Varol Uzlu'nun 5 Temmuz 2022 tarihli köşe yazısı

Her insan doğduğu, çocukluğunu yaşadığı toprakları yurt eyler gönlüne ve bir ömür yüreğinde gezdirir.

Yüreğime koyduğum bir minnet duygusudur yaptığım çalışmalar.

Sadece yaşamak yetmez hayatı anlamaya…

İnsan etrafında gördüklerinden de harman kurar kendince.

Bazen birinin acısı, birinin hüznü, birinin başarısı, birinin sevgisi, birinin yorgunluğu gibi.

Bir çok hikâye çığ oluşturan kar taneleri gibi birbirine tutunur, büyüyerek üzerindeki coğrafyanın ruhu olur, sessizce.

Bu coğrafyadaki kadının hikâyesini kendi dünyasında en doğal halinde fotoğraflarla bir araya getirdim.

"Hayde" diyerek sergisini açtığım fotoğraf karelerim Trabzon Güzel Sanatlar galerisinde halen daha sergileniyor.

Nice emeklerle hazırladığım bu sergi değerini anlayanlar için bir başlangıç.

Hızla tüketilen bu şehrin son kalıntıları arasındaki son çırpınışlarım…

Her sabah, yenilenen Maraş Caddesi’ndeki bir kafede içtiğim kahveyle başlıyorum güne..

Kafedeki kaygısız, eylemsiz, çok sesli ama içi bomboş konuşmalara biraz kulak verirken başlıyorum yazmaya...

Önce yazımın başlığını düşünüyorum, sonrasında tasarladığım kelimelere yeni bir düzen verip çatıyı oluşturuyorum..

Son paragrafımı yazdığımda etraf iyice kalabalıklaşmış, son yudumunu aldığım kahvem soğumuş ve artık galeriyi açma zamanı gelmişti.

İki sokak ötede bulunan galeriye yavaş yavaş yürürken, şehrin efendilerini sergiyi görmeye davet ettim..

Belki hayatlarında farklı bir etkinlik olur diye...

Ama hiçbiri 30 metre ilerdeki tarihi binanın galerisininden içeri bile girmedikleri için bu davetimi çok da umursamadılar zaten

Siz o zaman bir “Espresso” daha için deyip, ayrılıyorum.

Galerinin önüne geldiğimde elinde bir çiçekle galerinin açılmasını bekleyen İmigül Gemiköz'ü gördüm, unutmuştum.. dün arayıp sergiye geleceğini söylemişti.

70 km uzaklıktan geliyordu, Şalpazarı Üzümözü Köyü’nden…

63b7aa57-06e5-416e-a658-48247103d6b3

İmigül, köyünde ablasıyla yaşayan, inekleri olan ve çok önemli bir işi yoksa şehire gelmeyen toprağına sadakatini hiç kaybetmemiş, yürekli, güçlü bir Ağasar kadını.

Sanata ve sanatçıya gösterdiği bu hassasiyeti beni o kadar mutlu ettiki, yaptığımız bu işin güzelliğini tekrar anımsattı...

Fotoğraflara tek tek bakıp incelediğinde, kederli hayatı gözlerinin önüne geliyordu sanki..

Bir çay söyledim ona..

Yaz dedim.

Anı defterine hissettiklerini...

Kelimelerini tek tek düşünerek içinden geçenleri yazdı...

Çok sevdiği kızı “İmgem” için bir eserimi satın alma hassasiyeti göstermesi sanata ve sanatçıya verilebilecek en güzel değerdi.

Bu memleketin değerli kadınları bu kadar sıkıntılar içerisinde olmasına rağmen hayata bağlanıp yeniden renklendiriyor yaşadığı coğrafyayı.

Umutlarını, hayallerini ve yaşanmışlıklarını unutarak.

Çayından son yudumunu alan İmigül, “Yolum uzak Varol bey, ineklerim yemek bekler, 2 otobüs ile gideyim köyüme…” dedi.

İşte bu güzel hikayeler bizi var edecek… Hep var ol İmigül.