Tebdil-i kıyafet denetimlere çıkıp kaçak göçek işlere göz yummamasıydı. İbadetinden hiçbir zaman geri kalmayıp, ortalık yerde ibadet etmeyi kendine zül saymasıydı. Resmi giyinmektense, rahat giyinmeyi tercih etmesi, korumasız gezmesiydi. Birilerini kırdığında ya da kırmak zorunda kaldığında, çocuk gibi üzülmesiydi. Parayla pulla işi olmamasıydı. Ve en önemlisi de; görev yaptığı hiçbir yerde hiç kimseye ayrıcalık tanımamasıydı.

    Ya Gaffar Okkan kimdi?

    İnsanların, polise bakış açısını değiştirdi Gaffar Okkan. Görev süresi boyunca Diyarbakır halkının gönlünü fethetti. Şehre geldiği daha ilk günlerde, sivil kıyafeti ile halkın arasına karışan Okkan, halkın nabzını tutmuş, halkı anlamış ve onlarla bütünleşmiştir.
    Yapmış olduğu çalışmalarla, araya bürokratik bir mesafe koymak yerine insanları kazanmayı tercih etmiştir. Şehrin faydasına yaptığı birçok farklı uygulama, bugün O'nun ardından hala konuşulmaktadır.
     İşte, bu güzel adamlar bu güzel ülkede yaşadı ve çok sevildiler.
     Çok oturmadıkları devlet koltuğuna itibar kazandırdılar, devleti var ettiler.
   koltuktan itibar ve avantaj sağlamadılar..
  Günümüz türkiyesinde çok örnekleri yok..keşke olsada bizde rize valisinin ümre işini yazmasak

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatih sağlam 1 ay önce

O iki muhterem kişinin görev yağtığı yıllarda zihniyeti camur akp türk siyasetinde söz sahibi deyildi,,şimdi herşey akp yolunda ilerliyor

Avatar
valtandaş 1 ay önce

çok haklısınız anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az