Hematoloji Uzmanı Dr. Çağatay Ünsal, lenfomada uygun tedavi yönetimiyle iyileşme şansının yüksek olduğunu söyledi.

Lenf kanseri olarak da bilinen lenfoma, lenf sistemine ait 70’ten fazla kanser türüne verilen genel bir isim. Medicana International İstanbul Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Çağatay Ünsal, bağışıklık sisteminin önemli bir bölümünü oluşturan ve kemik iliğinde üretilen lökositlerin (WBC, akyuvar, beyaz kan hücreleri) mutasyonuyla oluştuğunu, mutasyon geçiren hücreler kontrolsüz bir şekilde bölünerek çoğalarak sağlıklı hücrelerin yerini aldığını ve bunun sonucunda lenfoma olarak tanımlanan hastalığın oluştuğunu söyledi. Dr. Çağatay Ünsal, lenfoma hakkında bilgi verdi.

Lenfomanın nasıl ortaya çıktığını açıklayan Dr. Çağatay Ünsal, ’’Akyuvar türlerinden B ve T hücrelerinin mutasyona uğraması ve bu hücrelerin bölünerek çoğalmasıyla ortaya çıkar. Kanserli lenfositler, sağlıklı hücrelerden daha hızlı bir şekilde çoğalır ve onlardan daha uzun süre hayatta kalır. Ortaya çıkan tümör, kemik iliği başta olmak üzere, bademcik, dalak, timüs ve lenf bezlerinde ortaya çıkar. Lenfomanın, HodkinLenfoma (HL) ve Non-HodkinLenfoma (NHL) olmak üzere başlıca iki farklı türü bulunsa da toplamda 70’ten fazla lenfoma türü bulunur. Lenf kanseri olarak da bilinen bu hastalıkların uygun tedavi yöntemleriyle iyileşme şansının yüksek’’ şeklinde konuştu.

’’VÜCUDUNUZDA AĞRISIZ KİTLELER VARSA DİKKAT’’

Vücuttaki ağrısız kitlelere dikkat çeken Dr. Ünsal, ’’Lenfoma varlığında sıklıkla ateş, gece terlemesi, titreme, istirahatle geçmeyen yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kaşıntı, cildin kıvrım yaptığı bölgelerde döküntü, sebebi anlaşılamayan iştah ve kilo kaybı, karın ağrısı, kabızlık veya ishal, bademciklerde şişlik gibi belirtiler görülür. Ayrıca boyunda, göğsün üst kısmında, kasık bölgesinde, midede ve koltuk altında ağrısız kitle varlığı görülebilir. Lenf bezlerinde ağrısız şişliklere sık rastlansa da lenfomanın başlangıç aşamasında ağrıya yol açan belirtiler görülmez. Lenfomanın 4 evresi bulunur. Birinci evrede kanser oluşumu lenf nodunda ya da organdayken ikinci evrede kanser, iki lenf nodunda veya bir organdadır. Ayrıca bir organ ve ona yakın bir lenf nodu varlığında da hastalığın ikinci evrede olduğu kabul edilir. Üçüncü evrede kanser, vücudun iki tarafında pek çok lenf nodunda veya organda bulunur. Dördüncü evrede ise kanser yalnız bir organda olabilir ve yakında bulunan lenf düğümünün ilerisine yayılabilir’’ dedi.

’’HÜCRELER KONTROLSÜZ ŞEKİLDE ÇOĞALARAK KANSERE YOL AÇIYOR’’

Dr. Ünsal, sözlerine şöyle devam etti: ’’Vücudun enfeksiyon ve farklı hastalıklarla karşılaşması durumunda akyuvarlar, hızla çoğalarak vücuttaki yabancı organizmaları yok eder. Lökositlerin beş farklı türü bulunur. Bunlardan biri de lenfositlerdir. Kemik iliğinde üretilen lenfositlerin bir bölümü timusa (göğüste bulunan lenf bezi) giderek T hücresine (T lenfositi) dönüşür. Buradan da lenfoid, dalak, bademcik, lenf bezi, dalak ve bağırsağa ulaşır. Kemik iliğinde kalan hücreler ise B hücresi (B lenfositi) olarak tanımlanır. Vücuda yabancı bir organizma girdiğinde B hücreleri, bu organizmaların üzerine yapışarak bir tür etiketleme yapar. Böylece T hücreleri, bu organizmaların yabancı olduğunu anlayarak lenfokin adlı kimyasalı salgılar ve bu da bağışıklık sisteminin uyarılmasını sağlar. Lenfoma hastalığında ise T ya da B hücreleri kontrolsüz bir şekilde çoğalarak kanser oluşumuna yol açar’’.

’’TEDAVİ, HASTALIĞIN EVRESİNE GÖRE FARKLILIK GÖSTEREBİLİR’’

Tedavi konusunda değinen Dr. Ünsal, ’’Lenfoma tedavisi, lenfomanın türüne, yayılma hızına ve hastalığın evresine farklılık gösterir. Hastalığın yavaş ilerlediği ve belirtiye yol açmadığı kişiler periyodik olarak kontrol edilerek tedaviye ihtiyaç duymadan yaşayabilir. Ancak aktif lenfoma varlığında kanserli hücrelerin yok edilmesi için ilaçlı tedavinin yanı sıra kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, kemik iliği nakli ve cerrahi müdahale ile hastalığın tedavisi yapılabilir.Lenfoma hastalığının türü ve hastanın durumu belirlendikten sonra tedavi süreci kişiye özel olarak belirleniyor. Lenfoma tedavisi, hastalığın türüne, evresine ve kişinin genel sağlık durumuna göre kişiye özel olarak düzenlenir. Tedavi sürecinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamalar, saçların dökülmesi, iştah kaybı, bulantı, kusma, öksürük gibi yan etkiler gösterebilir. Bu yüzden tedavi süresi boyunca kişinin psikolojik destek alması gerekebilir’’ açıklamasında bulundu.

’’TEDAVİYE YANIT ALINAMAZSA KEMİK İLİĞİ NAKLİ YAPILIR’’

Dr. Ünsal, sözlerini şöyle sonlandırdı: ’’Allojenik ve otolog olarak yapılabilen kemik iliği nakli, diğer tedavi seçeneklerine yanıt alınamaması durumunda yapılır. Allojenik nakil, bir başkasından alınan kök hücreler ile yapılır. Otolog nakil ise kişinin kendisinden alınan kök hücreler ile yapılır’’.

(İHA)