Yomra Kaşüstü'nde on yılı yakın süredir aynı görüntüyle karşı karşıyayız: iskeleti dikilmiş, betonu dökülmüş, ama bir türlü hayata geçmemiş dev bir kompleks. Trabzon Dünya Ticaret Merkezi'nin "natamam yapı" tabiri artık kulağa bile yorgun geliyor. Bu proje şehrin hafızasında bir şantiyeden çok, senelerdir tekrarlanan bir vaat olarak yer almakta.
Aslında Trabzon Dünya Ticaret Merkezi, bugün konuştuğumuz o yarım kalmış kompleksten çok daha eski bir isim ve bu hikayenin günü gelmişken tekrar hatırlatılması gerekiyor.
Bu arsanın DTM'ye kavuşması da kendi başına bir hikaye. 1999'da DYP'den Kaşüstü Belediye Başkanı seçilen Mustafa Çam, sahildeki çeşitli devlet kurumlarına ait arazileri Dünya Ticaret Merkezi'ne tahsis ederek kompleksin bugün üzerinde yükseldiği alanı fiilen yarattı. Çam olmasaydı, konuştuğumuz bu arsa muhtemelen hâlâ başka bir kamu kurumunun elinde olurdu; kısacası Kaşüstü'nün DTM'ye ev sahipliği yapması, büyük ölçüde onun yatırımcıya kucak açan belediyeciliğinin eseri.

Kaşüstü Eski Belediye Başkanı Mustafa Çam'ın "Kaşüstü'nü Trabzon'un Çankaya'sı yapacağım" sözünün ilk tomurcuğuydu Dünya Ticaret Merkezi. Kaşüstü'nün çehresi onunla değişmeye başladı. Trabzon bir fuar kenti olarak anılmaya başladı. Ardı ardına fuarlar yapılmaya başlandı. Buna bağlı olarak bölgeye önce Novotel, Cevahir AVM gibi büyük yatırımlar, ardından Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adliye Sarayı gibi büyük devlet yatırımları da geldi. Yani Mustafa Çam, görev süresi içerisinde Kaşüstü'nü yatırımlarıyla gerçekten Trabzon'un Çankaya'sı yaptı. Belediyecilikte söylediği bir söz vardı. Çam, "Belediye başkanının görevi yol yapmak, su bağlamak, çöp toplamak, emlak vergisi almak değildir. Bunlar belediyenin asli görevleridir. Belediye başkanı olmasa da bunları zaten belediye personeli yapar. Belediye başkanının görevi, hizmet ettiği belediye bölgesinde yatırımcıların işini kolaylaştırmak, bölgenin kalkınmasını sağlamak, hangi partiden olursa olsun ayrım yapmadan, kin gütmeden, halkın ihtiyaçlarına kulak vermekti" derdi. Trabzon'da iz bırakmış, Yomra ilçesi içerisinde görev yapmış, vizyon sahibi bir belediye başkanıydı. (Allah şifasını versin, 9 yıldır tedavisi devam ediyor.)
Bugün tartıştığımız dev kompleksin inşaat hikayesi ise çok daha sonra, 2017'de başladı: Yomra'nın Kaşüstü-Şana mevkisinde 86 bin metrekarelik bir alanda, Dubai merkezli Armada Holding'in üstlendiği, yap-işlet-devret modeliyle 49 yıllığına kurulan bir proje. Amaç, artan fuar sayıları sonrası daha büyük bir fuar ve kongre merkezi yapmaktı. Marka otellerin geleceği 4 ve 5 yıldızlı otel kompleksleri yapmaktı. Klinik, ofis ve rezidans alanları oluşturmaktı. Öngörülen süre dört yıldı; yani 2021'de bitmiş olması gerekiyordu.

OLMADI. Yatırımcı, gecikmeyi yer tesliminin gecikmesine, pandemiye ve alt taşeronların iflasına bağladı. Kendisine verilen ek sürelere rağmen taahhüdünü yerine getiremedi; buna karşın inşaatın yüzde 90'ının bittiğini iddia etti. Buna karşılık Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi'nin ifadesi çok farklıydı: "Yüzde 50'si bile bitmiş değil, kabası var, asıl yapılması gereken kısımlar duruyor." Çelebi, yatırımcının iyi niyetli olduğunu düşünmediğini de ekledi.
Şimdi, yıllar sonra, yeni bir sayfa açılıyor. Geçtiğimiz hafta Trabzon Dünya Ticaret Merkezi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Birol Hacıoğlu, 23 Temmuz'daki toplantıda alınan kararı duyurdu: Kaşüstü'nde, 1763 ada 3 parseldeki komplekste "bazı kısımlar" kat karşılığı modeliyle tamamlanacak. İhale 3 Eylül'de yapılacak, dokümanlar 4 Ağustos'tan itibaren satışa çıkacak; ruhsat alındıktan sonra süre 365 gün.
Asıl dikkat çeken detay takvimde değil. Parselin güneyinde planlanan 4 yıldızlı otel bloğu ile rezidans, artık otel ve rezidans olarak inşa edilmeyecek. Ticari ofis ve dükkâna çevrilecek. Yüklenici bu ofis-dükkân alanlarını üstlenecek, karşılığında şehrin gerçekten ihtiyaç duyduğu fuar-kongre merkezini bitirecek.
Kağıt üzerinde makul bir takas görünüyor: bitmeyen bir şeyi bitirmek için elde kalanı satmak. Ama bir mimarın gözünden bakınca ortada bir proje revizyonundan fazlası var. 2017'de bu parselde vaat edilen, Doğu Karadeniz'in turizm ve kongre kapasitesini büyütecek uluslararası ölçekli bir cazibe merkeziydi. Dokuz yıl sonra elimizde kalan, finansman sıkışınca en kolay satılabilir metrekareye sığınmış, ofis-dükkân karmasına indirgenmiş bir bina.
Trabzon'un bu sahil şeridinde gerçekten eksik olan neydi: bir fuar-kongre merkezi mi, yoksa şehrin her köşesinde zaten fazlasıyla bulunan ticari ofis ve dükkân alanı mı?
2017'nin cevabı bugünkünden farklıydı. Bugünkü cevap, projeyi bir şekilde bitirebilmek için geriye doğru revize edilmiş bir cevap.
Bir kentin vizyonu, ekonomik olarak her şey yolunda giderken değil; kriz dönemlerinde hangi ilkelerden vazgeçmediğiyle ölçülür. DTM'nin önümüzdeki bir yıl içinde bitmesi iyi haber olacak, şehir on yıllık bir ayıptan kurtulacak. Ama bitmiş bina, 2017'de vaat edileni değil, yolda vazgeçileni temsil edecek.
Trabzon'un vizyonu bunun ötesinde olmalı diye düşünüyorum.
Kaşüstü'nün elde kalmış en değerli noktalarından birinde, otel fonksiyonunun kaldırılıp yerine ofis ve dükkân yapılması gerçekten bölgenin uzun vadeli ihtiyacına mı cevap veriyor?
Elbette bu kararın finansal gerekçeleri olabilir. Bölgede artan otel arzı, doluluk oranları veya yatırımın sürdürülebilirliği gibi nedenler bu tercihte etkili olmuş olabilir.
Ancak burada tartışılması gereken asıl konu, bugünün ekonomik zorunlulukları ile Trabzon'un 20-30 yıllık turizm vizyonu arasında nasıl bir denge kurulacağıdır.
Ama dünyayı gezen iş insanları olarak, size sormak isterim.
Trabzon'da uluslararası standartlarda kaç tane otel var?
Burada fuarlar başladığında, şehir dışından ya da yurt dışından gelen bir iş insanı olarak hemen fuarın yanında, şehrin merkezinde bir yerde mi konaklamak istersiniz? Yoksa merkezden uzak, pek çoğu apart statüsünde olan otellerde mi kalmak istersiniz?
Tüm bu gerekçelerle, bu alanda bir fuar merkezi yapıldığında o binada nitelikli otellerin olmasının doğru olacağına inanmaktayım.
Biz bu ihaleyi yapmayalım da 10 yıl daha böyle mi kalsın diyebilirsiniz?
Ben de size, bu şekilde yaparsanız 50 yıl bu sitemi ve yükü çekersiniz derim.
Hâlâ fırsatımız varken, bir kentin vizyonunu ve gelecek perspektifini birlikte değerlendirelim derim.
Belki de asıl tartışmamız gereken konu DTM değildir. Asıl konu...
Trabzon'un büyük projeleri için artık ortak bir yatırım modeli oluşturup oluşturamayacağımızdır.
Çünkü bugün DTM'de yaşadığımız finansman problemi...
Yarın başka projelerde de karşımıza çıkabilir.
Eğer büyük kamusal projelerimizi sadece ekonomik kriz dönemlerinin şartlarına göre revize edersek...
Şehirlerimizi uzun vadeli vizyonla değil, kısa vadeli zorunluluklarla inşa etmiş oluruz.
Son söz olarak;
DTM'nin tamamlanmasını elbette istiyorum.
Çünkü Trabzon'un bu yarım hikâyeyi artık geride bırakması gerekiyor.
Ama tamamlarken de kendimize şu soruyu sormaktan vazgeçmeyelim:
Bugün verdiğimiz kararlar, 2050'nin Trabzon'una hizmet ediyor mu?
Saygılarımla
Emrah Ömer ÇAM
Yüksek Mimar
