KTÜ Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi ve İLAFAR Araştırma Grubu Sorumlusu Doç. Dr. Gülin Renda, doğada kendiliğinden yetişen mantarların zehirli ya da zehirsiz olduğunun ayırımını yapmanın çok zor olduğunu söyledi.

Halk arasında zehirli ve zehirsiz mantarları birbirinden ayırt etmeyle ilgili bilimsel olmayan bazı yaygın inanışlar bulunduğuna dikkat çeken Renda, bunlara itibar edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Mantar zehirlenmelerinin ana nedenlerinin ormanlardan mantar toplayıp yeme alışkanlığının yaygın olması ve toplayıcıların mantarları iyi tanımaması olduğunu ifade eden Renda, “Çayırlarda, orman altlarında yetişen ve kolayca görülebilen büyüklükte gösterişli yüksek mantarlar arasında içerdikleri zehirli bileşikler nedeniyle bazı sağlık sorunlarına hatta mantar zehirlenmesi sonucunda ölüme neden olanlar bulunmaktadır. Doğada kendiliğinden yetişen mantarlar arasında zehirli zehirsiz ayrımı yapmak oldukça güçtür. Bu ayırımı ancak bu konuda uzmanlaşmış bilim insanları yapabilir. Hatta bazen ileri laboratuvar teknikleri kullanmak gerekebilir. Bu nedenle mantarları iyi tanımayan toplayıcılar tarafından karıştırılabilirler. Mantar zehirlenmelerinin ana nedenleri ormanlardan mantar toplayıp yeme alışkanlığının yaygın olması ve toplayıcıların mantarları iyi tanımamasıdır. Yenilebilir mantarlar ile zehirli mantarların yağmurları takip eden ilkbahar ve sonbahar günlerinde özellikle çayırlarda ve ağaç altlarında yan yana yetişmesi sonucunda toplayıcılar yanılabilmektedir. Halk arasında zehirli ve zehirsiz mantarları birbirinden ayırt etmeyle ilgili bilimsel olmayan bazı yaygın inanışlar da vardır, bunlara itibar etmemek gerekir. Dolayısıyla tüketicileri bu konuda uyarmak ve bilinçlendirmek yarar sağlayacaktır. Mantar yiyen bir kişide zehirlenme belirtilerinin görülmesi halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Mantar tüketiminde kültür mantarlarının tercih edilmesi hayati tehlikeyi ortadan kaldıracaktır” dedi.