Trabzon'un yükünü çeken bir dönemin yaşamının içinde sembol olmuş mihenk taşlarıydılar.
At arabalarının da trafik sürücü belgesi ve plaka sistemi vardı, 1970’lerin sonlarında yolcu taşımacılık işinden men edildiler.
Bir süre odun, kömür, sebze meyve ve eşya nakliye işinde kullanıldılar.
At arabası sürücüleri yükün durumuna göre arabanın ön dingilindeki direksiyon dingilini 90 derece açıyla çevirip hızlı bir manevra ile bir dokunuşta arabayı yana devirip yükünü işyeri veya ev önüne boşaltıverirlerdi.
Aynı çabuklukla tekrar at arabası kasasını doğrultur ve yoluna devam ederlerdi.
At arabası mahalleden mahalleye ev taşıma işlerinde de kullanılırdı.

Evin yükü o zamanlar mütevazi ölçekte 12 takım yastık, yer minderi, halı, güğüm-bardak, mutfak eşyası, varsa ufak tefek sedir divan sehpa, teldolap vb. idi.
Şimdiki gibi buzdolabı, çamaşır makinesi, tv. vb. elektronik eşyalar, hacimli ve ağır olan koltuk ve vitrin takımları gibi büyük eşyalar değildi.
1990'lı yıllara doğru at arabası ile meydan daki eski garaj civarındaki otobüs firmalarına ve ambarlara gelen malzemeleri kunduracılar, semerciler ve bakırcılardaki esnafa taşıma işleri giderek azaldı.
Ayrıca hem at beslemek hem de araba koyacak ev durumları da azalmış oldu.
Ahır ve yem maliyetleri arttığı gibi zaman içinde kazanç düşüklüğü de görüldü.
Trabzon'daki sosyal ve ekonomik hayatın gelişmesi, şehrin büyümesi ve motorize araçlarla çekip çevriliyor olması yönündeki değişimler de at arabacılığı sektörünü olumsuz etkilemiştir.
Asıl yoğunluk pazarkapı Mahallesi'ndeydi.
pazarkapı esnafının, pazarkapıda ikamet edenlerin dar sokaklarda bir numaralı nakliye ve ulaşım araçlarıydılar.

Atlı arabaların merkezi pazarkapı Mahallesiydi.
Şimdiki Ortahisar Belediyesinin arkasında Tosunların tarihi odun deposu vardı, odun deposunun alanı çok büyüktü, akşamdan bütün atlı arabalar bu odun deposunun duvarının bitişiğine çekilir yemlenirdi.
Bu tür bahçeli, hayatlı, ahırlı ve at arabalı Trabzon evlerinin azalması ve motorlu araçların ön plana geçmesi yüzünden at arabacılığı yapmak karlı bir iş olmaktan çıktı.
Trafik kısıtlamaları ve çevre kirliliğine yol açma nedeniyle ve en önemlisi de hayvan haklarının gelişmesi de bu süreci olumsuz etkiledi.
At arabasına aşırı yük yüklemeler ve bakımsız kalan hayvanların düşüp yığılıp kalması da bu olumsuzluğu pekiştirdi.
Bazı insafsız sürücülerin atlara kötü davranıp hırpaladığı veya kırbaca boğduğu görüntüler ile gariban hayvanların bir deri bir kemik ve halsiz vaziyetteki durumu kamuoyunu ve vicdanları rahatsız ettiği için de trafikten komple men edildiler.
Hatıralarımızın en önemli mihenk taşlarından, anılarımızda iz bırakmış at arabalarını ve alınlarından ter eksik olmayan arabacılarını, Yollarda nalların sesini, rüzgârla savrulan yeleleri ve kurşuni gökyüzü altında çamurlu yolları çizen at arabalarının hareketini ve çıkardığı sesleri unutmuş değiliz.

