Son aylarda Trabzon'da peş peşe önemli gelişmeler yaşanıyor.
Yıllardır beklenen Raylı Sistem Projesi yapım sürecine giriyor, Güney Çevre Yolu çalışmaları hız kesmeden devam ediyor, geçtiğimiz günlerde Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım fikir projesi sonuçlandı ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması ilan edildi. Bunların yanı sıra yeni yaşam alanları, ulaşım yatırımları, turizm projeleri ve kamu yatırımları da şehrin gündemini şekillendiriyor.

Açıkçası uzun yıllardır Trabzon'da aynı anda bu kadar büyük ölçekli yatırımın konuşulduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Bu tablo, şehrini seven herkesi heyecanlandırıyor.
Ama kendimize sormamız gereken bir soru var:
Bu projeler gerçekten aynı geleceğin parçaları mı?
Şehirleri değiştiren şey tek tek projeler değil, projelerin ortak bir vizyon doğrultusunda birbirini tamamlamasıdır. Dubai, Singapur ve Barselona'yı başarılı kılan şey ulaşımı, kültürü, ekonomiyi ve şehir planlamasını tek bir hedef doğrultusunda yönetebilmeleriydi.
Trabzon'un önünde bugün tam olarak böyle bir fırsat var.
Doğru planlanan bir raylı sistem, şehir merkezinin gelişimini değiştirir, yeni ticaret aksları oluşturur, gayrimenkul değerlerini yeniden şekillendirir. İstasyon çevreleri doğru tasarlandığında yürünebilir, yoğun ve karma kullanımlı bölgelere dönüşür. Toplu taşımaya yakın yaşamak, günlük hayatı otomobile bağımlı olmaktan çıkarabilir.

Güney Çevre Yolu şehir içi trafiği rahatlatırken lojistikten ticarete kadar yeni fırsatların kapısını aralayabilir. Transit ve ağır tonajlı araç trafiğinin şehir merkezinden ayrılması, sahil şeridini yeniden bir yaşam alanına dönüştürebilir. Liman ve sanayi bölgelerine erişim kısaldıkça, bölgedeki lojistik yatırımların cazibesi de artar.

Kültür ve Sanat Merkezi de doğru yönetildiğinde Trabzon'un kültürel kimliğini güçlendirebilir, ulusal ve uluslararası organizasyonları şehre çekebilir. Düzenli bir etkinlik takvimi ve profesyonel bir işletme modeliyle, merkez yalnızca bir gösteri mekanı değil, çevresindeki kafe, otel ve ticari birimleri de besleyen bir çekim alanına dönüşebilir. Bu tür yapılar doğru konumlandırıldığında turizm sezonunu yaz aylarının dışına da yayabilir.

Burada küçük ama somut bir fikrim var. Meydan'da yıllar önce yıkılan tarihi Opera Binası'nın cephe silüeti ya da mimari karakterini yansıtan öğeler, yeni yapılacak Kültür ve Sanat Merkezi'nin opera veya tiyatro cephesinde çağdaş bir yorumla yeniden hayat bulabilir mi? Geçmişe duyulan saygıyla geleceğin mimarisi böylece aynı yapıda buluşabilir. Şehirler yalnızca yeni binalarla değil, hafızalarını yaşatabildikleri ölçüde kimlik kazanır.

Kritik nokta şu: bu projelerin her biri kendi içinde başarılı olabilir. Fakat birbirinden bağımsız ilerlerse beklenen büyük dönüşüm gerçekleşmeyebilir.
Bugün Trabzon'un en fazla ihtiyaç duyduğu şey, yeni projelerden önce ortak bir şehir vizyonu. Büyükşehir Belediyesi'nin, ilgili bakanlıkların, üniversitelerin, meslek odalarının, iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının aynı masada buluşarak "2050 Trabzon Vizyonu - 2100 Trabzon'un Geleceği" etrafında hareket etmesi gerekiyor.
Artık şehirler birbiriyle yarışıyor. Bu yarışta kazananlar en fazla beton döken ya da en fazla yatırım yapan şehirler olmayacak. Kazananlar, yatırımlarını ortak bir hedef doğrultusunda planlayan, şehir kimliğini korurken geleceği de inşa edebilen şehirler olacak.
Raylı Sistem, Güney Çevre Yolu, Kültür ve Sanat Merkezi, yeni turizm yatırımları, şehircilik projeleri; bunların her biri tek başına çok kıymetli projeler. Asıl başarı ise bu projelerin birbirini tamamlayan bir kalkınma modeline dönüşmesiyle mümkün olacaktır.
Trabzon'un elinde belki de son yılların en büyük fırsatı var. Bir şehrin geleceği yatırımların büyüklüğüyle değil, aynı hayale hizmet edip etmediğiyle ölçülür.
Yeter ki günü değil, gelecek nesilleri planlayalım.
Emrah Ömer ÇAM
Yüksek Mimar